Hapy Girll mutlu, Gülizar depresyonda!

a
a
Pazar, 18 Nisan 2010 - 05:00

Anayasa değişikliği filan hikaye. Bütün Türkiye bu tecavüz skandalıyla çalkalanıyor! Baharın gelmesiyle hormonları kanında delicesine akan ve duygularına hakim olamayan Coşkun, çitleri kırarak yandaki çiftliğe giriyor ve başta Hapy Girll olmak üzere 5 kısrağı ve ardından eşek Gülizar’ı ‘mutlu’ ediyor! Bu sıradışı çiftleşme olayının gürültüsüne uyanan seyisler azgın aygırı zaptetmeyi başaramayıp, ikisi yaralanınca atların sahibine haber veriyorlar. Olay yerine gelen genç adam, aygırı iş üstünde yakalıyor, ama adamlarıyla birlikte araya girme çabalarına rağmen, ne mümkün, Coşkun’a, çiftlikteki bütün kısrakları halletmeden engel olamıyorlar.

Mevsim bahar olunca...
Aslında Coşkun’un suçu yok. Onu bu güzel havalar mahvetti. Bütün hayvanlar bahar aylarında çiftleşmek ister. Coşkun da sağlıklı bir aygır olarak, üstelik hemen yanında kalan kısrakların kokusunu da duydukça kendine hakim olamıyor. Basıyor tekmeyi çitlere ve dalıyor yandaki çiftliğe. Yarış atı matı dinlemiyor, kendi soyunun sopunun bilinmezliği ise hiç umrunda değil. Allah’ı var, karşılarında yakışıklı aygırı bulunca kısraklar da, “Biz ayrı dünyaların atlarıyız, seninle çiftleşirsek itibarımız sarsılır, yavrularımız yarışlara katılamaz” gibi insanlara has toplumsal itirazlara girişmiyor, kendilerini aygırın şahlanmış arzularına bırakıveriyor. “Hapy Girll” adı gibi mutlu oluyor bu sevişmeden ama çiftlikteki tek eşek Gülizar’ın niye depresyona girdiği, kulaklarının niye düştüğü ve saklanıp ortalara çıkmadığı meçhul. Çiftlik sahibinin iddiasına göre Coşkun önce onunla birleşti. O zaman Gülizar’ın da çok mutlu olması gerekmez miydi? Muhtemelen Coşkun kısrakları elden geçirdi ama eşek olduğu için Gülizar’a yüz vermedi, onun depresyona girmesi aşktan mahrum bırakılmasından! İşin aşk kısmından adalet kısmına geçersek durum karışık. Kızlarının (kısraklarının) kendi arzusu dışında soyu sopu belli olmayan bir aygırla çiftleşmesi yüzünden çok ciddi bir maddi kayba uğramış gözüken çiftlik sahibi, suçlu aygırı bağlamış. Ama ona ne ceza vereceğini bilemiyor. Şimdilik tek duası, kızlarının döl tutmamış olması! Bu konuda hiç olmazsa gelinlik kızları tecavüze uğramış ve başlık alma şansı kalmamış aşiret babalarından daha insaflı davranıyor, en azından aygır töre cinayetine kurban gitmiyor ve rahatlamış bir halde sponsorların yolladığı arpalarla besleniyor!

Osmanlı renkleri şeker tadında
Lokum, akide, şerbet, kahve.
Bunlar Osmanlı tatları olmanın yanında bu yazın dekorasyonunun trendi renkleri! Marshall Boya’nın Osmanlı sanatı uzmanı Serdar Gülgün’ün yorumuyla tasarladığı bu renkler, yine Gülgün’ün Çengelköy’deki Macar Feyzullah Paşa Köşkü’nde verilen çok özenli bir davette tanıtıldı. Köşkün ve dekorunun güzelliğine mi bakalım, Vedat Başaran’ın rüya gibi büfesine mi, Feridun Uzunyol’un yönetiminde Marshall’ın gerçekleştirdiği boyaların cazibesine mi kapılalım, şaşırdık kaldık. Renkleri anladınız tabii, lokum beyaz, akide güneşin tonları, şerbet kırmızıdan bordoya diye gidiyor, aralarına karanfil, gül, lale gibi Osmanlı desenleri serpiştirilebiliyor. Şeytan dedi, boşalt eşyaları, evi baştan boya! O kadar gönül çeliyor, akıl alıyor. Ne olmuş, ille de paşa konağında oturmak şart değil, maksat gönüller bir, renkler trend olsun!