Harun Bey, Karun kadar zengin ama...

Salı, 30 Mart 2010 - 05:00

Unutulmaz’daki (atv) Harun bildiğim kadarıyla neredeyse Karun kadar zengin. Ama Melda’yla çıktıkları balayı tatilindeki bavullarını görünce paranın nereden geldiğini anladım; tasarruftan...
Hiçbir masraftan kaçmayan, yatıdır katıdır tüm detaylara para akıtan yapımcılar çiftin eline Mahmutpaşa çıkışlı iki bavul yerine çakma da olsa bir çift Samsonite ya da Louis Vuitton veremediler mi?..
Ne bileyim işte; şık durmadı, hatırlatayım istedim!

Kadro artık değişmeli!
Çok Güzel Hareketler Bunlar’da (Kanal D), salondaki yaş seviyesine göre oynanan skeçlerin iç baydığını söylemiştik. Ekstra bir şıklık gerekli programa...
Şimdilik Yılmaz Erdoğan kendi kavlince atraksiyonlara giriyor. Kelimeleri kısıp, reyting analizi yaptığını hissettiriyor.
Az konuşma, çok parodi, çok daha fazla reyting yani...
Ama mesele reyting almakta değil ki; mesela esprilerdeki irtifa kaybı ne olacak? O çocukların hepsi sahnede devleşti. Skeçler artık üzerlerinden düşüyor.
Değiştir şu mutfak kadrosunu Yılmaz; herkes yoluna gitsin.
Yeni sözü olan çocuklara bakalım bir de; orada sadece izleyicilerin arasında oturanlardan bile çıkarırsın bir kadro, öyle büyüdüler yani!

Olanı var olmayanı var!
Pazar gününün sabahlı akşamlı iştah açan iki ismi oldu Mehmet Yaşin ve Nuray Yılmaz. Biri CNN Türk, diğeri TRT’de...
Mehmet Yaşin’den başlayalım. Yol üstü filan derken memleketin ne kadar Lezzet Durağı varsa sektirmiyor maşallah.
Yalova ve civarında bir program içinde balık, et ve tavuk olmak üzere ne kadar kayda değer lokanta varsa hepsinde yedi içti...
Özellikle lezzetleri tadarken yüzünün aldığı hale bayıldım kendi adıma. Ve kıskandım; o kadar yiyip içip bir gram kilo almaz mı adam? Yakıyor belli yollarda... Bir de Nuray Yılmaz var. Ona gençliğimden beri hastayım zaten. Yıllardır dere tepe bütün memleketi gezdi. Son zamanlarda gittiği yerlerde şölen havası estiriyor. Hatay-Erzin ve çevre mutfakları ekrana getirdiği önceki akşam tam da sofradaydım..
Oradaki lezzetleri görünce önemdeki yemek pek bir yavan geldi; Allah afetsin. Vallahi, gezip tozmak iyi de hal “olanı da var olmayanı da” kıvamına gelince fena oluyor hakikaten!

Maçı okuttular!
Show Haber, maç gecesi yayıncılıkta hakikaten çığır açtı. Biliyorum, daha önce de derbilerin kritik anlarını alt yazıyla veriyorlardı. Ama Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde üst bantta değişen yazılar sayesinde maçı izlemiş kadar olduk. İşte bu ilkti...
Artık o banda gelişmeleri yazan arkadaş her kimse; hakikaten bir spikerin mesai ücretini almalı. Öyle döktürdü çünkü...

MEDYA ARKASI’NI BOŞLAMA OKAN!
Okan Bayülgen bu hafta Medya Kralı’nda Mercan isimli Lady Gaga benzeri bir solist kızımızla yol almaya çalıştı. Kız biraz “çıkıntı” olunca da; kısmen yakaladı izlenirliği... Klipleri kanallarda dönmeye başladığından beri ilgi çekiyordu Mercan aslında. Ama ne bileyim, yakından tanıyınca “orijinal” olmadığını anladım kendi adıma... O değil de kraliyet ekibi yorulmuş olmalı. Medya Kralı’nın en can alıcı bölümü Medya Arkası araştırma hattından iyice çıktı. Yalçın Çakır ve izdivaç programlarını kayda bağlayıp bölüm çıkarır olmuşlar...
Oysa ekranda 24 saat içinde yaşanan kepazelikleri bulmak için ekstra bir emeğe de gerek yok. Oturt birini artık ekran başına Okan!

Çizmeler evrim geçirdi!
Vallahi bu köşeye malzeme olması için ille de çok izlenen bir dizide çekim hatası yapılması gerekmiyor. Mesela Kalp Ağrısı (atv), baş ağrısına dönüştü önceki akşam...
Bilmiyorum hiç “evrim geçiren çizme” görmüş müydünüz daha önce? Mesela evden çıkarken parlak rugan ve topuksuzken, varılan menzilde apartman topuklu olan bir çizme var mı hayatınızda?..
Kalp Ağrısı’nda var. Evden rugan çıkıp süete dönüşürken topukları da kendiliğinden uzayıp apartman boya gelen çizmeleri gördüm önceki akşam. “Teknoloji” dedim içimden; “Ne kadar geliştin sen yahu”...

Ebru hiç aşeremedi!
Kurtlar Vadisi Pusu’da Ebru’nun yaşadığı olağanüstü hamileliğe bozuk atanlar var. İçlerinden biri üşenmemiş döşenmiş mektubu; “Mesut ağabey, Kurtlar Vadisi’nde bildiğim kadarıyla üç hamilelik yaşandı. Ama içlerinden hiçbiri Ebru’nun hamileliği kadar tuhaf değil. Kız neredeyse 5 aylık hamile. Ama ne bir karın var ne de şişkinlik. Üstelik insanın canı erik bile çekmez mi, neredeyse hiç aşeremedi kız. Bir de gidiyorlar doktora; insan en azından evladının cinsiyetine baktırır. Tık yok bunlarda”...
Kardeşim, bahsettiğin ölümsüz Polat’ın çocuğu. Biz ölümlü zavallılar gibi dünyaya geleceğini mi sanıyorsun? Vadide hamilelikler de böyle yürüyor. Aman kapat çeneni!