Hasan Pulur, Semih'i gözyaşlarına boğdu!

Perşembe, 19 Ağustos 2010 - 12:49

Hasan Pulur, Semih'i gözyaşlarına boğdu!

Fenerbahçe’nin golcüsü Semih Şentürk dün Selanik yolculuğu öncesi Milliyet Gazetesi'nde Hasan Pulur’un yazısı üzerine duygulu anlar yaşadı.

Pulur’un “Semih” başlıklı yazısında kendisi hakkında kullandığı övgü dolu ifadeler üzerine gözyaşlarına hakim olamayan Semih, hemen telefona sarılarak usta yazara teşekkür etmek istedi ama büyük bir şok yaşadı.

Acı haber kahretti

Pulur’un oğlu Korkut Pulur’un vefat ettiği haberini alan Semih’in mutluluğu bir anda büyük bir üzüntüye dönüştü. Semih hemen Pulur’a başsağlığı dileklerini iletti. Kendisine “oğlum” diye hitap eden emektar yazarın aynı gün oğlunu kaybetmesi golcüyü derinden etkiledi. Semih’in akşam idmanında da durgun olduğu gözlendi.

İşte Hasan Pulur'un dünkü yazısı

SEMİH...

Olmadı Semih, bu hiç olmadı... Fenerbahçe’nin ilk on birinde sahaya çık, bir gol at, bununla da yetinme arkadan bir gol daha... Bu da yetmemiş, “Alex usta”ya öyle bir pas ver ki, “usta” da “çırağın” pasını gol yapsın...
Olmadı Semih, tanışmıyoruz ama babanla yaşıt olabiliriz, sana içtenlikle “oğlum” desem olur mu?

* * *

Bak oğlum, sen ilahların hoşuna gitmiyorsun, senden kurtulmak için İspanya’dan “Kral” diye birini getirdiler, tutturamadılar, mal ellerinde kaldı, zarara girdiler.
Niye?
Sana gol attırmamak için...
Sen de onlara inat, yedek kulübesinde oturup gol kralı oldun, üstelik milli takımda attığın goller de caba...
Yedek kulübesinde “nöbetçi golcü” sıfatıyla otururken, ihtiyaç halinde sahaya sürülüp de gol attın, sonra ne yaptın?

* * *

Koşup geldin, yedek kulübesine oturdun!
Bu kadar güzel, bu kadar ince, zarif davranışını anlayan oldu mu?
“Benim yerim burası!” diyordun ama yine bazılarını rahatlatamadın...

* * *

Pazar günü baktık, bu huyun değişmiş, hem sahaya ilk on birde çıkıyorsun, golü atınca da takım arkadaşların, başta Alex, hepsiyle kucaklaşıp, sarılıyorsun.
Onu herkes yapar, yapıyor, oysa sen golden sonra yedek kulübesine oturup, seni beğenmeyenlere cevap verirdin, tabii anlayana...
“Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az!” derler ya!

* * *

Bizi Aykut Kocaman ile Oğuz Çetin’in dostu sanırlar, oysa Oğuz’la bir kere olsa dahi merhabalaşmadık, Aykut’la ikisinin lehine yazdığımız ve Ali Şen’i eleştiren yazımızdan, tahminen iki yıl sonra Milliyet’in yemekhanesinde karşılaştık, daha doğrusu Aykut karşı masadan kalkıp geldi, gecikmiş teşekkürlerini sundu, sağ olsun.
Neydi o yazımız?
Oğuz’la, Aykut’un oynadığı maçta Fenerbahçe Trabzon’u yenmiş iki golü de bunlar atmıştı, üstelik Oğuz kaptandı, takım şampiyon...
Ertesi gün ne oldu?
Ali Şen ikisini de Fenerbahçe’den attı.
Bu kabul edilecek bir davranış değildi, 50 yıllık taraftar ve kulüp üyesi olarak bunu kabul etmedik...

* * *

Ali Şen, bu yazımızı hiç sorun yapmadı, karşılaştığımız her yerde ayaküstü de olsa dostluğumuz sürdü...
Oğuz’la Aykut teşekkür bile etmediler, iki yıl sonra Aykut lütfedinceye kadar...

* * *

O günlerin Aykut’u bugün Fenerbahçe’nin başında, maçtan sonra soruyorlar:
“Semih’in bu güzel oyunu, acaba yeni transfer Senegalli Niang’ın gelişine mi bağlı?”
Yani demek istiyorlar ki:
“Semih, pabucun pahalı olduğunu anladı, ondan böyle oynadı!”
Aykut’un cevabı:
“Semih’in iyi oynaması için her hafta yeni oyuncu transfer edemeyiz.”
Soğuk ve donuk, neredeyse Semih’in iyi oynamasına “maalesef!” diyecek...

* * *

Bir de kaptanlık olayı var...
Alex oyundan çıkarken kaptanlık bandını Semih’e veriyor, doğrusu bu Semih ikinci kaptan, ama Semih bandı Emre’ye zorla taktırıyor.
Niye?
Yorumlar değişik, Semih belki Emre’nin kendisinden daha kıdemli Fenerbahçeli olduğunu düşünmüştür...
“Bu da nereden çıktı?” diyeceksiniz...
Evet, Emre Galatasaray’da oynamış ama, meğer gizli Fenerbahçeliymiş, gönlünde Fenerbahçe yatarmış...
Kim söyledi bunu?
Galatasaray’ın ünlü oyuncusu Hasan Şaş, televizyonda söyledi.
Demek Emre “gizli” din taşırmış, “takiye” yaparmış...
Aziz Yıldırım’ın kendisini baş tacı yapışından belli değil mi?

* * *

Ve Semih, şunu iyi bil ki bu memlekette başarı ve sadakat mutlaka cezalandırılır.
Kim olursa olsun!