Hastasının romanını yazınca, mahkemelik oldu

Tedavi için kızını getiren kadının 4 farklı kişiliğe sahip olduğunu anlayan ve tedavisini üstlenen psikiyatr, bu süreci izinsiz olarak kitaba dökünce mahkemelik oldu

Perşembe, 23 Haziran 2011 - 12:21

Hastasının romanını yazınca, mahkemelik oldu

Bir hastasının ruhsal rahatsızlığı bulunan annesini tedavi etmeye çalıştığı ve 7 yıl boyunca yaptığı terapilerden elde ettiği bilgileri izinsiz olarak romanında kullandığı öne sürülen Prof. Dr. S.K.’nin yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, sanık Prof. Dr. S.K. (56), şikayetçi N.A. (54) ve taraf avukatları katıldı.

Reklamcılık sektöründe çalıştığını ifade eden Akyıldız, sanık Keskin ile bir reklam işi amacıyla tanıştığını söyleyerek, şunları anlattı:

"Rahatsız olan kızım Ece’yi (25) sanığa tedavi ettirmek istedim. Kızım 2 kez seansa gittikten sonra bana artık bu doktora gitmek istemediğini söyledi. Ben de bir daha götürmedim. Bu reklam ilişkisi sırasında sanık benim 4 farklı kişilik sahibi olduğumu fark etmiş. Bu kişilik bozukluklarını tedavi edebileceğini beyan etti. Şişli’de bulunan özel muayenesinde seanslara başladım. Seanslarda sanığın bana uygulamaya başladığı teknikler nedeniyle kendisine bağımlı hale geldim. Başka bir rahatsızlığım nedeniyle hastanede yatarak tedavi gördüğüm sırada bir kere bile yanıma gelmedi. Kendisine o kadar bağlamış ki beni, sanığı göremeyince bir ara hastanede intihar etmek bile istedim. Hastaneden çıktıktan sonra tedavilerime yine devam etti.

Duruşmada psikiyatr eşliğinde ifade veren N.A., çocukluğundan beri evine üvey kardeşinin gelmesi nedeniyle annesiyle arasında şahsi meseleler çıktığını, bu nedenle kişilik yapısında 4 farklı kimliğin oluştuğunu, bunların ismen "Vanessa", "Cindy", "Inesta" ve "Floransa" olduğunu belirtti.

N.A. ifadesini şöyle sürdürdü:

"Reklam ajansımın faaliyetleri amacıyla sanık kendi iş yerinde bana bir oda tahsis etmişti. 2008 yılında da bana kendisinin sekreteri olmamı istedi, ben de kabul ettim. Benim 4 farklı kişiliğimi sanıktan başka hiç kimse bilmiyordu. Bu arada sanığın bir roman yazdığını biliyordum, ancak içeriği konusunda bir bilgim yoktu. Yayınevi çıkacak olan kitabın taslağını posta yoluyla iş yerine göndermişti. Roman taslağını merak edince içerisine baktım. Yazılan romanda kahramanların benim sanığa anlattığım kişiliklerime ilişkin şahıslar olduğunu anladım. Sanık da bunu fark etmiş olacak ki beni evine çağırdı. Rahatsız olduğum bölümleri kitaptan ayıklanması amacıyla bana okudu. Daha sonra beni rahatsız eden bölümlerin çıkarılmadığını öğrendim."

Prof. Dr. S.K. ise şikayetçiye iş yerinde özel bir oda tahsis etmediğini ve yanında da çalıştırmadığını ifade ederek, N.A.’nın sürekli olarak kendisini idol olarak seçtiğini ve yanından bir türlü ayrılmadığını söyledi.

Dava konusu roman taslağında kullandığı kişiliklerin şikayetçiyle ilgisinin olmadığını öne süren Prof. Dr. S.K., aleyhine olan diğer hususları da kabul etmediğini belirtti.

Şikayetçinin bazı beyanlarına ilişkin yayın yasağı getiren hakim, görülmekte olan dosyanın Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki dosya ile birleştirilmesine ilişkin bu mahkemeden görüş sorulmasına karar vererek duruşmayı erteledi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Prof. Dr. S.K.'nin "olası kastla yaralama ve verileri hukuka aykırı olarak verme" suçlarından 1,5 ile 5,5 yıl arasında hapsi isteniyor.