Hatalı sollama değil ama...

Salı, 23 Şubat 2010 - 05:00

34 AK 6182. Bu plakayı Hıncal Uluç’un Sabah Gazetesi’ndeki köşesinden sıklıkla yaptığı gibi trafik polislerine şikayet etmek için yazmıyorum... Bu plaka aynı gün, aynı kanaldaki iki ayrı dizide birden kullanılan bir cipe ait. Atv’de Kapalıçarşı ile Adanalı arasında gidip gelen bir cipten söz ediyorum... Biliyorum, dizilerde kullanılan arabaların hepsi kiralama şirketlerinden ediniliyor. Ama ne bileyim, izleyici de artık eskisi gibi değil... Araba gönüle, plaka da göze sokulunca “34 AK 6182 sağa çek” demek kaçınılmaz oluyor. Hatalı sollama değil hatalı kiralama yüzünden!

Bu kez oy birliğiyle...

Yetenek Sizsiniz (Show TV), bu kez gönül değil mantık oylarıyla finalistleri belirledi. Sanıyorum kendi ülkesi Amerika da dahil olmak üzere gördüğüm en iyi Michael Jackson tiplemesi (Kaan Baybağ) ipi göğüsledi. Bu normal... Normal olmayan, hani bizim toplumun estetiktir, sanattır, yetenektir anlayışıyla çok da paralellik kuramayacağımız Kaya Adamlar’ın muhteşem şovunun finale kalmasıydı...

Daha önceki oylamalarda daha çok tribüne oynayanlar kazanmıştı. Ama bu kez hakikaten Ali Taran’ın dediği gibi “geliştirilmiş, hatta üstüne çok şey konmuş” yeteneğe vize verildi...

Hani oy birliği diye bir tanımlama vardır ya; halk jürisinden stüdyodakilere kadar bu vize oy birliğiyle çıktı Kaya Adamlar’a. Bravo diyelim!

Samanyolu'ndan yıldız kaymasın!

Vildan Atasever’in Samanyolu dizisinde verdiği sınav az buz bir şey değil. Evet, hâlâ fikrimden caymış değilim; Vildan rolünde hafif... Fakat sadece bunu görüp, diğer oyuncuların çok matah olduğunu söylemek müthiş bir rahatsızlık hissi uyandırıyor bende...

Aslında şeytanın avukatlığını yapayım. Hikayede de iş yok. Kerime Nadir’in yoğun duygusallığı, şimdiki zaman insanlarının entrika bağımlılığına seslenmiyor...

Herhangi bir damarı yakalayabilmiş değil Samanyolu. Damar bulunmayınca da kurban aranıyor. Sırf bu yüzden Vildan Atasever gibi yeteneklerini başka dizilerde göstermiş bir yıldızı harcamak hiç de adil olmaz...

Yeni ölümsüz; Aslı!

Aslı da televizyon dünyasındaki ölümsüzler arasına girdi. Kavak Yelleri (Kanal D) cumartesi akşamı öbür tarafa gidip gelen Aslı kızımızın durumunu merak edenler tarafından zirveye taşındı...

Aslı kesin öldü diyenler yanıldı. Kalbi duran kızımızı reanimasyon uzmanları hayata döndürdü. Tıp bilimi çok ilerledi, özellikle de dizilerde... Öyle ki, kalp durunca beyne oksijen gitmez biliyorsunuz. Bu durum ne kadar uzarsa organlar üzerindeki tahribat ciddi ölçüde büyür...

Kalbi durduktan sonra yeniden çalıştırılan insanlarda küçüklü büyüklü marazlar kalır. Turp gibi dikilemezler ayağa...

Ama söz konusu olan dizilerse, ölümsüzleri saymayalım şimdi burada birlikte. Sonuncusu Aslı oldu. Ona da karada ölüm yokmuş anladık işte!

Mali iki kere geliyor!

Mehmet Ali Erbil’in başı bu kez özel hayatıyla ilgili sıkıntıda. Mevzua hiç girmeden bu süreci nasıl atlatacağını not düşüyorum Mali’nin... Biliyorsunuz, yarışma programı yılbaşı itibarıyla bitirilmişti Star’da. Şimdi yenisi yolda. Bir de sit-com hazırlığı var, etti iki... Mali, kendini ciddi bir şekilde işe gömmüş durumda. Çalışmak acıların üstünü örter mi bilemem ama bir süreliğine de olsa unutturuyor işte. Mali, çok çalışmali diyelim...

Doktorum dergide...

Doktorum (Kanal D) çok zor bir işi başardı. Tematik bir program olarak ulusal kanallarda zor yakalanan izlenme oranına erişti. Eni konu bir sağlık programıydı, değil mi?.. Değil. Çünkü programda konu seçkisinden konuk seçkisine kadar çok titiz bir çalışma göze çarpıyordu. Özsel Tortop ve diğer editör arkadaşlarım vitrindeki sunucularını çok iyi beslediler. Ve ne oldu biliyor musunuz?..

Doktorum artık bir dergi oldu. Şimdilik gazete ilavesi. Ama çok yakında bağımsız satışa sunulacak. Ne güzel...

Sağlık bu, dalgaya gelmiyor. Profesyonellik bu, işini iyi yapan kazanıyor. Bilim bu, iyi izah eden izleniyor ve okunuyor. Hayırlı olsun...

Müge Anlı yardım alıyor mu?

Müge Anlı’nın (atv) program jeneriği daha çok şarkıcıların sunduğu kadın kuşaklarınınkine benziyor. Program içeriğiyle çok da alakalı değil. Önce buna bir el atmak lazım... Bir de sorum olacak. Hakikaten memleketin her türlü cinai haline şahitlik eden, derinlemesine kurcalayan Müge, bir yandan da psikolojik yardım alıyor mu?.. Hiç kötü niyetim yok. Müge bilir beni. Neden bu soruyu sorduğuma gelince; siz hiç pazar kahvaltınızda yanınıza gelen bir kadının “Ne oldu o Ankara’daki cinayetle ilgili bir gelişme var mı?” sorusuna maruz kaldınız mı? Allah kolaylık versin Müge’ye...