Hayallerle tatlar tabakta buluşunca..

Pazar, 07 Şubat 2010 - 05:00

Sevdiğimiz birine çok özenerek bir hediye alırız. Tam da kendisine hitap ediyordur, eminiz ki aldığında bayılacaktır. Yine de hediyemizi kuru kuru vermek istemeyiz. İlle de şık bir hediye paketi yapmak, canlı renklerde bir kurdele seçmek, bir de not kartı iliştirip en güzel yazımızla ona ne kadar değer verdiğimizi anlatmak isteriz. Ya da güzel saçlı kadınlar vardır. Parlak ve sağlıklıdır saçları. Ama yine de kimi zaman kuaförde şekil verir, kimi zaman ortadan, sağdan veya soldan ayırırlar, hatta bazen o da yetmez, rengarenk firketeler, tokalar takarlar ki saçları daha güzel gözüksün. Bir de lezzetli yemekler vardır.
Çatalımızın ucundan damağımıza bir kez değdi mi zevkten çıldırtan, bir sonraki çatal için ölümüne sabırsızlandıran. Peki ya çatalımızı batırıncaya kadar geçirilen vakitte acaba neler olur diye hiç düşündünüz mü? Atladığımız bir şey yok mu dersiniz? Gözlerimizin, kalbimizin yorumunu kimse almak istemez mi? Onların söyleyeceklerini damağımız reddedebilir mi? Lezzetlerin sunumundan bahsediyorum sevgili okurlar. İlk görüşte gönlümüzü fetheden, merakımızı kabartan, iştahımızı arttıran, kısacası yemeğin sanatı olan sunumdan...
Ressam veya heykeltıraş olamaya gerek yok, mutfağa girip kalbi ile yemek yapan herkesin içinde bir sanatçı zaten vardır. Önemli olan o kadar emek verilen yemeğin hakkını son noktada yememek. Birkaç ayrıntı, biraz yorum, az da bilinç ile ortaya hayal edilen görselliğin lezzet ile buluştuğu bütün çıkabilir. Şimdi bunu elde etmek üzere bildiğim birkaç ayrıntıyı sizlerle paylaşacağım. Sıkıcı bir şekilde bunları maddelerken bir yandan da örnekler vererek gözünüzde canlanmasını sağlamaya çalışacağım.

1. Her şeyin fazlası fazladır!
Saçlarınızı fazla süslediğinizde nasıl kendiniz olmaktan çıkarsanız veya hediye paketine hediyenin kendisinden çok özen gösterdiğinizde nasıl hediyenin pabucu dama atılırsa, yarattığınız asıl lezzet de süslemelerin, renklerin arasında kaybolup gidebilir. Bu arada süsleme ile kaybedilen vakitte yemeğinizin soğuyacağını veya eriyeceğini hesaba katmakta fayda var.

2. Denge... Denge... Denge...
Bir an için kendimi Napoleon gibi hissettim. Ama şu bir gerçek ki, bu hayatta var olabilmenin şartı PARA ise sunumların kabul görmesinin sırrı da DENGE’dir. Seçilen malzemeler yeterince çeşitlilik sağlamalı, aynı zamanda kontrast yaratarak denge kurulmalıdır. Patlıcan ve nane ikilisi bu işin uzmanları sayılabilir.

3. Renklerin ahengi
İki-üç rengin tek bir renkten daha etkileyici olduğuna eminim hemfikiriz. Tavuğu, yanında patates ve karnıbahar ile hayal edin, sonra da kırmızı paprika ve pesto sos ile aynı hayali kurun. Bakalım hangisi kazanacak?

4. Picasso’yu örnek alın!
Geometrik şekillerin insanın algısında çok önemli bir yeri vardır. Yuvarlak bir malzemenin yanında, mesela Brüksel lahanasının yanında mititi köfte çok dikkat çekmeyebilir. Oysa parmaklar bıçaklar sizin, şekiller sınırsız, ister küpler yaratın, ister teknik konuşturun, yeter ki tabağınızda şekiller olsun, eğlenceli olsun!

5. Mış-mış malzemeleri birbirinden sakının

Ben onlara mış-mış diyorum. Biraz sıvı içeren, püre haline gelmiş veya doğal halinden ötürü kendini bırakmış malzemeleri bir arada kullanırsanız ortalık savaş alanına döner. Püreye diri, jöleye dik, istiridyeye katı malzemeler yakıştırmak akıllıca olur.

6. En büyük kim, başka büyük var mı?
Show yapmak istediğiniz yemeğiniz bırakın show yapsın. Diğer malzemeler ondan yararlanmasın, sadece eşlik etsin.

7. Adı üstünde yemek, yani yenilebilir!
Renklerin, kokuların sizi tavlamasına, sarhoş etmesine sakın izin vermeyin. Unutmayın ki; onlar yenilebilir ve hazmedilebilir oldukça tabaklarda yer alabilir. Dolayısıyla bahçeden koparılan bir gül yerine özel yetiştirilen ve yenilmesinde hiçbir mahsur olmayan menekşe daha iyi bir fikir olabilir.

8. Kurallar kırılmak içindir
Derler ki, nişastalı yiyecekler saat 10:00 konumunda, sebzeler saat 2:00, proteinler ise 6:00. Fakat ben diyorum ki, takmayın böyle takıntıları. Gözünüzün zevki, kalbinizin hissi nereyi istiyorsa oraya konumlandırın lezzetleri...

9. Ahh tabaklar tabaklar...
İşte sınırsızlığın bir başka boyutu. Dünyanın en iyi ressamı da tasarlasa sizin malzeme ve renk seçiminiz hem tabağı, hem de yemeği ya ihya eder ya da rezil. O yüzden bendeniz işimi riske atmam ve beyazdan kolay kolay şaşmam!

10. Resim şiire dönsün
Yarattığınız lezzeti de, görseli de bir tek siz ve kalbiniz biliyor. Onu öyle bir dillendirin ki daha yüzünü görmeden, tadını bilmeden hayal edilebilsin...