'Hayatım hiç rahat olmadı'

'Hayat Sana Güzel' filminde 'Arka Sokaklar'ın sert polisi Şevket Çoruh ve 'Yahşi Cazibe'nin Simge'si Hande Katipoğlu var...

'Hayatım hiç rahat olmadı'

Şevket Çoruh, sürekli para peşinde koşan, yüksek yüksek binalar diken müteahhit Azmi rolünde. Hande Katipoğlu ise onun sonradan görme karısı Behiye... Bu güçlü karakterlere bir de çok yakında öleceğini öğrenen ve öbür dünya için helallik toplamaya çalışan Azmi’nin hikayesi eklenince filmin komedi dozu yükseliyor. Hande Katipoğlu ve Şevket Çoruh ile filmin galasında buluştuk.

Röportaj: PINAR YILDIZ YÜKSEL

-Şevket bey, filmdeki eşiniz Behiye sonradan görme bir karakter. Bu tür kişilere günlük hayatta rastlıyor musunuz?

Azmi gibi adamlar aslında çok gördüğümüz örnekler. Eşlerinin durumlarını da magazin programlarında takip ediyoruz. Cemiyet dergilerinde boy gösteren insanlar bunlar. Behiye’nin karakteristik özelliği Azmi gibi bir kocaya sahip olması. Öyle bir adamla evliyseniz sizin karakteristik özellikleriniz de belirlenmiştir. Behiye karakteri bu açıdan zor. Çünkü zor bir adamın eşi.

- Azmi’nin zorluğu ne?

İş adamı çünkü. Aynı anda bir sürü inşaat yapıyor ve her sabah para kazanma hırsıyla yatağından kalkıyor.

- Var mı belli bir müteahhite gönderme?

Çok göze sokarak yapmadık bu filmi ama izleyen anlayacaktır.

- Kentsel dönüşüme de bir eleştiri var sanki filmde.

Çok düzgün çalışan müteahhitler var ama ‘dönüşüm’ dediğiniz zaman, başka bir şey yapılıyor. İstanbul’u İstanbul gibi bırakmaktansa başka bir hale dönüştüren müteahhitler var. Bunlara da bir sitemimiz oldu tabii.

- Hande Katipoğlu nasıl bir partner?

Hande ile ilk kez karşılaştım ve bu projede çalışma fırsatı buldum. Birlikte rol alacağımızı öğrendiğimde “Vay” dedim, “Çok iyi bir ikili olacağız.” Öyle de oldu. Lanet bir kadın olsa onu da söylerim (gülüyor).

- Film çok eğlenceli. Ya set nasıldı?

Setimizde bizi onurlandıran Dilberay vardı. O bir fenomen. Gerçekten. Setimizin Michael Jackson’ıydı. Her katıldığı çekimde onun doğallığı, şakaları, doğaçlamaları süperdi. Her doğaçlamadan sonra özür dilemesinde çok eğlendik.

‘Yaşamayı seven için ölüm korkutucudur’

- Filmde öleceğini öğrenen bir karakteri canlandırıyorsunuz. Bu durum gerçek hayatta başınıza gelseydi ne yapardınız?

Bu konuda pek çok film var aslında ama bizim filmin temelinde ömrünün kalan kısmını iyi geçirmeye çalışan bir karakter değil de hayatını temizlemekle, helallik almakla uğraşan bir karakter var. Yani öbür dünyayı düşünüyor. Nasıl temize çıkacağını planlıyor. Bizim filmin komedisi de burada ortaya çıkıyor.

- Ölüm sizi korkutuyor mu?

Aslında bunu hiç düşünmedim. Yaşamayı sevenler için ölüm korkutucudur. Ama hayatın da gerçeği!

‘Tükenmişlik sendromunu bir türlü anlayamıyorum’

- ‘Arka Sokaklar’ yıllardır devam ediyor. Daha ne kadar sürer dersiniz?

8. yılı ve devam edecek.

  -Sıkılmadınız mı?

Karşılığı varsa, seyirciden talep alıyorsa, değil 8 yıl 20 yıl da canlandırabilir oyuncu o karakteri. Ama ‘Arka Sokaklar’ın ciddiyetinden sıkılınca komedi bizi rahatlatıyor. Bu proje de öyle oldu.

- Oyunculuğun ceremesini çektiniz mi?

Çok rahat bir süreç geçirmedim. Bir yarışma programından çıkmadım mesela. 1988 yılında çocuk oyunlarında yer aldım. Ardından pek çok şey yaptıktan sonra televizyon ve sinema filmlerinde oldum. Çok hızlı bir sürecim olmadı. Gerçi o dönemde de sadece TRT vardı.

- Pek çok oyuncunun muzdarip olduğu tükenmişlik sendromunu yaşadınız mı?

İnsanların bu duygusuna saygı duyuyorum, olabilir. Ama kendi adıma şöyle cevaplıyorum: Yeterince aç kalmamışlardır. Hiç rahat bir hayatım olmadı benim. O kişiler fabrikada çalışsalardı ne olurdu peki? O insanlar sabahın köründe fabrikalara girip ömür boyu, emekli olana kadar orada çalışıyor. Dolayısıyla bu sendromu tam olarak anlamış değilim. Bir sigorta hastanesinde çalışan hemşireyi düşünsünler mesela...

- Dışarıdan bakıldığında ünlülere “Size hayat güzel’ denir. Hatta aldıkları ücretler çok konuşulur.

Türkiye’de sahnelerimiz yıkılıyor, Erzurum’da bir bildiri okudu diye tutuklanan hocalar ve öğrenciler var. Buradan başlamak lazım, bunları konuşmak lazım aslında.

- Komedi tırmanışa geçti. Komedi filmlerde de küfür ve argo geniş yer tutuyor. Küfür, komedi için gerekli mi?

Küfür edilmeyen zaman mı var! Öfkeli bir milletiz biz. Ülkeyi yönetenlerden normal vatandaşa kadar herkes küfür ediyor. Üstelik yöneticiler ekranda bile küfrediyor. Tek sorunumuz, ağzımızı kapatan kurumlar var. Ancak küfürü hayatımızdan çıkaramayız.

HANDE KATİPOĞLU ‘BEHİYE ROLÜNÜ ÇOK SEVDİM’

- Hande Hanım, filmdeki rolünüzü sevdiniz mi?

Evet. Müteahhit kocasını, çocuğunu çok seven Behiye’yi oynuyorum. Kocası zengin bir kadın.

- Behiye rolüne neden ‘evet’ dediniz?

Çünkü Türker İnanoğlu’nun filmi, Şevket Çoruh oynuyor ve Murat Şeker yönetiyor. Çok severek oynadım.

- Sonradan görme bir karakter Behiye. Bu tür kişilere günlük hayatta da rastlıyor musunuz?

Olmaz mı! Çoook var.

- Behiye, ‘Yahşi Cazibe’deki Simge karakteriyle benzerlik gösteriyor mu?

Hiç alakası yok.

- Simge karakteri sizinle özdeşleşti. Bundan şikâyet ettiğiniz oldu mu?

Gelen tepkilerden, beni Simge diye çağırmalarından, köpeğimi sormalarından gayet memnunum. Demek ki güzel bir iş yapmışım.

- Komedi dışındaki başka projelerde de görebilecek miyiz sizi?

Şu an dinleniyorum. Teklifler geliyor ama değerlendirdiğim bir dönemde değilim.

(19.04.2014 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)