Hayatımızdan çekilen zerafet

Çarşamba, 24 Mart 2010 - 05:00

Başlangıçta şaşkınlıkla izledik onu. Ne tarzı, ne söylemleri, ne de eylemleri bize uymuyordu. Başka bir zamandan, başka bir gezegenden yanlışlıkla bu dünyaya gelmiş gibiydi. Bir türlü kabullenemedik Özhan Canaydın ekolünü. Kanıksadık onu. Aramıza almamak için direndik. Bilakis, kendimize benzetmeye çalıştık. Sporun ‘sevgi, barış ve dostluk’ olduğu temasını tekrarladıkça, Fair-Play mesajları verdikçe, ona acı acı güldük. Bir ‘Don Kişot’ muamelesi yaptık, kendisine. Ne de olsa yel değirmenlerine karşı savaşıyordu!

O ise yılmadı. Israrla bizi değiştirmeye çalıştı. Çabasının karşılığı ise, aşağılanma ve hakaretler oldu. Rol yaptığını söyleyenler bile çıktı. Şark kurnazı, taşralı politikacı muamelesi gördü, belli çevrelerce. Zaman zaman kendi camiasından da tepkiler aldı. Centilmen olduğu için Ali Sami Yen’de yuhalamak gibi bir ayıbı bile işlediler. Çoğunlukla anlaşılamadı. Dışlandı. Yalnızlaştı. Kahroldu. Ama hepsini içine attı. Ve pes etmedi. Yolundan dönmedi. Yara-bere içinde de olsa, sisteme karşı mücadelesini sürdürdü. Sonunda biz de fark ettik ki, az da olsa bizi değiştirmiş Özhan Bey. Sahip olduğu hasletleri biz farkında olmadan içimize işlemiş. Bugün dünden daha huzurlu bir futbol ortamı varsa, bu onun sayesindedir. Evet, Galatasaray onunla arzu edilen başarılara ulaşamadı belki. Ancak, yalnız Galatasaray’a değil, Türk futboluna getirdiği insancıl anlayışla adını tarihe yazdırdı.

Galatasaray’da geçen bunca sıkıntılı yıldan, çekilen eza-cefadan sonra tam yaptığı yatırımların hasadını toplayacakken bırakmak zorunda kalması, kaderin garip bir cilvesi olsa gerek. Babacanlığıyla, insanlığıyla, yardımseverliğiyle, ailesinin geleceğini ipotek altına alacak kadar Galatasaray’a olan bağlılığıyla, fedakarlığıyla gönüllerimizin en has bahçesinde yer edinmiştir Özhan Başkan...

Güle güle zarif adam. Seni asla unutmayacağız.” Böyle yazmışım, 28 Şubat 2008 tarihli Fanatik gazetesinde görevi bırakmasının ardından. O zerafet, bugün hayatımızdan çekildi. Aslında yukarıdaki ifadelere eklenecek pek fazla bir söz yok. Ne söylersen söyle Özhan Bey geri gelmeyecek... O şimdi çok uzaklarda. Belki de ait olduğu yerde. Yıldız tozlarının arasında. O sonsuz yolculuğunda. Gidiyor, gidiyor...