Haydarpaşa

a
a
Salı, 30 Kasım 2010 - 05:00

Kara Tren var ya... Seni alıp da İstanbul’a getiren o Kara Tren. Elindeki torbayla Gar’ın merdivenlerinden inerken, denizle ilk def’a karşılaşmıştın... Ömründe ilk def’a vapur görmüştün, Tahir Kutsi ne güzel taklid ederdi seni:

Ula ula ula...

O ney ula? Yanık camız gibi debelenip duriy... La gör şunu İbo, nasıl yalpa vuriy.

Buna vapur derler hemşerim. İstersen sana satayım onu.

[[HAFTAYA]]

***

Şehir Efsaneleri böyle yayıldı.

Taşı toprağı altındır diyerek başlayan iç göç, Haydarpaşa’yı ilk göz ağrısı gibi yüreklere kazıdı.

Gayet safiyane kurulan o gecekondular, ne güzeldi. Kimse kimsenin manzarasını kapamadan, biraz sağa, biraz sola kayarak, Anadolu terbiyesi sergiliyordu.

Şimdi durum nasıldır?

Ne yazık, gördüğünüz gibi.

*** 

Haydarpaşa’daki yangın, yüreğimi de yaktı.

Burnum sızladı.

Gözüm acıdı.

Rahmetli Babam, şiir yazmış. Trenin Sivas’a ilk girdiği gün.

Sivas’a girdi tren. Doğdu kızım Nesteren.

İşte o tren de Haydarpaşa’dan kalkmış olmalı.

Köy çocukları, yolboyu nasıl da bağırırlardı kimbilir.

- Gazete, gazete...

Yâni pencereden gazete atın.

Çünkü İstanbul gazeteleri herhalde ancak iki gün sonra varabilirdi doğu illerine.

Gazete atın diyen o çocuklar gitti, yerlerine trene taş atan çocuklar geldi.

Razıydık.

Şimdi polislere taş atan çocuklar var.

Görüyor musunuz? Bütün Anadolu’yu çağrışım ettiriyor Haydarpaşa...

Hem gar, hem son durak.

Hem başlangıç, hem final.

***

Hey gidi Kara Tren. Anadolu’yla ilk gönül bağımızsın sen.

İlk aşkımızsın.

Haydarpaşa’ya yıllardır taşıdığın yağmur ve toprak kokusuyla hiçbir zaman ödeşemez İstanbul...