Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Haydi herkes tarama yaptırmaya!

Perşembe, 04 Şubat 2010 - 05:00

Meğer bugün kanserle mücadele günüymüş. Önce onun farkına vardık. Sağlık Bakanlığı, “Farkındayız, kanseri yeneceğiz” sloganıyla hastalığın üzerine gidiyor. Kanser ülkemizdeki ölümlerin birinci nedeni. Erkekler akciğer ve prostat, kadınlar meme ve deri kanserine yakalanıyor. Kanserin kanıtlanmış nedenleri arasında ilk sırayı sigara alıyor, erkeklerin akciğer kanserinden gitmesinin nedeni rastlantı değil, sigara! Sonra obezite geliyor. Kilolu hanımlar, hadi biraz tutun şu gırtlağı. Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ı kurmay heyetiyle birlikte İstanbul’da dinledik. Osman Durmuş’la ilgili olanlar dahil, bütün sorularımıza da yanıt verdi. Kanserle mücadelede erken tanı da çok önemli. Ve yine ilk kez farkına vardığımız bir şey: Sağlık Bakanlığı KETEM diye merkezler hazırlamış. Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi demek. Burada ücretsiz olarak mamografi çektirip smir testi ve kolonoskopi yaptırabiliyorsunuz ki bu çok, çok, çok önemli! 50 yaşından itibaren 69 yaşına kadar bu taramaların herkese yapılması şart! Kanser sinsi bir hastalık. Sıkıntı vermeye ancak çok ilerledikten sonra başlıyor. O zaman da zaten çok geç oluyor. Sağlık Bakanı’na şunu zorunlu yapın dedim, yapamıyorlarmış. Ama “yardım edin, yazın, anlatın, gelip, taramasını yaptırsınlar,” diyor. Toplanıp o KETEM’lere gidip tarama yaptırın, bir kaçınızın hayatı kurtulur, eminim! Tabii sanmayın ki her köşe başında var, haritaya baktım, illerde devlet hastanelerinde açılmış. İstanbul’daki Bakırköy’de, telefonu 212 570 33 04. Herkes duymadan hemen gidin! Daha fazla bilgi için internete bakın.

Kaç aşı yapıldı?

Sağlık Bakanı Akdağ’a domuz gribi de soruldu. Şimdiye kadar 36’sı hamile olmak üzere 630 kişi ölmüş ki bunların yüzde 35’i tamamen sağlıklı kişilermiş. Bakan 28 milyon kişiyi aşılamaya yetecek kadar aşı sipariş ettiklerini ancak 5 milyon kişilik talep olduğunu söyledi. Sonra 3 milyon dedi. Ben tekrar sorunca 2.5 milyonda karar kıldı. 8 milyon kişilik aşının parasını ödemişler. Sanırım aşıladık dediği bu 5 milyon kişinin içinde yardım yaptık dediği Filistin, Afganistan ve Kosova var. Aşılananlar içinde hiç ölüm vakası görülmemiş olmasını da başarı olarak niteliyor. Salgının hafif geçmesi onun suçu mudur, ağır geçseydi de aşı olmamış olanlar sapır sapır gitseydi daha mı memnun olurduk, yanıtını size bırakıyorum!

Densizlik, seviyesizlik

Meclis’de kavga çıktığını bir tartışma programına katılmak için gittiğim Kanaltürk televizyonunda öğrendim. Bütün gece mecburen bu olayı konuştuk. MHP’li eski Sağlık Bakanı Osman Durmuş’a en az Başbakan Erdoğan kadar kızdığımı söyleyebilirim! Yani bu kadar mı karşısındakinin işine yarayacak bir provokasyon yapılır? TBMM, TEKEL işçilerinin durumunu konuşmak için toplanmış. Sırf bunu unutturmak, sulandırmak için durup dururken 3 yıl önce olmuş bir olayı ortaya atmış Başbakan, eşi Emine Hanım, GATA’da yatan Nejat Uygur’u ziyarete gitmek istemiş, türbanlı diye gelmesin demişler. Bildiğimiz bir olaydı. Nedeni de, tamamen asker mantığı. Kural varsa sonuna kadar, herkese uygularlar. Densizlik mi, evet. Esnetilemez mi? Keşke yapılsaydı. Ama asker böyledir? Osman Durmuş efendi, sen kalk, TEKEL işçileriyle ilgili araştırma önergesi konuşulurken alaylı bir ifadeyle bunu gündeme getir, hem dini değerleri kaşı, hem kültürel. Başbakan tutturuyor aileme hakaret etti, dinime hakaret etti diye. Çıkın sokağa, sorun herhangi birine ne oldu diye: “Başbakanın ailesine hakaret etmişler, çok ayıp” diyecek! Yine mağdur, yine haksızlığa uğramış oldu.. Rakipleri bu kadar salakça politika yaptıkça, Başbakan Erdoğan, mağdur ve mazlum, ve her daim haklı olarak zafere yürüyor... Bakın bugün TEKEL işçilerine destek olmak için TÜRK-İŞ bir günlük iş bırakma yapacak. Ama herkes hala başı örtülü olduğu için GATA’ya giremeyen zulüme uğramış Emine Erdoğan’ı ve karısına hakaret edilmiş başbakanı konuşacak.