Hayretler bayatlasa bi artık

Pazar, 08 Şubat 2015 - 05:43

2015 seçimlerinin farklı bi ‘seçim’ olacağının hâlâ anlaşıldığını pek sanmıyorum. Milli iradeyi temsil ettiği söylenenlerin büyük bi bölümü ‘cihan devleti’ rüyası görürken, geri kalanların büyük bi bölümü de, memlekette tüm olan biteni ‘film gibi’ seyrediyor. Film gibi diyorum çünkü, hayretleri sürekli fırından yeni çıkmış, tazecik. Eylemde insan öldürülüyor; ‘şoktalar.’, ertesi gün birileri kafalarına basılarak, boğazlanarak alınıyor, yine ‘şoktalar.’ Yanlış anlaşılmasın, ‘Baskı, zulüm, işkence normalleştirilsin artık’ falan demiyorum tabi ki. Ancak bu hayretin tazecikliği bana gerçeklikten kopmuş, sinema salonundaki seyirci halini çağrıştırıyor.

'Körler sağırlar birbirini ağırlar' muhalefeti

Cumhurbaşkanı çoktan seçim turlarına başladı. Güne en az üç konuşma sığdırıyor. Başlıyor ‘Başkanlık Sistemi’, bitiriyor ‘Başkanlık Sistemi’... Hedef net, konumlandığı yer net, ‘Durmak yok yola devam’ kıvamında hızla ilerliyor. Muhalefet ise bunun karşısında sürekli Cumhurbaşkanını’nın hedefi-niyeti üzerinden eleştiriler, aforizmalar kasmakla meşgul. ‘Başkanlık Sistemi diktatörlüktür. Padişah olmak istiyor’ vs. vs. açıklamaları yapıyorlar gün boyu. Kendilerine oy verenlere bunu anlatmalarına pek gerek yok. Çünkü zaten onlar bu fikirde. İktidara oy verenlerin ise, ne padişahlık ne diktatörlükle ilgili bi itirazı var. İnsanlar ‘Cihan padişahı’ pankartlarıyla, mehter takımlarıyla karşılıyor zaten Cumhurbaşkanı’nı gittiği her yerde. Memleketin en popüler mesleği neredeyse Mehter takımında yer almak oldu. Bu insanlar hilafeti konuşuyorlar hilafeti! Kısaca, ‘Körler sağırlar birbirini ağırlar tadında muhalefet’ şekli sandıkta defalarca hüsrana uğradı. Ama, bu sefer ki hüsranın bedelleri ağır olur, hiç birine benzemez!

Hoca'ya teşekkürler

‘Başkanlık Sistemi diktatörlüktür’ diyeni, AKP’nin Anayasa Profesörü milletvekili Burhan Kuzu ‘gırtlaklamak’ istiyormuş. Aylardır ‘Türk usulü Başkanlık Sistemi’ deyip ağızlarda gevelenen yönetim şeklinin şemalini ortaya bu kadar somut koyan, anlatan olmamıştı. Gayet net aydınlandık. Valla teşekkürler, hoca dediğin böyle olur.

Koyun yerine konulmak!

AKP Konya milletvekili Cem Zorlu, bu hafta memleketinde katıldığı ‘sürü yönetimi’ eğitim programında çok önemli siyasal saptamalarda bulundu. Açıklamaları en az Profesör Burhan Kuzu’nun ki kadar aydınlatıcıydı. AKP’nin milli irade ve halkçılık kavramları konusunda dersler aldık. Ne diyordu sayın vekil: “Yöneticilik itibarıyla bir çobanla, başbakan arasında fark yoktur. Çünkü biri sürü yönetiyor, diğeri halkı yönetiyor.” Tüm Frankfurt Okulu’nun rahmetli üyelerine buradan sevgilerimi sunuyorum. Huzur içinde uyusunlar. Ha unutmadan George Orwell’ı da saygıyla anıyorum.

'O zaman demokrasi vardı'

Yeni haftayla birlikte TBMM Genel Kurulu’nda ‘İç Güvenlik Yasası’ görüşülecek. Polis devletine adım için iktidar tarafından özene bezene hazırlanmış. Üç kişi ‘Gık’ dese kendilerini parmaklıklar arasında bulacak bu yasadan sonra. Tabi iktidar bu otoriterleşmeden totaliterleştirmeye giden yola her zamanki gibi çiçekler döşüyor. Anayasa’nın verdiği gösteri ve yürüyüş yapma hakkını kullananı hali hazırda gaza boğan hükümet, bu yasa ile sorunu kökten çözmüş! Nasıl mı? Gösteri ve yürüyüşü ortadan kaldırarak. Gaz maskesi takmanın bile cezası 3 yıldan başlıyor. Ha tabi aranızda ‘Onlar da rahat dursun, otursun evlerinde’ diyecekler olacaktır elbet. Valla kardeş, temel hak ve özgürlükler herkese gerek! Bu yasayı bi de görsel olarak tarif edeyim dedim. Geçen perşembe Ankara’da bi grup sivil, eylem yapmaya kalktı. Hâlâ katilleri bulunamayan Berkin Elvan için. Biber gazı, dayak, kafalarına basılma, yerde tekmelenme ve boğazları sıkılma suretiyle gözaltına alındılar (üstte). Paket çıktıktan sonra bu fotoğraflara ‘O zamanlar demokrasi vardı’ diye bakacağız. Kesin bilgi! Herkese iyi pazarlar!