Hayrünnisa Hanım çok büyük iş yaptı

a
a
Cuma, 12 Kasım 2010 - 05:00

Cumhurbaşkanı Gül’ün eşi Hayrünnisa Hanımefendi’nin çocukların ilköğretimde derslere türbanla girmesinin önünün açılmasını isteyenlere yönelik sözleri, son dönemde Türkiye Cumhuriyeti’nde yapılmış en cesur çıkış, en etkili konuşmadır. Tabii ki hanımefendiyi bunları söylediğine pişman etmek isteyecekler çıkacaktır. Nitekim çıkmaya başladılar da!!! Dayanın lütfen, pes etmeyin Hanımefendi. Anadolu’da eğitimsiz bırakılan o küçük kızlar için direnin. “Bunlar cehaletten oluyor. Dinen farz değil. Niye o yaşta kız çocuğu başörtüsü takar? İlkokul öğrencisinin kendi isteği ile başörtüsü takması gibi bir şey söz konusu olamaz. Bu konuda karar verecek yaşa geldiğinde kararını kendi verir” sözlerinizle akl-ı selim sahibi herkesin sesi, temsilcisi oldunuz. 15 yaşından beri türban takan bir hanımefendinin bunları söylemesi ayrıca çok etkili, çok anlamlı. Tepkilere lütfen kulak tıkayın Hanımefendi. Çünkü siz bir yığın kişinin canına ot tıkadınız, oy oyunlarını, siyasi manevralarını bozdunuz.

[[HAFTAYA]]

Çankaya’da türban hassasiyeti olmadan verilen resepsiyon için ‘zafer çığlıkları’ atan muhafazakar basın da sevmedi sizin o cesur, o çok doğru sözlerinizi. O güzelim konuşmanızı eğip büküp gazetelerinin en görünmez köşelerine sakladılar. Devlet kuruluşu Anadolu Ajansı sözlerinizi yayınlamadı bile. Olsun... Duyan duydu, istenen etki alındı, mesaj millete en net şekilde verildi. Ama sizin ne dediğinizi anlamak istemeyen sakallı koca koca adamlar hâlâ köşelerinden, ekranlardan ergenlik çağına ermemiş küçücük kızların başlarını ilkokulda örtmek için hâlâ uğraşıyorlar. Oyun oynayacak yaştaki kızların başlarını örtmeye meraklı ne de çok erkek varmış meğer bu ülkede. Hayrünnisa Hanımefendi, işte o meraklı erkeklerin maskesini siz tek başınıza düşürdünüz.

O meraklılara hayatlarının dersini verdiniz. “İşinize bakın” deme cesaretini sadece siz gösterdiniz. Küçük kızının başını örtmeye uğraşan ailelere ‘destur’ çektiniz. Türbanın kişisel bir tercih olduğunun altını en kalın kalemle çizdiniz. Bu arada önemli bir ayrıntıyı da laf arasına sıkıştırdınız; “Tüm gün başörtüsü taşımak kolay değil. Lütfen karşınızdakinin yerine kendinizi koyun”. Hayrünnisa Hanım çok büyük iş yaptı, çok doğru iş yaptı. Keşke erkekler mani olmasa da bu çıkışının devamını getirebilse... Türkiye’nin işte böyle güçlü, kararlı kadınlara ihtiyacı var. Unutanlar için minik bir not: Hayrünnisa Gül türbansız fotoğraf vermediği için 1997’de Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Arap Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kayıt yaptıramamıştı. Bunun üzerine 2002’de Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde dava açmıştı. 2004’te eşi cumhurbaşkanı seçilince de davasını ‘mecburen’ geri almıştı.

Vergimin hesabını soruyorum

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, 29 Ekim resepsiyonu ile ilgili tartışmalar sırasında ilginç bir söz etmişti; “Bu başörtülüler, bu memlekette vergi veriyor. Onların çocukları bu memlekette askerlik yapıyor. Benim eşimin verdiği parayla maaş alanlar, şimdi benim eşimi oraya (Çankaya’ya) sokmuyorlar, böyle bir şey olabilir mi? Bunlar yanlıştır.” Bu söz ödediği verginin hesabını soran duyarlı bir vatandaş tavrıdır. Saygı duyarım. Ben de Sayın Çiçek’ten cesaret alarak diyorum ki; “Bizlerden alınan vergilerle ayakta durup yayın yapan devlet kuruluşu TRT, ekrana çıkardığı katil Mehmet Ali Ağca ile nasıl olur da tek taraflı, yandaş bir söyleşi yapabilir?

Ağca’nın yazdığı kitabın tanıtımını nasıl olur da devlet kuruluşu TRT yapar? Katil Ağca’ya TRT nasıl olur da Abdi İpekçi suikastı ile ilgili tek bir soru sormaz. Böyle program mı olur? Bizim vergilerimizle ayakta duran TRT nasıl böyle bir halt karıştırır?”... Programı sunan Rıdvan Memi’ye de bir çift sözüm var: Elbette Türkiye’nin karanlık döneminin en kirli aktörünün ekrana çıkartılması önemlidir.

Ancak Ağca “Abdullah Çatlı basit bir tetikçidir” dediği an, ona “Hoooop” diyebilmeliydiniz. Ağca’ya, Çatlı konusunda tepki vermemeniz, İpekçi cinayetiyle ilgili tek soru bile sormamanız bende soru işaretleri yarattı. Pazarda seyyar limon satıcısı olmak için bile cesaret (zabıtadan kaçılacak) ve akıl (kilosu 2 lira olan limonun 450 gr.ı kaça gibi hesaplar yapılacak) ister. Dilerim TRT sizi çalıştırmaya devam eder. Yoksa kötü! Pazarcılık, Ağca röportajına benzemez!!!