Hazal Kaya: Özenli yaşıyorum, sarhoş yakalanmam

Perşembe, 18 Mart 2010 - 11:15

Hazal Kaya: Özenli yaşıyorum, sarhoş yakalanmam

Hazal Kaya son yılların en popüler dizisinin yıldızı. “Bir dizi yıldızı olmak, hele hele çok sevilen bir dizinin yıldızı olmak henüz 19 yaşında ki bu kıza taşıyamayacağından çok bir yük getirdi mi?” acaba...

Milliyet Cadde'den Şebnem Kırmacı, Hazal Kaya'ya merak edilen soruları sordu...

Herkes oyuncu olmaya erken yaşta karar veriyor ama her veren de ünlü olmuyor. Sen bu ülkenin en popüler dizisindesin bu yaşta; hangi olaylar zinciri getirdi seni buraya?

Benim şansım annemdi. Doğru projelere beni o yönlendirdi, rehberlik etti. Tabii daha geç yaşta da yakalayabilirdim başarıyı. Annem ve ben çok dikkatli ve özenli yaşıyor, adımlarımızı buna göre atıyoruz. İşime özen gösterdim. Bu yüzden evrenin bana geri dönüşü olabilir bu.

Gaziantep’te doğmuşsun, sonra İtalyan Lisesi’ne gitmişsin. Nasıl oldu bu geçiş?

Antep doğumlu değilim ama oranın kültürü ile büyüdüğüm için Antep doğumluyum diyorum. Annem Antepli. İtalyan Lisesi’ne gitmek hayalimdi.

Neden?

Roma, Floransa... Çok güzel şehirler. Rönesansın yaşandığı ülke, Dante’nin ülkesi...

Aşk- ı Memnu neden çok sevildi?

Biz aslında en başından dizinin sevileceğini biliyorduk. Ekip iyiydi; enerji yansıdı diziye. Başak ve Deniz’in yaptığı şahane kıyafetlerle Türkiye’nin ilk moda dizisi oldu. Tesadüf değil başarısı; çok özenildi.

Bir kesimin bu konuda özlemi ve açığı vardı herhalde...

Galiba herkesin böyle bir hasreti varmış. Ben kendi mezuniyetimde küçük Bihterler, Nihaller gördüm. Sokaklarda Firdevs gömlekleri satılıyor. ‘Gossip Girl’ dizisinin yarattığı havayı yarattık galiba ve tüm yaş gruplarına hitap etti bu.

“Garsonluk yapmakla bu yaptığım iş arasında fark yok” demişsin.

Şu cümleyi söyledim okul arkadaşlarıma: “ Benim Burger King’de çalışmamla bir dizide oynamam arasında bir fark yok.” Demek istediğim, şöhretin bu işin sadece bir getirisi olduğuydu. Şöhreti yadsıyamam, hor da göremem. Sadece işimin bir parçası.

Başın dertte değil yani ünle?

Ayrıcalıklı bir durumdayım ama bu benim özel hayatıma yansımıyor. Ayrı görmüyorum kendimi yaşıtlarımdan. Ayağımda spor pabuçlarla salaş halde geziyorum. Ben daha 19 yaşındayım ve bu işi yapmayı seçtim. Ünlü olmanın getirilerini kabul etmek, götürülerine katlanmak zorundayım.

Onun için soruyorum hiç mi kısıtlama yok hayatında?

Kısıtlama değil de özen gerektiriyor. Yaşıtlarımın yaptığı her şeyi yapamayabiliyorum. Zaten medyanın çok gözüne çarpacak bir şey yapmıyorum; özenli yaşıyorum. Ama kendimi özgür hissediyorum.

Bu bile başlı başına bir kısıtlama aslında...

Değil aslında, benim tercihim. Sokak ortasında bağıra bağıra kahkaha atmam eskiden de atmadım şimdi de yapmam. Benim hiçbir şey için acelem yok. Son iki sendir ünlü olma hali ile başbaşayım. Ondan önce eğleneceğim kadar eğlendim; şimdi ise işime bakıyorum. Bazıları “Hayatını yaşa, ne işin var, deli misin?” diyor tabii ama ben zaten hayatımı yaşıyorum. Ben bunu tercih ettim. Kendime ve aileme duyduğum saygıdan dolayı da özenli yaşıyorum.

“Özenli” hayattan kastın ne?

Mesela sarhoş yakalanmam. Ya da kendime saygımı yitireceğim şeyler yapmam.

Şimdiye kadar seni çok etkileyen film ya da oyuncular var mı?

Fransız sineması ve özellikle Fransız yönetmen Francois Truffaut beni çok etkiler. Tim Burton, David Lynch, Fellini’ye hayranım. Meryl Streep ve Audrey Hepburn en sevdiğim oyuncular. O, kesinlikle benim idolüm.

Ben bir bilgi sömürücüyüm

Ustaların var mı?

Olmaz mı? Ben bir “bilgi sömürücüsüyüm.” Bir büyüğüm bana hep bilgi sömürmemi öğretti. Kimden ne öğrenebilirim ona bakıyorum. Bu anlamda annem ve Gaye Sökmen çok önemli. Annem hayat koçum benim. Gerçekten kitaplarda okuyamayacağım her şeyi ondan öğreniyorum; iliğini kemiğini kurutuyorum onun bilgi anlamında! Gaye Sökmen’in ağzının içine bakarım, bir şey öğreneyim diye. Selçuk Yöntem, Zerrin Tekindor, Rana Cabbar ustalarım. Ben usta- çırak ilişkisine inanıyorum. Yaptığım işlerin popüler olmasından ziyade, bu insanlarla çalışmak önemli benim için.

Mehmet Aslan’la mı berabersin?

Kesinlikle hayır. Tanımıyorum bile. Gazetelerde haberler çıktıktan bir hafta sonra spor salonunda karşılaştık ve “Merhaba” dedik birbirimize. O kadar. Ben erkek arkadaşımla beraberdim o gün.

Başka biri var hayatında yani? Kim o?

Dokuz aydır beraberiz. Tanınmış biri değil.

Ne konuştunuz Mehmet Aslan’la?

O da çok şaşırdığını söyledi. “Kusura bakmayın” dedi. Pek umurumda değil bu dedikodu. Ben ne yaptığımı biliyorum. Yaşıtım üniversite öğrencisi bir erkek arkadaşım var.

Nasıl yani... Sinirlenmiyor musun?

Tabii ama sonra gülmeye başlıyor insan. Kontrolümde değil bu haberler, sinirlensem ne olacak? Kendime zarar vermek istemiyorum.