Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

HDP ve Türkiye'yle birlikte çözüm

Cuma, 19 Mayıs 2017 - 05:00

AK Parti olağanüstü kongresinden bir gün önce, HDP olağanüstü kongreye gidiyor. Bu kongreler, Trump yönetiminin, PYD'yi bölgede bir müttefik olarak gördüğünü ifade eden açıklamalarının ardından yapılıyor.

Erdoğan, Washington'da, PYD konusunda kararlı bir ABD yönetimiyle karşılaştı. Rusya da benzer bir tutum içinde. (Binali Yıldırım'ın deyimiyle, "ABD'yle savaşacak değiliz.") Bununla birlikte şu gözlemi de yapmak mümkün: ABD, PKK'nın Türkiye'ye doğrulttuğu silahlarını indirmesi yönünde bir tavır alabilir. Her halükarda, yeni bir dönemin kapısındayız gibi.

Akla gelen bazı sorular: AK Parti kongresinde, Erdoğan, bu açıdan yeni şeyler söyleyebilir mi? HDP Kongresi, PKK şiddetini dışlayan bir mesaj verebilir, bir sivil siyaset çıkışı yapabilir mi?

HDP hesaplaşması

HDP'lilere göre, “masa”yı deviren, hükümet. Tez şu: Erdoğan, 7 Haziran 2015 seçimlerinde yaşayacağı oy kaybını öngörmüş ve Dolmabahçe mutabakatını yok saymıştı.

Tarihsel sürecin böyle gelişmediğine işaret eden veriler daha fazla. PKK, Öcalan'ın çağrısına uymadı, Türkiye topraklarını terk etmedi. Cemil Bayık, Dolmabahçe protokolünden bir kaç gün sonra, "Silah bırakmak için toplayacağımız Kongre'ye Öcalan da katılırsa bunu yapabiliriz" dedi. Eşbaşkan Bese Hozat aynı günlerde "halkın devrimci savaşı"nın başlayacağını yazdı.

Türkiye'ye rağmen

Bir an için, bütün bu tabloya rağmen, çatışmayı başlatanın hükümet olduğunu düşünelim. Öyle bile olsa; 7 Haziran 2015'ten sonra, bombalı araçlarla, onlarca güvenlik görevlisini, polis lojmanlarında kadın ve çocukları öldüren PKK değil mi? Hendek ve barikatlar kurarak, HDP'nin en güçlü olduğu şehir ve kasabaların bir savaş alanına dönüşmesi sebep olmadı mı? Devlet içindeki güvenlikçi zihniyeti kışkırtarak, otoriterleşmeye zemin hazırlamadı mı?

PKK, belli ki, çözümü, Türkiye'nin dışında arıyor. HDP ise, Türkiye toprağında siyaset yapıyor; gücünü Türkiye'deki seçmenden, bu ülkenin (demokratikleşme) potansiyelinden alıyor.

Hükümetin Kürt meselesindeki zaaflarını, yanlışlarını; milliyetçi, devletçi önyargıların derinliğini hepimiz görebiliyoruz. PKK'nın yaptıklarına ciddi bir tavır koymaktan kaçınarak, yalnızca devlet üzerinden çözüm aramanın gerçekçi olmadığını da, görebilmek gerekiyor. HDP'nin, PKK şiddetiyle arasına, amasız, fakatsız, tereddütsüz şekilde sınır çekmeye karar vermesi ve kendisine 80 milletvekili çıkarabilecek desteği veren birikimi anlaması gerekiyor.

ABD'nin, PYD ile giriştiği yeni ilişki biçimi ise; eğer doğru bir çizgi izlenirse, barış ve çözüm imkanının kapılarını açabilir.