“Hem kadın hem erkeğim her hissi ve tadı biliyorum!”

Yaşadığı tüm kötü geçmişi kabullenmiş! Hatta onları şarkılarına dökecek kadar özümsemiş ve en önemlisi kendini affetmiş. O, hem kadın hem de erkek duygusunu taşıyan yepyeni biri şimdi. Deniz gibi, dalga dalga, ama kıyıya çıkma vakti, işte Deniz Seki!

“Hem kadın hem erkeğim her hissi ve tadı biliyorum!”

‘Veliaht’a katılmayı nasıl kabul ettin?

Yapımcı Caner Erdem getirdi teklifi, heyecanlandım açıkçası. Ben de eski Pop Star jürisinde bulunmuştum ilk kadın jüri olarak hem de. Başka yarışmalar beni kesmiyordu. ‘Veliaht’ fikri güzel.

Ne özelliği var ki diğer izlediğimiz sabun köpüğü şarkıcı programlarından?

Burada çocuklar ‘isimsiz’ olabilir, ama Pop Star’daki gibi hiç eğitim almamış biri yok. Hepsi kendini yetiştirmiş hatta içlerinde profesyonelce müzik hayatına devam edenler var. Şarkıyla hiç ilgisi olmayan, ‘geleyim bir şarkı söyleyeyim’ diyenlerin yeri değil. Üstelik bu formatı 6 ülkeye satılan özel bir program.

CANAN DANYILDIZ

canan.danyildiz@posta.com.tr

Güveniyor musun çocuklara?

Buradan çıkınca hepsini unutuyoruz. Bu çocuklar bir ağacın meyve vermiş, ama olgunlaşmamış hali gibi. Ben öyle benzetiyorum. Biz de sanki onların kızarmasına, tam olmasına yardım eden güneş gibiyiz. Biz onları pişirip seyirciye sunuyoruz.

Sen de bir yarışmayla kendini tanıtmıştın...

Evet, Pop Show yarışmasıydı. Oradan zaten ben, Niran Ünsal ve Suat Suna çıktık. Müzik yarışmaları doğru yapıldığı takdirde bence çok kıymetli. Müzisyen yetiştiren işlere büyük saygı duyuyorum.

Veliaht çıkarma fikri de egosal bir şey sanırım! “Ben yetiştirdim!”

E tabii öyle. Ama onun dışında her kategoriden bir müzik insanı var Veliaht’ta. Türkü, fantezi, pop... Türkiye mozaiği gibi. Herkese hitap ediyor. Kim kimi isterse dinler.

O zamanla bu zaman arasında ne değişti?

Sapla saman birbirine karıştı acayip. Güzel ve kaliteli, zirvede kalacak sanatçı yok artık. Müzik artık ‘fast food’. Halkın da artık bunu dinlemeye vakti yok. Hızlıca tüketiyoruz. Hayatımda Türkiye’deki kadar çok tatil olan ülke görmedim.

Yani ne olur ki tatil olunca?

Tembeliz, hiçbir şey için yorulmak istemiyoruz ve tahammülümüz de yok. Müzik de öyle oldu. Teknoloji böyle olunca, bırak müziği; arkadaşlıklar bile sanal alemde. Gezin dur.

Ezo’ya yüklenilince sen bayağı sahiplendin, hayat da sana yüklenmişti!

Sesi olağanüstü bir kız. Rafet El Roman’ın Bakü’de keşfettiği çok yetenekli bir kız. Gelecekte bir şey olacak bak görürsün. Anaç bir yapım var, ondan olsa gerek; benim yaşadıklarım farklıydı. Onun zorluklarını bilirim.

Kimler kalır dersin?

Ezo kesin, ama diğerlerini söylemeyeyim çünkü adil olmaz yarışma devam ediyor daha. Ama birkaç ses var yolu açık. O belli.

Senin albüm ne zaman?

2014’e erteledim albümü. Her şeyiyle ilgilenmek istiyorum. Sadece şarkılarımla değil; saçımdan tırnağıma, fiziksel olarak da mükemmel olmalı ki öyle çıkartayım.

Yaşadıklarından sonra (cezaevi günlerini kastediyorum) yeniden doğuşun mu olacak?

Evet, tam öyle. Zümrüd-ü Anka kuşuyum ben. Bu benim yeniden doğumum.

“Yaşadıklarımı kimseye anlatamıyorum”

Olgunlaştın değil mi Deniz?

Yaşadıkların çok ağırdı... Hayat okulu ve yaşadığım tecrübeler elbette beni olgunlaştırdı. Olan şeyleri kabullenmem, farkındalığımın da artması beni büyüttü.

Kaderci bir kadın mısın sen?

Ne öyle ne değil; ikisi arasında yaşıyorum. Her şeyin yazıldığına ve sonlanacağına inanıyorum. Ama arada yaşadığımız o sürecin; insanın kendi aklına ve kalbine de bırakıldığını düşünüyorum. Sonuç aynı, ama yolunu galiba insan kendi seçiyor.

Tıpkı senin hayatındaki gibi, sevaplar ve günahlar senin inisiyatifindeydi değil mi?

Evet, aynen öyle.

Seni neler büyüttü peki? Sevaplar, günahlar?

İnternette arama motoruna gir, neler olduğunu görürsün, herkes biliyor başıma gelenleri. Anlatmaya gerek yok.

Evet maalesef biliyoruz, ama ben senin kelimelerini bekliyorum...

Büyüdüm demek bana abes geliyor. Zaten olgunlaştığımı; yazdıklarımla, yaşadığım zor olayların karşısında duruşumla gösteriyorum bence. Sesime ve şarkılarıma da yansıdı. Tebessümüme bile yansıdı. Kelimelerle anlatılacak bir şey değil.

Eskiden çok cıvıl cıvıl röportajlar veren bir kızdın, şimdi her şey değişmiş! Neden?

Zor bir soru Canan! Yaşadığım şeyleri anlatmak da zor, bana ne hissettirdiğini, kattığını da... Bunları değil seninle, kimseyle paylaşamıyorum. Çok zor...

Ayakların yere basmıyordu da şimdi en sağlamından dik mi duruyorsun?

Ayaklarımın yere basmadığı hiç olmadı! Ama o zamanki yaşanmışlığımla şu an karşında duran ‘ben’in yaşadıkları aynı değil. Neler yaşadım hepiniz biliyorsunuz. Yaşanmışlık tecrübesi, beni olgunlaştırdı. İki Deniz o yüzden farklı.

“Başıma gelenler şanstı aslında”

Kötü şeyden ders çıkarmak... Sana artısı oldu mu bu yaşadıklarının?

İçimdeki kocaman Matruşka kadınlarımı tamamladım bu yaşadığım kötü olaylarla. Son büyük kadın yoktu, hani hepsini içine alan, kucaklayan, olgun kadın... İşte ağır olaylar, bu 7. kadının yaratılmasını sağladı.

Yeni Deniz nasıl biri?

Bir 7 Deniz daha var! Bir kadının içinde ne varsa, çocuk, sevgili, kadın, erkek, anne... Maskülen, feminen her şey. Yeni Deniz, hepsi. Bütün duyguların hepsi artık bende var. Hepsinin hissiyatını, tadını ve kokusunu biliyorum artık.

Bu da deli gibi şarkı yazmana yaramıştır?

Tam da öyle. Deli gibi! Şarkı yazıyorum! Çok doğru, bu durum deli gibi şarkı üretmene yarıyor. Başka bir aşk yani. Konuşmak istemiyorum.

“Bir daha yalan, sahtekarlık ve dostunu satmak yok hayatımda! “Bir daha yalan, sahtekarlık ve dostunu satmak yok hayatımda!

Bana hayatta yapmış olduğun, ama şimdi asla yapmayacağın 3 şey söylesene!

Sahtekarlık, dostunu satmak ve yalan! Bundan sonra bu üçünü asla yapmam.

Bundan sonra yapacağın 3 şey?

Daima şarkı yazacağım, ölene kadar iyi bir insan olacağım ve kalbimi kimsenin bozmasına izin vermeyeceğim bundan sonra.

Kendinde en nefret ettiğin şey ne senin?

Çok sulugözlüyüm Canan. Çok iyi niyetliyim ve neye güvenerek bu kadar iyi niyetliyim onu da bilmiyorum. Karşımdakini kendim gibi görüp kalbimi asla bozmuyorum ama. Aşırı duygusalım. Aslında akıllı bir kadınım ama bu duygusallığı da yaşıyorum.

Bu duygusallık başına dert açmadı mı?

Bunun bir dengesi olmalı. Bu kadar duygusal olmayı seviyorum. Ama akıl ve duygunun dengesini yeni yeni kuruyorum. Bu ikisinin birbiriyle iyi geçinmesini ancak sağladım!

Ne varsa eski aşklarda var!

Faruk Bey... Nereden çıktı?

Büyük şans olmalı senin için! Faruk benim yazlıktan çocukluk aşkım, Kumburgaz’dan. Bir yıla yakındır da nişanlıyız biliyorsun.

Nasıl bir şey çocukluk aşkı ile bu yaşta beraber olmak?

Çok büyük güven! Ben Deniz Seki olmadan, ünlü olmadan beni tanıyor, ailemi biliyor. Beni tanıyor, yapımı, karakterimi de. Bu müthiş bir güven ve konfor diyeyim sana. Daha temeli sağlam, samimiyet içeren bir ilişki kurmamıza neden oldu.

Güven ve zarar görmeme, bu ilişkinin kodları galiba!

Eski bir dostum olduğu için bana zarar vermeyeceğini iyi biliyorum Faruk’un. Bu çok önemli benim için.

Etkili bir evlenme teklifi aldın mı?

Programda bir kere etmişti... Yook öyle uzaktan olmaz! (Gülüyoruz) Sürpriz bakalım.

Çocuk yapma hayali de var tabii, değil mi?

Kısmet bakalım. Allah izin verirse neden olmasın! İstiyorum, ben çok iyi bir anne olurum!

Daha önce, ‘ben ilişkilerimde erkek rölünü de üstlendim hep’ dediğini okumuştum. Bu ilişkinde dengeyi kurdun mu?

Şu an hayatımda biri olduğu için eski ilişkileri konuşmak bana ahlaklı gelmiyor. Ama Faruk’ta da tıpkı bendeki gibi hayatı aynı anlamda karşılama var. Bu yüzden dengeli bir ilişki. Hayattan beklentilerimiz ve aldığımız zevk aynı. Ne varsa eskilerde var! (Kahkahayla gülüyor)

 Bütün yaşadıklarına rağmen seni anlayan bir adam..

. Evet, en güzeli de o zaten. ‘Sen hiç değişmemişsin, sen aynısın’ diyor bana. O benim özümü biliyor, ben de onun. Bu en kıymetli şey.

Faruk Bey sana şarkı yazdıran bir aşk mı yaşatıyor?

Tabii! Ona da şarkı var yakında çıkacak albümünde...