Hem penüstü hem altı

Pazartesi, 19 Nisan 2010 - 05:00

Beşiktaş, Hüseyin Göçek’i istemiyordu. Haklı çıktı. Çünkü UEFA’nın yakın takibe aldığı bu hakem böylesine bir derbi maçında gösterilmeyecek 3 kırmızı karta imza attı. Elinde sarılar varken, kırmızılara yöneldi. Aldatmacıları bir zoka gibi yuttu. Lugano’nun oyun 1-0 Fenerbahçe lehine iken eliyle stop ettiği pozisyon penaltıdır. Hüseyin Göçek bunu da vermedi. Yardımcı hakem Serkan Gencerler de o pozisyonlarda Altı Nokta Körler Okulu’nun pazubandını takmıştı sanki. Görme Engelliler alınmasın, sevinsin. Çünkü Serkan Gencerler onlardan daha da kör.

Maçın esas ana fikri işte bu şablon içerisinde cereyan etti. Verilen, verilmeyen penaltılar, yok yere atılan oyuncular ve bariz biçimde Beşiktaş’ın yenilen hakkı. Şimdi 107 yıllık kulüp kalkıp AIHM’e mi gidecek? Ayıp, ayıp. Golden sonra önce Güiza sonra da Alex işi bitirseydi, Beşiktaş giyinme odasına 3-0 yenik girecekti. İkinci yarıya çıkarken sanki smokin takmıştı Siyah- Beyazlılar. Öyle bir abluka altına aldı ki Fenerbahçe kalesini, ilk devrede görülmediği yerlerde rakibini hallaç pamuğu gibi attı.

Maçın kader ismi eleştirmeyi sevmediğim halde Hüseyin Göçek oldu. Çalmadığı penaltıdan sonra öttürdüğü sonraki penaltı düdüğü acayip bir yasak savmaydı. Beşiktaş bu maçı kazansaydı yukarıda iyi işler yapabilirdi. Maç sanki ikinci dakikada bitti. Sonra da izlediğiniz üzere garip işler oldu. Şimdi Metin Keçeli gidip hakem odasını bassa kimse bir şey söyleyemez. Parayı-havayı basan maçı alıyor gibi geldi bana. Beşiktaş’ın bu işlerde bezi yok.