Hep beraber

Pazartesi, 30 Ağustos 2010 - 05:00

İstanbul’da beklenen olası bir deprem gibi Karabükspor maçın başında, ortasında ve sonunda Beşiktaş savunmasını sallayıp durdu. İbrahim Toraman’ı bir bina olarak kabul edersek, sanıyorum bütün her tarafı çatlamıştır. Dört haftalık aradan sonra sanki melekelerini kaybetmiş gibiydi o bildiğimiz Toraman. Emenike teke tek kaldığı tüm pozisyonlarda sağından, solundan İbo’yu felç etti.

Schuster bir ara “Fabian” diye bağırdı. Onu İbrahim’in çevresine koydu yetmedi, Zapotocny’yi de sarmalayıp her türlü önlemi aldı. Ama bu olası depremlere Beşiktaş hazırlıklıydı. Çok çabuk toparlanıp unutulan golcüsüyle karşı kaleyi hatırladı. Tabata’nın korner ve duran toplardaki etkili ortaları Nobre’nin kafasına düşünce Beşiktaş yıkılmaya yüz tutmuş binalarını onarıp, hizmet vermeye başladı. Sonra Beşiktaş’ın bu yılki hizmetlisi sahne aldı.

Quaresma’nın yaptırdığı penaltı kimine göre yedirmece. Ama onun, o dörtlü defans bloğunun arasına olağanca süratiyle girişini ben tarif edemem. Orada mutlaka bir tıklama olacaktır krampona veya omzuna. Sonra Quaresma daha acayip birşey yaptı, sanıyorum yıldız böyle olunuyor işte. Orta sahanın biraz önünden 1’le kalktı, anında 4’ledi. Arkasında bir ara Deumi’yi gördüm. İki elleri havada formayı yakalamaya çalışıyordu. Formadan da tutulmadı Q7, artık boşa atmıştı çünkü. Hani derler ya devletten gitti son 3-4 metreyi, benzin yakmadan.

Beşiktaş’ın 4-1’deki oyununu özetlersek; Schuster’in her zamanki gibi takım oyunu oynatma ve topa sahip olma adına bir disiplini hakimdi. O alışageldiğimiz Alman hoca, bu kez kendine ayrılan bölgede çok sık görüldü. Belli ki savunma asabını bozmuştu. Ama özel adamları vardı, deliği yamayabilmek için. Ekrem, Ernst, Necip, Zapotocny sürekli imdada koşan kramponlardı. İşte Beşiktaş’ın bu birlikteliğine “hep beraber” adı veriliyor. Ama Karabükspor’u ve teknik direktörü Yücel İldiz’i de cesareti ve ofansif oyunu yönünden kutlamak lazım. 4-1 onlara bol gelmedi. Aksine iştah açıcıydılar.