Candaş Tolga Işık

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170731.candaş_tolga_ışık_25.png

Hep kaybeden olmak

Çarşamba, 07 Ekim 2009 - 05:00

Fatih Bay (28)
Metalurji Mühendisi
Dün Taksim’de iş görüşmesine gidiyordu.
Göstericilerden birinin sapanından çıkan taş ile kafası yarıldı. 8 dikişi var.
*
Burcu Aslan (33)
Avukat
Dün Taksim’deydi.
İstanbul Barosu’nda bir toplantıya giderken başına taş isabet etti.
11 dikişi var.
*
İlknur Aydın (42)
Uluslararası bir kozmetik firmasında yönetici…
Dün Taksim’deydi.
Canı İnci’den profiterol çekince İstiklal’e indi.
Kafasında 5 dikiş ayak bileğinde de kırık var.
İfadesinden aynen aktarıyorum:
“Bir anda olayların ortasında buldum kendimi… 20’li yaşlarda bir kız yanıma gelip ‘Senin gibi işbirlikçiler yüzünden bu ülke işgal altında!’ diyerek suratıma tokat attı. ‘Ne yapıyorsun sen? Nereden biliyorsun benim işbirlikçi olduğumu?’ diye bağırmaya başladım. Çantamı elimden çekip “Bunu alabilmek için benim kaç yıl çalışmam gerekiyor biliyor musun f….?” diyerek tekrar yüzüme fırlattı. Saç-saça, baş-başa girdik. 7–8 kişi bir anda üstüme çullandı.”
*
Ali Akyüz (46)
İstiklal Caddesi’nde bir lokantası var.
Dünkü olaylarda camları kırıldı. Mutfağına girip yerle bir ettiler.
10 milyar zararı var.
He bu arada ne Amerikan ne İtalyan ne de Çin yemeği satıyordu.
Yüzde yüz Türk lokantası!
*
IMF defolsun gitsin!
Emperyalizm kanlı ellerini üzerimizden çeksin!
Amerika ve onun işbirlikçi uşakları günlerini görsün!
Hepsine katılıyorum.
Ama bana söyler misiniz...
Klimalı salonlarda oturan, İstanbul’un en güzel otellerinde konaklayan ve lüks otomobillerle seyahat eden IMF’cilere dokunamayıp hıncını kendi insanından, kendi ülkesinin mal varlığından alana ne derler?
“IMF’yi sokmayın, Türkiye’ye girmesin artık!” Giren girmiş... IMF girse ne girmese ne?