Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

HEPİMİZ İSTİFA ETMELİYİZ!

Cumartesi, 15 Mayıs 2010 - 05:00

Hangimiz samimiyiz? Hangimiz masum? Hangimiz “namuslu”, ahlâklı? Kim hiç yalan söylemedi? Kim hiç kanun çiğnemedi? Kim hiç haram yemedi? Kim hiç iftira atmadı?
Ortalık haksızlıktan, bencillikten, yolsuzluktan, en hafifinden saygısızlıktan kırılıyor! Siyaseti rant için yapıyorlar. Başa geçmeyi, iktidarı, güçlü olmak, sahip olmak ve en yakınlarına dağıtmak için istiyorlar! Rakiplerini, düşmanlarını, sevmediklerini tasfiye etmek için belden aşağı vuruyorlar. Ana muhalefet partisi başkanını küçük düşürecek kaseti yayınlayan gazetenin bir başka vukuatı da Deniz Harb Okulu öğrencileri üzerineymiş. Yine aynı site üstelik! Yarının deniz subaylarına yöneltilen iddialar ve her an yayınlanabilecek kasetler hazırmış meğer!
Benim artık miğdem bulanıyor. Bütün tabuları yıktık. Cinsellik duruyor. Düşmanını yıkacak en büyük silah namus üzerinden cinsel içerikli şantaj! Sanki şeriatla yönetilen bir ülkeyiz, herkes başımıza ahlâk bekçisi kesiliyor, ama yoksulluktan bir gofrete eteğini kaldıran kıza da hayır demiyor, sokağa düşmüşün üstünden herkes geçiyor! Sonra da hep beraber bir kurtarıcı bekliyoruz: Geri dön, bizi kurtar Baykal!

AHLÂK ZABITASI GİBİ
Nasıl bir iki yüzlülük pazarıdır bu. Kim kimi kimden kurtarıyor? Kurtaracak olsa şimdiye kadar çoktan kurtarırdı. Ne o kapısının önünde açlık grevine yatan gençler saçmalığı? Kim getirdiyse onları o kapının önüne, alsın geri götürsün. Ve ortada bir kamu suçu var, birileri gözetlenmiş, aleyhine kasetler yapılmış. Bunun sorumlularını buldurmak ve açıklamak görevi olan Başbakan, ahlâk zabıtası gibi açıklama yapıyor; eşini aldatan mazlum olamazmış. Bunu söylemek görevi değil, hakkı değil. Bu ülkede hak, hukuk, kurallara hiç mi saygı duyulmayacak? Devenin her yeri eğri, bize düzeltmek kalınca ayar şaşıyor. Gazetenin birinde yazarlar tam kadro Baykal istifa, Kılıçdaroğlu başkan diye bağırıyor. Bizim görevimiz mi bu, bu kadar müdahil olmak? Ortada çıkarlar çatışıyor. Halkım da bekliyor, kim gelirse beni kurtarır diye. Bana gelen geçmiş olsun mesajları sizin için de geçerli: Ayıyla yatağa girenin başına her şey gelir! Aslında biz de istifa etmeliyiz, bilmiyorum nereden, ama galiba her yerden!

İRAN BASKISI SONUÇ VERDİ
Soraya’yı taşlayanları ancak 18 yaşından büyükler izleyebilecek. İran’da geçen ve din adına, dini alet ederek bir küçük kasabada insanların bir anneyi nasıl taşlayarak öldürdüğünü anlatan filmi yasaklatmaya çalışan İranlı yetkililer bunu kısmen de olsa başardı. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın denetleyicileri, filmdeki şiddet sahnelerini gerekçe göstererek filmi 18 yaşından küçüklere yasakladı. Oysa gidin sinemalara, şiddet sahneleri içeren ne filmler göseriliyor! 18 yaşından büyük herkesi filmi görmeye sinema salonlarına davet ediyorum. Diğerleri korsan cd’den izleyebilir!

Takiye, Allah yolunda!
Almanya’da yaşayan Kadir Sözen’in senaryosunu yazdığı ve yapımcılığını üstlendiği Takiye’nin son sahnesini seyredip kalkarken kendi kendime, bu son bir kaç sahneyi koymasaymış dört dörtlük olacakmış, ama o zaman da ne filmi göstertirlerdi, ne de Kadir Sözen’i hayatta bırakırlardı, kendine kalkan hazırlamış, diye söylenmiştim. Film, önce 13 yaş sınırına çekildi, her nedense? Gösterime girdikten sonra da tehdit almaya başlamışlar. Demek ki doğru bir yaraya parmak basmış, filmde gösterilen şarlatanları iyi hedef almışlar! Gerçek dindarların bu filme kızıp da onu bunu tehdit etmelerine gerek yok ki? Film Almanya’da Allah’ın adını kullanıp, din yoluna para toplayan ve sonra sırra kadem basanların iki yüzlülüğünü anlatıyor. Jet Fadıl, Deniz Feneri davalarını hatırlarsak güncel ve dertli bir konu. Yurtdışında en zor koşullarda çalışan gurbetçilerimizin her kuruşunu bin bir emekle biriktirdikleri paracıkları, senetsiz sepetsiz gitti bu Allahsızların tezgahında. Çoğu siyasi oluşumlara, maalesef. Film, usta işi, tempolu, akıcı. Hikaye aksamıyor. Oyunculuklar özenli. Çekim mekanları düzgün. Tıpkı Amerikalıların yapıp ettikten sonra Hollywood’un güzel bir film yapıp işin içyüzünü anlatması gibi! Son bir kaç sahne dışında Bravo diyorum ve görmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Tehditlere rağmen ve hatta onun için, bir de sazan gibi avlanmamak için.