“Her konsolos İstanbul'da olmak ister”

Monika Schmutz Kırgöz, İsviçre'nin İstanbul Konsolosu. Bir Türk ile evli olan konsolos, İstanbul'a aşık. Türk yemeklerine de hayran ama Gaziantep mutfağını tek geçiyor. Favori yemeği ise yuvalama. En büyük hayalinin Ağrı Dağı'na tırmanmak olduğunu söyleyen Monika Schmutz Kırgöz ile yaptığımız keyifli röportajı okumaya hazır mısınız?

“Her konsolos İstanbul'da olmak ister”

ELÇİN CAN

elcin.can@posta.com.tr

* Diplomasi dünyasında yer almaya nasıl karar verdiniz?

Özel finans şirketlerinde çalışırken 1996’da İsviçre’nin diplomatik servisine girdim. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü olarak çalıştım. Bir gün bakanıma, yurt dışında göreve gitmem gerektiğini belirttim. Ankara’yı önerdi. İlginç geldi, kabul ettim. 2000 yılında Ankara’daki görevime başladım. 2004’e kadar orada yaşadım. Eşimle de Ankara’da tanıştım ve 2003’te İstanbul’da evlendik.

* O zamandan beri de eşinizle birkaç yılda bir ülke değiştiriyor olmalısınız.

2004-2007 arasında Roma’da çalıştım ama İstanbul’a çok sık gelip gidiyorduk. Babası da yurt dışında çalıştığı için eşim alışkındı bu gezgin hayata. O zamandan beri iki oğlumuzla beraber 4 yılda bir şehir değiştiriyoruz. Roma’dan sonra Tel Aviv olmuştu mesela. İsrail’de görev yapmak çok derin bir tecrübeydi.

* Kaç dil konuşuyorsunuz?

Fransızca, İtalyanca, İspanyolca, Almanca, İngilizce ve az da olsa Türkçe. Çocuklarım da 5’er dil konuşuyor. “İsviçre’ye kıyasla Türkiye dinamik”

* Ne zamandan beri İstanbul’dasınız?

Üç yılım dolmak üzere. Zaman çok çabuk geçiyor. Umarım bir 3 yıl daha İstanbul’da kalırım.

 *Bu kente atanmayı siz mi istediniz?

Evet, İstanbul’u gerçekten çok seviyorum. Eşimin Türk olması ve az da olsa Türkçe konuşmam nedeniyle bu göreve getirildim.

* Konsoloslar arasında İstanbul’da göreve gelmek son yıllarda daha mı popüler oldu?

Eskiden Türkiye’nin güzelliği bilinmiyordu. Şimdi herkes İstanbul’un güzelliğinin farkında ve burada görev almak istiyor.

* İstanbul’u üç kelime ile tanımlar mısınız?

Dinamik, büyüleyici, genç.

* Kentin kötü tarafları ne sizce?

Kesinlikle trafik. Ayrıca her geçen gün nüfusu artan bir şehir İstanbul.

* Oğullarınız Türkiye’ye alıştı mı?

Küçüklüklerinden beri Türkiye’ye alışıklar. İstanbul’da okuyor, Galatasaray maçlarını izliyorlar. Ayrıca evin erkekleri olarak çok da güzel yemek yapıyorlar. Bu konuda şanslıyım.

* İsviçre ve Türkiye arasındaki farklar veya benzerlikler neler?

Ortak noktaları Avrupa Birliği’ne üye olmamaları. İki ulus da çok çalışkan. Kültür ve din farklılıklarımız var ama İstanbul’da bunu hissetmiyorum, çünkü burası çok Avrupai. İsviçre’de ortalama yaş 46. Türkiye nüfusunun yaş ortalaması ise 28. Bu genç nüfus ülkeye dinamizm katıyor. İsviçre’ye göre Türkiye çok hareketli bir ülke.

“Yarım milyon İsviçreli Türkiye’ye gelecek”

* Yaz başında İsviçre hükümeti “Türkiye turizm açısından güvensiz” demişti...

Evet. Yanlış anlaşılma oldu. İsviçre ve Türkiye’nin turizm ilişkileri her zaman çok iyi olmuştur. Önümüzdeki her yıl yarım milyon İsviçre vatandaşı Türkiye’yi ziyaret edecek. Çünkü Türkiye, İsviçreliler için çok popüler bir tatil destinasyonu.

* Ticari ilişkilerimiz nasıl sizce?

Potansiyel var ama arttırmak lazım. Yatırımların çoğalmasını istiyorum ve bunun için de elimden geleni yapıyorum. İsviçre yüksek teknolojiye sahip. İki ülkenin şirketleri güçlerini birleştirmeli. Tamam, Türkiye’de yollar, binalar yapılıyor, sanayi gelişiyor ancak bu yeterli değil. Yüksek teknolojik ürünler Türkiye ekonomisini daha yukarılara taşır.

* İki ülke arasında yeni projelere imza atılacak mı?

İsviçreli modern doğa dostu bina projelerine burada ağırlık vermek istiyoruz. İnşaat açısından hızla gelişti ülkeniz ama doğaya duyarlı ve sürdürülebilir binalar yapılmalı.

“Yuvalama, en sevdiğim yemek”

* Ülkemizin nerelerinde tatil yapıyorsunuz?

Neredeyse her yeri gezdim. En son Mardin’deydim. Hayalim Ağrı Dağı’na tırmanmak. Hatta bu konuda AKUT’taki arkadaşlarımdan yardım bile istedim. Ayrıca her gün spor yapıyorum. İki kere İstanbul Avrasya Maratonu’na katıldım. Bu yıl da katılmayı planlıyorum.

* En sevdiğiniz Türk yemeği?..

Şöbiyet. Gaziantep mutfağını da tek geçerim. Özellikle Antepli arkadaşım Aslı’nın yaptığı yuvalamaya bayılıyorum. Ramazan ayında güllaç yemeyi de çok severim.

* Türk kadınını ve giyim stilini nasıl değerlendirirsiniz?

Özellikle İstanbul, dünyada gördüğüm en şık kadınların yaşadığı kent. Türk kadını zevkli giyiniyor, kendine çok iyi bakıyor. Bu ülkenin mağazacılıktaki hassas ve kişiye özel servisinin bir eşi daha dünyada yok bence.