Her şerde bir hayır varsa

a
a
Perşembe, 04 Kasım 2010 - 05:00

Mardin’den gelip tanık olduğum güzelliği anlatmaya heveslenirken CHP’de halının altına süpürdükleri sorun patladı, kıyamet koptu. Gel de görmemezlikten gel. Mardinliler bekleyecek. Açıkçası “Masaya yumruğunu vurmuyor, fazla kibar, Önder Sav ve eskilerin elinde oyuncak oldu” dedikleri Kemal Kılıçdaroğlu, beklenen hareketi yaptı, masaya yumruğunu vurdu! Sesini çıkarmasaydı, bırakın lider olmayı, eski yönetimin kukla genel başkanı olarak kalacağı bile şüpheliydi. Şimdi durum nedir? Herkesin gördüğü gibi Genel Başkan bir katta basın toplantısı yapar ve tüzüğün emrettiği yeni genel başkan yardımcılarını medyaya tanıtırken bir başka katta eski Genel Sekreter Önder Sav, Parti Meclisi toplantısı yapıyordu!

[[HAFTAYA]]

Bu yazının yazıldığı sırada partinin iki ayrı Merkez Yönetim Kurulu aynı anda toplantı yapıyor. Bu paradoksal durumun en komik yansıması Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun basın toplantısında “CHP’nin bundan böyle tek ses, tek vücut olacağını” açıklaması. Tek ses tek vücut olacak belki ama şu anda tam tamına iki ses iki vücut! Gerçi CHP hiç bir zaman AKP gibi genel başkanın ağzının içine bakan, çatlak ses çıkmayıp blok halinde hareket eden bir lider partisi olmadı, hep kurultay ve delege kavgaları yaşandı ama böylesini ilk kez görüyoruz. Partili olmadan seçmen olarak görüş sorarsanız o kadar çok kişi Sav ve arkadaşlarının artık gitmesini istiyor ki!

Muhalefetle yetindiler

Bugüne kadar CHP’ye yöneltilen en büyük eleştiri, Deniz Baykal ve ekibinin içine kapanık, muhalefetle yetinen, gündem yaratmayan, ülkeyi kucaklamayan, sorunlara çözüm getirmeyen dar kadrolu siyaset anlayışıydı. Ne oldu, nasıl oldu açığa çıkmadı ama bir biçimde Deniz Baykal’ın kenara çekilip kalan kurmayların kamuoyu tanıyor ve seviyor diye Kılıçdaroğlu’nu, (belki de kolay yönetiriz) düşüncesiyle partinin başına getirmeleri Baykal’dan da sıtkı sıyrılmış çok büyük bir kitleye heyecan verdi. Kılıçdaroğlu, hiç beklemediği bir anda kucağında bulduğu genel başkanlık ve referandum sürecini kendini yollara vurup ölesiye çalışarak aştı. Bu süreç içinde genel başkanlarına oy kullandırmayı bile beceremeyen, ya da umursamayan, destek olmayan bir parti yönetimi görüntüsü verildi yanında. Kılıçdaroğlu’na bağlanan umutlar, arkasındaki eskiden kalma ekibe duyulan güvensizlik ve husumetle birleşti ve bunlarla bir şey olmaz görüşü pekişti. Aslına bakarsanız, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’ndan gelen “Tüzük değişikliğini uygulayın” uyarısı, CHP için de, Kılıçdaroğlu için de aşıldığı takdirde hayırlı sona götürecek bir krize dönüştü. Ve sandalyesi, parti içi gücünü ve iktidarını kaptıracak olanlar, demokrasiyi bahane ederek, kendi seçtikleri genel başkana yakışmayacak hakaretlerle gerçek yüzlerini gösterip kendilerini küçülttü. Kılıçdaroğlu, kamuoyunun sevdiği isimleri yanına alarak bir anda eskilere savaş açtı. Bu savaşta, parti delegeleri, meclis üyeleri ve hatta gruptaki milletvekilleri Kılıçdaroğlu ve yeni ekibe karşı olabilir. Ancak unutmamalıdırlar ki seçmenleri de onlara karşıdır. Bu bir varolma ve hizmet yarışı ise seçmeni, kamuoyunu dikkate almaları, herkesin yararına olacaktır. Mesele karakolda mı bitecek, halkın vicdanında mı, hep beraber göreceğiz!

Kime niyet, kime kısmet!

Genel Sekreter Süheyl Batum oldu. Anayasa Hukuku Profesörü Süheyl Batum, sevilen bir hukukçuydu ama ününü ekranda katıldığı tartışma programlarında yaptı. Hatta bir ara Ruhat Mengi’nin programının baş aktörüydü. Şimdi CHP’yi destekleyen kamuoyuna sorun, Süheyl Batum mu, telefonunu kapamayı beceremeyen, örgütü delege oyunlarıyla avucunun içine almış Önder Sav mı, yanıtı ne olacak? Hurşit Güneş, Sencer Ayata, Umut Oran ve tabii Gürsel Tekin, mevcut kadrodan çok daha genç, umut veren, CHP’ye, sosyal demokrasiye gönül vermiş, yeni isimler. Keşke sadece iki değil daha çok kadın olsaydı diyorum ve güçlü genel sekreter yerine Deniz Baykal’ın kendisi için dizayn ettiği güçlü genel başkan ve 12 yardımcısı yönetim biçimi için, bırakınız biraz da bunlar yapsınlar diyorum!