Her üç evden ikisi Aşk-ı Memnu izledi!

Cumartesi, 26 Haziran 2010 - 05:00

Bu hafta çok izlenen dizilerin finali ya da sezon finaliyle tanıştı izleyici. Sanırım son zamanların en etkin finali de Aşk-ı Memnu’nunki oldu... Özellikle AB grubu izleyicide açık olan her üç televizyondan ikisi dizinin finalini izlemek için ekran başına toplananlara aitti... Neredeyse bütün memleketin izlediği bir final için eleştirmenin söyleyeceği çok şey olmadığını düşünüyorum. Yaşadık, izledik, gördük ve unuttuk... Yine de dizinin görkemini yansıtamayan bir final olduğu kanaati oluştu bende. Olaylar bir gün içine sıkıştırılmış, daha önce alışık olduğumuz “işi ağırdan alma” meselesi ortadan aniden kalkmıştı... Bunun izleyicide yarattığı algı şoku gayet normal. Zaten dizinin finalinden hemen sonra posta kutum neredeyse yüzlerce okurun/izleyicinin görüşleriyle doldu. Bazılarını birazdan paylaşacağım sizinle...

Bir veda şarkısı isterdi!

Ama benim içimde kalan bir iki notu da düşmeden bitirmeyeyim. Mesela ben, her sahne için bestelenen şarkılardan birini bekledim final bölümünde. Dünya klasiklerinden birini değil... Mesela ben, oyunculuğu ve duruşuyla kalpleri fetheden Nebahat Çehre’nin (Firdevs Hanım) aynı gün içinde felç geçirip, aynı günün ikindisinde kızının cenazesinde oluşunu çok yadırgadım... Mesela ben, özensiz sakallarıyla bir dönemin kendini tinere vermiş çakma Cüneyt Arkın’ını anımsatan Behlül’ün Bihter’in mezarı başında uzun uzadıya ağlaşmasına ve “Behlül kaçar” lafına çok güldüm. İçten okunan bir Fatiha gönülleri mest ederdi belki de... Ve mesela yine ben Bihter’in cenazesinde saflara ayrılan kalabalığın Beşir’in cenazesinde iç içe girmesini aceleye getirilmiş bir mesele olarak gördüm. Setten bilgi sızmasın diye belki de. Ama sonuç itibarıyla görkem, finalinde de devam ediyorsa görkemdir...

Kenan Işık’ın gözünden kaçmış...

Kelimenin Gücü’ne (atv) inanıyorum. Kenan Işık’ı yeniden aramıza katan, evimizin salonunda soru sorar hale getiren bir iş oldu. Ama...

İşte bu ama önemli. Çünkü Türkiye’nin bir ilini rencide eden bir gelişme yaşandı önceki bölümde. Soru Kastamonu’ydu. Bilmeyenler için soruya giden yanıtın çağrışımla bulunduğunu not düşerek, yarışmada ilk çağrışımın “ayı” kelimesiyle yapıldığını söyleyelim...

Haklı olarak duruma bozulan Kastamonu halkı, Kenan ağabey gibi işinde çok hassas bir sunucunun durumu düzeltmesini beklemiş.

Bana göre zaman zaman yaşanan yayın kazalarından biri olduğu için gözden kaçırmış olmalı usta sunucu bunu. Bir şekilde düzeltecektir, geç de olsa...

Bihter mezar taşını ısmarlamış mı?

Bir görüş de Zeynep Köylüoğlu’ndan geliyor final için. “Aşk-ı Memnu finalini nihayet izledik. Tamam güzeldi, sonucu iyi bağlamışlar ancak benim gözümden kaçmayan şeyler oldu... Dizi yayınlandığı gün 24 Haziran’dı ve Bihter’in mezar taşında da 24 Haziran yazıyordu. Keşke araya birkaç gün sonra diye bir yazı koysalarmış. Maşallah öldüğü gün mezar taşını yaptıracak birileri çıkmış ya da Bihter önceden intihar tarihini vermiş mermer ustasına... Bu arada dizi bittiğine göre Bihter artık ak düşmüş saçlarını boyatır diye tahmin ediyorum. 27 yaşında genç bir kadını canlandırdı ama saçındaki akları da herhalde aşk acısı çeken kadına uysun diye boyatmadı. Veya gerçekten rolünü iyi yaptı dizide beyazlaştı saçları:) Dizinin en çok akıbetini merak ettim ben. Umarım arabaya binince Nihal, Matmazel’e borçlu olduğu özrü dilemiştir. Yani diziyi bir 15 dakika daha uzatıp Bihter’in arkasından konuşulanları göstermeleri gerekirdi diyorum ben...”

Tuzsuz yemek gibi bir final oldu!

Şimdi birçok izleyiciden gelen tepki maillerinden, neredeyse yazılanların hepsini kapsayan iki tanesini bölüşeyim sizinle. İlkinin yazarı, bu köşenin yeni müdavim mürekkeplerinden Siyah İnci. Bakın ne diyor... “Malum efsane dizimizi dün akşam bitirdik. Aşk-ı Memnu (Kanal D) biraz da tahmin edilen bir finalle bizlere veda etti... Her şey iyi güzel hoş da; ben nedense o Bihter’in kendini vurma sahnesinde Behlül’ü daha inandırıcı buldum... Yazılanların aksine heyecanlı ve duygusal bir lezzet alamadım. Tuzsuz bir yemek gibi bir şeyleri eksik bırakmışlar. Daha etkileyici olabilirdi... Matmazel deseniz gizli gizli izledi Behlül ile Bihter çiftini. Ara ara bakmalar, saklanmalar filan.Oturup yeşillikleri yiyecek diye bekledim ama olmadı... Ayrıca o çalılıkta bulup da derin derin baktığı uçak bileti parçasında ne yazıyordu onu da çok merak ettim doğrusu... Ve Bülent kardeşimiz onca patırtı gürültü arasında sakin sakin oturup çikolatasını yiyordu gördünüz mü? Hepsinin üstüne Behlül’ün mezarlık sahnesi de kapak oldu. O nasıl bir eski klasik Türk filmi sahnesidir? Bir de gözünü kör etselermiş tam olacakmış...”