'Herkes haddini bilsin!'

Yeni filmi 'Şov Bizınıs'ta canlandırdığı karakterle çok konuşulan, 'Arka Sokaklar'daki başarılı performansı da göz dolduran Zeynep Beşerler, yüreğindekileri Hafta Sonu'na döktü

Cumartesi, 04 Haziran 2011 - 05:00

'Herkes haddini bilsin!'

Hakkında çıkan haberlere çok sinirlenen ve adeta ültimatom veren Zeynep Beşerler, eski sevgilisi Kenan İmirzalıoğlu ile kanlı bıçaklı olmadığını söyledi. Berk Oktay hakkında çıkan aşk dedikodularına da gülümsemekle yetindi.

Sinema filminiz ‘Şov Bizınıs’ vizyona girdi. Ne hissediyorsunuz?

Benim sahnelerim iki günde çekildi. Sabah 08.00’lere kadar çalıştık. Muhtemelen sesim, filmde kendi sesim gibi çıkmayacaktır (gülüyor).

Filmde çok farklı görünüyorsunuz.

Serpil Çakmaklı gibi tepeden gergin tutturulmuş kabarık saçlar, uzun kırmızı tırnaklar, bol makyaj... Yani ağır bir tipim (kahkahalar). Ama çekimlerde çok eğlendim, keşke hep öyle roller gelse de oynasam.

Serpil Çakmaklı dönemlerinde yaşamak ister miydiniz?

Ayy, hayır, istemezdim. Herkesin kafasına kocaman kelebek tokalar taktığı, iki katlı vatkalarla dolaştığı bir dönem... Çok korkunç bence.

Belki sonraki kuşaklar da bizim yaşadığımız dönem için aynı şeyi söyler.

Yok canım. Ondan önceki 50’ler, 60’lar ve 70’ler çok güzeldi. 1980’lerden 1990’lara geçiş dönemi, Allah Allah yani... Bence en kötü dönem o.

2000’lerin en çok neyi eleştirilir sizce?

En büyük zaafımız, özentilik. Aynaya bir bak önce, bir kendini bil... Bu kıyafetler senin üstüne gerçekten oluyor mu? İnsanlarda bir şuursuzluk hakim. “Modaysa ben de giyerim” diyorlar. Ama sana olmamışsa, giyme!

Sokakta özgür olamamak nasıl bir duygu?

Çok sinir. Kıl oluyorum. Metroya bindiğimde bana bakıyorlar. Sanki ben o metroya binemem. Bize yasak! Niye? Siz televizyona çıkıyorsunuz. Ben trafikte 1.5 saatte gideceğim Taksim’e, neden 15 dakikada gitmeyeyim?

Nasıl şöhret oldunuz?

Dokuz senedir bu sektördeyim. Hiç kolay olmadı. Çok yıkmaya çalıştılar. Bizim sektörde herkes birbirinin ayağını kaydırmaya çalışır. Bunu atlattım diyemem. Hâlâ benimle uğraşan insanlar var hayatımda. Sağ olsunlar, yaşamıma renk katıyorlar. Çok sıkıntılı bir süreç. Sinir, stres...

Güçlü olmak şart galiba.

Kesinlikle. En önemlisi, ailemin yanımda olduğunu bilmekti. Onlar hep maddi-manevi olarak arkamdaydı. İsteyen istediği kadar uğraşsın, ailem yanımda olduğu sürece, ben yıkılmam.

“Eski sevgiliyi görünce kafayı çevirmek anormal”

Bugüne kadar hakkınızda çıkan haberlerden en çok hangisi sizi üzdü?

Oooo!.. Çıkan birçok haber beni yaraladı. Artık çok az üzüyor ama fazla kızdırıyor. Üzüntü kısmını aştım, kendime zarar vermeyeyim diye, sinir kısmını dışavurum dönemine geldim. Eskiden üzülünce içime atardım. Şimdi sinirlenip patlıyorum.

Bu da zararlı değil mi?

Zararlı ama yapabileceğim hiçbir şey yok. Birileri de artık ona göre ayağını denk alsın. Çünkü bunun bir sonraki adımı ne olur, ben de bilmiyorum!

 Çok kızdırmışlar ve üzmüşler sizi.

Altı sene süren bir ilişkim vardı ve bitti. İnsanlar bir şeyi anlamadı: Bu kız yalnız, biri olduğunda da çıkıp söylüyor. Kendileri yazıp kendileri yalanlıyor.

Antalya Televizyon Ödülleri’nde eski sevgiliniz Kenan İmirzalıoğlu ile selamlaştınız ve bu çok yadırgandı. Neden?

Bunu anlamıyorum. Altı sene bir ilişki yaşamışız, karşılaşmışız, sohbet ediyoruz. Normali bu. Anormal olan, birbirini görüp kafa çevirmek ya da köşe bucak kaçmaktır. “Ne konuştular acaba?” merakı var. Fıkra anlattık birbirimize! Ne konuşabiliriz? “Nasılsın? İyi misin?”

Eski sevgiliyle dost olunabileceği Türkiye’de kabul edilemiyor mu acaba?

O, anlamayanların kalın kafalılığı. Eski sevgili, nefret ettiğim insan değil ki! Niye kanlı bıçaklı olayım? Altı senemi geçirmişim.

İki ünlünün beraberliği zor muydu?

Çok fazla didikleniyordu hayatımız. Ama birbirini anlama konusunda kolaydı. Çünkü yaptığımız işi herhangi birinin algılaması çok zor. Çalışma saatlerimiz düzensiz. Normal bir insan, eve giriş saatlerimizi anlayamayabilirdi.

“Sanki göbek bağım sokakta kesilmiş”

Dizi yemeğinden oyuncu Berk Oktay ile kol kola çıktığınız, basını görünce ayrıldığınız yazıldı.

Dizinin yemeğinden biz Berk ile çıkmadık ki, ben Çağla’yla (Kubat) çıktım. Berk yoktu. Sonra geçeceğimiz yere Berk gelmeyecekti, fikir değiştirip kız arkadaşıyla geldi.

Saadettin Saran’la birlikte misiniz?

Kendisiyle hiç bir ilişkim olmadı. Bir yıldır hayatımda kimse yok. Olsa, dükkan sizin! Ben de olsun istiyorum, böylece hepsinden kurtulacağım.

Aileniz bu haberlere ne diyor?

Babamın bir iş çevresi var. Benim hakkımda bir şeyler yazarken, bunları da göz önünde bulundurmalılar. Herkes haddini bilsin. Yeter, her şey bir yere kadar. Ailem de sıkılmaya başladı. 

İzmirlisiniz. O şehirde doğanların ayrı bir havasının, güzelliğinin olmasının sırrı ne?

Çok düzgün bir ailede yetiştim. Avantajım bu. Şarkıcı Sıla ile aynı okuldanız. O da öyledir. Bize çok özen gösterdiler. Sıla özel hayatını çok iyi koruyor. Benim kadar gezmeyi sevmediğinden ortada değil. Benim göbek bağım sokakta kesilmiş gibi. Devamlı gezmek istiyorum. Niye evde oturayım? Ömür geçiyor. Şimdi gezmeyeceğim de 60 yaşımda mı gezeceğim?

“Gerekirse estetik yaptırırım”

Bir oyuncunun yüzüne estetik yaptırmasını doğru buluyor musunuz?

Gerçekten ihtiyaç varsa ve belli bir yaştan sonra toparlama gerekiyorsa neden olmasın? Ama şekil değiştiriyorsa, hayır. Oyuncu mimiklerini kaybetmemeli. Sadece gereken kısımlara yapılmalı.

 Siz yaptırır mısınız?

İhtiyacım varsa, ilerde yaptırabilirim. Ama ben yüzümdeki çizgilerin kalması taraftarıyım. Açıkçası çizgisiz, mimiksiz bir tip olmak istemem.

Yaş kaç oldu, 30’lara gelindi mi?

30’a geldim. Hatta 33’teyim.

30’lu yaşlara gelince, neler değişiyormuş?

Ben hep dalga geçiyordum. “30’dan sonra her şey değişiyormuş. Bende hiçbir şey değişmedi” diyordum. Ama gerçekten farklılaşıyormuş. İnsanlara karşı daha yumuşakbaşlı oluyorsun. Bendeki değişim bu yönde oldu. Eskiden daha dikkafalı, uyuz bir tiptim. Asla kimseye kötülüğüm olmadı ama karşımdaki insanı bu kadar anlamaya çalışmıyordum. 30’lara gelince empati kurmaya çalışıyorsun, en azından deniyorsun.

(28.05.2011 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

2