Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Herkesin oyu karşılığını bulmalı!

Pazar, 19 Nisan 2015 - 05:00

Ağrı olayının gizemli ismi İçişleri eski Bakanı, AKP Erzurum milletvekili adayı Efkan Ala, Akif Beki’nin karşısına çıkıp ortalıkta dolaşan tapeler için “külliyen yalan” dedi ve biz de beyanını doğru kabul ettik. Ama arkasından öyle bir şey söyledi ki hemen ertesi sabah Ankara Çankaya’da HDP İl binasının kurşunlanmasını manidar kılıyor: “Temenni ederiz ki HDP barajın altında kalsın”. Akif Beki, itiraz ediyor. O üsteliyor: “Bu bir rekabet.”

Bu bir rekabet değil, demokrasi ayıbı. Çünkü eşit koşullarda yarışmıyorsunuz. Birine baraj koymuşsunuz: yüzde onun altında kalırsan sana verilen oyları da ben alacağım. Senin alman gereken milletvekillerini de ben alacağım, sana taban tabana zıt olsam bile! Bu mu rekabet? Eşit koşullarda yarışsan haklısın. Ama değil? Ağrı olayının arka planı aydınlanmadı.

[[HAFTAYA]]

Olan oraya gönderilip yaralanan ve o halde (ayaklarına sıkılmış, ölmesinler diye) on saat yardım bekleyen askerlerimizle, bu çatışmayı önlemeye çalışırken hayatını kaybeden bir sivil, bir militanın hayatına oldu. Muhtemelen bu ne ilk, ne son olay olacak. HDP’nin ve hatta yüzde 2, 3, 4 oy alan partilerin temsilcilerinin TBMM’de olmak hakkı. Oy verenin hakkı, oy alanın hakkı. Ama zaten TBMM’yi önemsiz gören ve bütün ülkeyi kendi boyunduruğu altına alarak yönetmek isteyen bir başkanlık sistemi özlemi içindeki liderleri ve partisi, bunu sağlamak için, emri altındaki güçleri de kullanarak her türlü yola başvurabilir, her türlü entrikayı yapabilir. Bu oyunu bozmanın tek yolu OY VERMEK! Oyuna da sahip çıkmak!

Artık sepeti salla dönemi bitti, internetten ısmarla çağı


Geçenlerde ucuzcu bir marketten aldığım yoğurt, iki günde kızardı! Hatırladım ki aynı markanın peyniri de kızarmıştı! Bildiğin kırmızı oluyor üstü. Bozulan süt ürünü küf tutar, bu kızarıyorsa kimbilir ne var içinde! Başka da marka satılmıyor orada. Başka da market yok mahallemde. Görerek alma alışkanlığı olan kuşaktan geliyorum ama artık internetten almaya karar verdim bu bardağı taşıran damladan sonra.

Tam da o güne denk geldi bu tanıtım. Bursa’da 60 milyon dolar (yanlış yazmadım, milyon dolar) yatırımla koskoca bir sebze, meyve, süt ürünleri, hayvan yetiştiren yer açmışlar. Tabii çiftçilik yetmez, pazarlama şart. Kendi filolarını da kurmuşlar, hepsi soğuk zincir, yüzlerce frigorifik kamyon. Siparişten bir gün sonra kuzu pirzoladan enginara, günlük sütten yoğurta her şey kapıda!

Taşıma filosu, kobilere de hizmet veriyor: Webnak! Onları otogarda otobüs peşinde koşmaktan kurtarıyor. tazedirekt.com aplikasyonunu akıllı telefonunuza indirip arabada giderken bile eve alışveriş yapabiliyorsunuz! Bütün bunları yapan Hasan Aslanoba, karşımda oturup milyon dolarlardan bahsederken sanki maydanoz satan bir manav kadar doğal, mütevazi!

Hasan Bey, bir “melek yatırımcı” Yani her işi kendi yapmıyor, beğendiği işlere yatırım yapıyor, ellerinden tutuyor. Böyle bir işi daha var pek beğendim: Ona da 20 milyon dolarcık mı ne yatırım yapmış, www.incir.com Duyduğumdan beri anladığım kadarıyla eşe dosta anlatıyorum: internet üzerinde bir süpermarket. İster dükkan aç malını sat, ister gir, alışveriş yap, ister internet üzerinden alışveriş yapmayı pek başaramayanlara yardımcı ol, prim kazan! Evde, işte, kahvede, gir internete çalış! Günümüzün dünyası bu. Küçük çiftçi malını doğrudan satabilir, beceremiyorsa oğlu yardımcı olabilir. Yeterince anlamadınızsa internet orada, girin bakın. Artık pencereden sepeti sarkıtıp kamyondan alışveriş yapmak çağ ötesi. İnternete girip satacak, internete girip alacak, internete girip aldıracaksın. Gürültü kirliliği yok, vakit kaybı yok. Pahalı mı? Sana serbest dolaşan tavuk yumurtası, iyi sebze satıyorsa, kalite çok ucuz olmaz. Ama lüks de değil. Girip bakması da bedava!