'Hesapsız vaatlere kanmayın'

Cuma, 03 Haziran 2011 - 05:00

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, CHP’nin “spor olsun diye siyaset yapan küçük partiler gibi” davranıp karşılanamayacak vaatlerle halkı kandırdığını söyledi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, hükümette ekonomi koordinasyonundan sorumlu isim. Para politikalarına, Türkiye’nin ekonomi alanında atacağı stratejik kararlara o karar veriyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile uyumlu çalışması, titizliği, bilgi birikimi, dosyalara hakimiyeti AK Parti hükümetlerinin ilk gününden itibaren Babacan’ı farklı bir konuma taşıdı. Uluslararası kurumlarla sıkı işbirliği içinde olması, mali disiplinden taviz vermemesi, buna karşın yerel şartları küresel politikalara başarıyla adapte edebilmesi Ali Babacan’ın başarısını artıran faktörler. 1967 doğumlu genç siyasetçi ile başkentte kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdik.

Yeniden yapılandırmada hangi aşamadayız?

Kamu alacaklarının yeniden yapılandırılması, Cumhuriyet tarihinin en büyük yeniden yapılandırması olarak tarihe geçti. Gelir idaresi tarafında 35 milyar 800 milyon lira, SGK (Sosyal Güvenlik Kurumu) tarafında 22 milyar 500 milyon, toplamda da 58 milyar 300 milyon lira yeniden yapılandırıldı.

Ali Babacan, daha önce Dışişleri Bakanlığı görevinde de bulunmuştu. Halen hükümette ekonominin koordinasyonundan sorumlu. Otomobillerden uçaklara ve yüksek teknoloji ürünlerine kadar pek çok konuyla yakından ilgilenen, çok farklı alanlarda hobilere sahip olan Ali Babacan’la program sonunda ‘iyi bir fotoğraf makinesi alırken nelere dikkat etmek gerektiğini’ konuştuk. Babacan “Siz hangi fotoğraf makinesini kullanıyorsunuz?” diye sorunca “Canon G11’den çok memnun olduğumu, sonraki model G12’yi ya da Leica’yı yeni bir makine almak isteyenlere tavsiye edebileceğimi” söyledim.

[[HAFTAYA]]

Sözleşmelilerden durumlarıyla ilgili çok sayıda soru alıyoruz? Ne planlıyorsunuz?

4B kapsamındaki personeli 4A’ya alacağız. Ancak bir yandan da Türkiye’de verilen hizmetlerde aksaklık yaşanmaması için bazı önlemler alıyoruz. Önemli olan bu konuda siyasi kararın verilmiş olmasıdır. Gerekli adımlar atılacak.

Amerika ve Avrupa Birliği ekonomileri açısından nasıl riskler var?

Karşılıksız para basıyorlar, Avrupa Birliği’nde birçok ülkenin iflası gündemde. Hiç görülmemiş bir tablo var önümüzde: Avrupa Birliği’nde bazı ülkelerin iflası söz konusuyken biz Türkiye’de 2023’ü hedefleyen projeleri konuşuyoruz. Aradaki bu fark iyi anlaşılmalı.

Yunanistan’ın durumu ne olacak?

Bazı ülkeler eurodan çıkabilir mi? Şu anda euro alanındaki 17 ülkeden biri eski para birimine dönme kararı alırsa Avrupa Birliği’nin ekonomik yapısı çökebilir.

Yunanistan için çözüm ne? Türkiye yardım sağlayabilir mi?

Yunanistan’ın kamu borcu şu anda euro cinsinden. Bunu eski para birimine dönüştürmek felaket olur. Eski para birimini kullanıyor olsalardı devalüe eder, yola devam edebilirlerdi. Ancak bu, mutlaka Yunan halkının refahından fedakârlık anlamına gelecekti. Bugünkü durumun sürdürülebilir tarafı yok. Yunanlılar mutlaka kemer sıkmak zorunda. Avrupa ekonomilerinin desteğiyle yıllarca suni bir refah içinde yaşadılar. Biz, Yunanistan’ın ekonomik açıdan zor durumda olmasından istifade edip herhangi bir atak içinde değiliz. İyi komşuluk ilişkileri sürdürüyoruz. Başbakanımız, Yunanistan’ın en zor günlerinde 9 bakanla birlikte Atina’ya gidip bir günde 22 anlaşmaya imza attı. Bize danıştıkları her alanda yardımcı olmaya çalışıyor, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Yunanistan’ın temerrüte düşmesini kesinlikle istemiyoruz.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Yunan Başbakanı Yorgo Papandreu’ya yardımcı olabileceklerini söylemişti...

“Kelin ilacı olsa başına sürermiş” diye bir söz vardır. Önce kendi SSK Genel Müdürlüğü dönemine baksın... Ne yapmışlar, hangi başarılara imza atmışlar da Yunanistan’a yardım edecekler?..

CHP “Aile Sigortası” gibi önerilerle geniş kitleler üzerinde yoğun bir etkiye neden oldu. Projeler çok konuşuluyor. Siz ne dersiniz?

Bu projeyi yaklaşık 3 ay önce açıkladılar ama hâlâ kaynağını göstermediler. Sadece Kılıçdaroğlu değil, bütün siyasi partiler karşılığı görünmeyen paralar dağıtma peşinde. İşte Türkiye’nin bizden önceki 30 yılı aşkın bir süre için, sürekli olarak hiperenflasyon yaşaması, enflasyonun yılda 80, 100, 120 gibi rakamlarda seyretmesinin sebebi bu karşılıksız para basılması olayıdır. Şu anda Türkiye’de bir popülizm rüzgârı esiyor. Biz 8,5 yıl boyunca buna asla izin vermedik. CHP’de hesap kitap, ilke prensip diye bir şey yok. Dönüyor yoksul ailelere “Ben sana şunu yapacağım” diyor. Siyaseti spor olarak yapan, oyları yüzde 1, 2, 3 arasında değişen partiler belki bunu yaparlar ama ana muhalefet partisinin bunu yapmaması lazım.

Türkiye’de sermaye el mi değiştiriyor?

Bugün bakıyorsunuz; Kayseri’de, Gaziantep’te dünya çapında şirketler oluştu, daha önce yoktu. Hep İstanbul hâkimdi Türkiye ekonomisine; ama artık Anadolu ciddi bir atak içinde. Rekabet iyi işlediği için, adil olduğu için böyle bir durum oluştu. Rekabetin iyi işlediği bir ülkede zengin ve fakir arasında uçurum o kadar büyük olmaz.

Akaryakıt fiyatları neden bu kadar yüksek?

Bizim, dünyadan yüksek olmamızın nedeni vergilerin yüksekliği. Özellikle vergilerin içindeki ÖTV yüksek. Bütçe gelirlerinin neredeyse tamamı vergilerden oluşuyor. Devletin hazırda çıkarıp işletip satabileceği petrolü, doğalgazı ya da madenleri yok. Devletin ana geliri yine vatandaşlarından topladığı vergiler. Bunun da sebebi gelirden, yani kazanırkenki vergide kaçağımızın çok olması. Özetle; kazananların kazanırken vergi ödeme alışkanlığı maalesef Türkiye’de çok bozuk.

Vergi düzenindeki bu çarpık durum nasıl önlenecek?

Kayıtdışı, Türkiye’de azaldıkça, gerçekten kazananlar vergilerini normal ödedikçe, biz de işi normalleştirmeye olarak düşüreceğiz. Bu da tabii biraz vakit alacak.

Daha etkili bir vergi toplama yöntemi geliştirebilecek misiniz?

Bundan sonraki dönemde vergilerle ilgili yaptırımları artıracağız, ağırlaştıracağız. Vergi vermeyenin biraz canı yanacak ki adaleti sağlayabilelim.

İstanbul finans merkezi olma sürecinde. Ankara’dan hangi kurumlar taşınacak?

Merkez Bankası’nın taşınması gibi birşey söz konusu değil. Ziraat, Halk Bankası, Vakıfbank, BDDK ve SPK taşınacak.

Almanya nükleer santrallarını belli bir zaman içinde kapatma kararı aldı. Bu trend Türkiye’nin kararlarını etkileyecek mi?

Türkiye’nin nükleer santrala ihtiyacı var. Enerjide dışa bağımlılığı ancak bu yolla azaltabiliriz. 2023 itibariyle 3 tane nükleer santral hedefliyoruz.

Altın piyasalarındaki dalgalanmayı neye bağlıyorsunuz?

Altın fiyatları dünyadaki istikrarla alakalı. Son dönemlerde diğer bütün yatırım araçlarının göreceli olarak değer kaybetmesi, altına olan talibi artırdı. Yatırımcı dönüp bakıyor, herşeyde bir risk gördüğü için gidip altın alıyor.

Türkiye dünyada patlak verebilecek yeni bir krize hazır mı?

En kötü senaryoya karşı Türkiye’yi hazırlıklı tutmamız lazım. Yarın dünyada işler tepetaklak olduğunda ya da Avrupa’da çok ciddi bir kriz başladığında, “Ne yapalım işte, Avrupa’da bu kadar problem oldu, bizi de geldi vurdu” diyemeyiz. Her koyun kendi bacağından asılır. Cari açıkla ilgili tedbirler aldık ve bunları uygulamaya devam ediyoruz.

Yabancı yatırımcının Türkiye’ye ilgisi azaldı mı?

Tam tersine artıyor. Ekonomideki başarılar dış politikada da başarılı olmamızı sağlıyor. Daha başı dik yürüyoruz. Bu başarılara paralel olarak, Türk Hava Yolları’nın yeni hatlar açmasına yardımcı oluyoruz. Yabancı yatırımcının hayali, bir dönem daha AK Parti iktidarıdır.

Para ve finansman işleriyle bu kadar ilgiliyken kişisel hesaplarınızı nasıl kontrol ediyorsunuz?

Ailemizin günlük ihtiyaçlarıyla ilgili harcamaları çoğunlukla eşim hallediyor. Aile bütçemizi denkleştirirken, kredi kartlarının faturası gelirken, ben şöyle bir bakıyorum yanlış bir şey var mı diye. Onun haricinde evde paranın patronu eşim.

Gelecekte siyasetten ayrılırsanız IMF ya da Dünya Bankası gibi uluslararası bir kurumda görev almak istiyor musunuz?

Hayır, böyle bir düşüncem yok. Siyasete nokta koyarsam iş hayatına dönmek isterim.

Twitter ve Facebook gibi sosyal mecralarda var mısınız?

Kendi adıma alınmış bir hesabım yok. Vaktim olmadığı için pek bakamıyorum sosyal medyaya. Öne çıkan trendleri ve gündemde konuşulan önemli konuları benim adıma eşim takip ediyor.

‘İdeolojik eğilimli sivil toplum örgütleri var’ gibi bir eleştiriniz olmuştu. TÜSİAD’ı mı kastettiniz?

Ben TÜSİAD’ı ya da herhangi bir kuruluşu kastetmedim. Daha genel bir ifadeydi. O kuruluşlar herhalde kendilerini biliyordur. Seçim zamanında bu ideolojik eğilimler çok hakim olabiliyor. Çünkü çok politize olmuş bir ortam var. Dünyada örneği olmayan durumlar söz konusu oluyor. Mesela bakın; ana muhalefet partisi CHP’nin yüzde 25 ortağı olduğu bir banka var.