Hiçbir demokrasi şiddete göz yumamaz

Cumartesi, 12 Aralık 2009 - 05:00

Pazar günü gazeteleri açtığınızda “Hangi yazar kapatma kararını destekledi hangi yazar karşı çıktı?” diye bir derleme haber görebilirsiniz. Bu nedenle ben de tavrımı söyleyeyim. Ben ilke olarak parti kapatmalara karşıyım. Partilerin faaliyetlerinin engellenmesinin özgürlükçü demokrasinin işleyişine zarar verdiğine inanıyorum. Parti kapatmalarıyla ilgili normlarda da kendimi Avrupa’nın evrensel hukuk kurallarına yakın görüyorum. Tıpkı insan hakları konularında olduğu gibi. İdam cezasının kaldırılmasını bu nedenle doğru buluyorum. Basının en geniş manada özgür olması gerektiğini savunuyorum. Bununla birlikte insanlar için en kutsal şeyin yaşama hakkı olduğunu düşünüyorum.

Hiç kimsenin hangi nedenle olursa olsun başkasının yaşama hakkını kısıtlama gibi bir hakkı olamaz. Şiddeti ve terörü desteklemek kabul edilemez.

Terör kim tarafından gerçekleştiriliyorsa kınanmalıdır. Buna devlet terörü de dahildir.

PKK DTP’yi ele geçirdi

Anayasa Mahkemesi, Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmasına dün oybirliğiyle karar verdi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 16 Kasım 2007’de DTP’nin “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı” haline geldiği gerekçesiyle, “temelli kapatılması” istemiyle dava açmıştı.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç dünkü ilk değerlendirmesinde henüz gerekçeli karar açıklanmamakla birlikte DTP’yi “terör ve şiddete bulaşmış bir parti” olarak nitelendirdi.

Kısa bir süre önce İspanya Yüksek Mahkemesi terör örgütü ETA ile organik bağı olduğu gerekçesiyle Batasuna Partisi’nin kapatılmasına karar vermişti. Bir karara karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) açılan davada ret kararı çıkmıştı. AİHM, kapatma kararının Avrupa hukuk normlarına uygun olduğu sonucuna varmıştı. AİHM, ETA’nın uyguladığı terör ve şiddeti savunan Batasuna’nın İspanya’da demokrasiyi tehdit ettiğini açıklamıştı.

Kapatma kararlarına karşı bir güvence olarak gösterilen Venedik Komisyonu da, şiddeti destekleyen partilerin hiçbir şekilde himaye edilemeyeceğini açıkça ortaya koyuyor.

Abdullah Gül’ün çabası

Keşke DTP, Güneydoğu konusunda düşündüğü her şeyi söylese ama PKK ile arasına bir mesafe koyabilseydi. DTP’nin kimi sözcüleri yaptıkları açıklamalarla terörü açıkça destekler duruma geldiler. Daha önce pek çok kez yazdığım gibi DTP’nin bir kanadı Demokratik Açılım Süreci’yle başlayan adımlara olumlu katkı sağladı. Diğer grup ise partiyi iyice PKK çizgisine çekti ve sonunda DTP’nin söylemi neredeyse tamamen PKK ile örtüştü. PKK, demokratik düzeyde yapılan etnik tartışmaları kullanarak Türkiye’yi yaygın ve daha büyük çaplı bir savaşın içine çekmek istiyor. DTP kendisini bu planın bir parçası haline getirmemeliydi.

Hangi partiden olursa olsun siyasetçiler umarım Anayasa Mahkemesi’nin kapatma kararından sonra sokağı tetikleyecek eylemlerden kaçınır. Yarın Ankara Tandoğan’da yapacakları mitingde MHP’lilere de çok sorumluluk düşüyor.

Ben böylesine hassas ve kırılgan bir dönemde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün devreye girme arzusunu çok olumlu buluyorum. Hiç değilse tansiyonun biraz olsun düşürülebilmesi için Çankaya’dan gelen “liderleri buluşturma fikri” iyi değerlendirilmeli.