'Hiçbir rol mutluluğun garantisi değil'

Onu 'Elveda Rumeli' adlı diziyle tanıdık. Şimdi de 'Kara Ekmek'te kötü kalpli üvey anne Pervin karakteriyle bizi mest ediyor. Gülçin Santırcıoğlu dizideki karakterini, annelik hakkındaki görüşlerini, oyunculuğunu, nasıl zayıfladığını anlattı

'Hiçbir rol mutluluğun garantisi değil'

Röportaj: Elmas Dereci

www.elmasdreci.com

* ‘Kara Ekmek’te Pervin’e hayat veriyorsunuz. Karakter için ne düşünüyorsunuz?

Antipatik, sistem içinde sıkışıp çıkış yolu olarak öfkeyi bulan bir karakter. Mutsuzluğu, aşk acısı, kendi yaşlarında birine tutulması, istemediği yaşlı bir adamla evli olması gibi sıkışıklıkları var. Çok uysal bir kadın olmayı egosu sindirememiş, o yüzden tam ters köşeye oynamış. Daha önce oynamadığım bir karakter. Onu canlandırırken elimden geldiğince onu kötülüğe götüren nedenleri de görmeye çalışıyorum.

* Oynadığınız karakterlere kendinizi kaptırır mısınız?

Onlar gibi düşünür veya hareket eder misiniz? Role hazırlanırken karaktere bürünüyorum ama çıkamamak kısmına pek inanmıyorum. Bu bir iş. Sadece, sahne bittikten sonra karakterden çıkmak için biraz düşünmeye, rahatlamaya, yalnız kalmaya, odaklanmaya ihtiyaç oluyor.

“Yarışım sadece kendimle”

* Altan Erkekli’yle oynamak nasıl bir duygu?

İyi veya yetenekli insan bulursunuz. Ama hem iyi hem yetenekli insan bulmak kolay değil. Bu kadar duyarlı, hümanist olan, bana ustalık ve ağabeylik yapan bir oyuncu ile aynı projede yer almak büyük şans.

* Oyunculukta hangi noktada olmak istersiniz?

Oyunculuğuma dair koyduğum bir nokta yok. Beni ‘mutlu oyuncular kategorisi’ne sokabilirsiniz. Yarışım kendimle. Kendimi beğenmediğim sürece dünya beni tanısa ne yazar! İşimi hakkını vererek yaptığım sürece mutluyum. Bizim işimizde “en güzel sahneyi oynadım, en güzel şarkıyı söyledim, bitti” diye bir şey yok. Bu nedenle, hedef koyup mutsuzlukla taşımak yerine küçük küçük rollerle boğuşmak, uğraşmak, güzel işler çıkarmak, devamının gelmesi önemli benim için. Çünkü hiçbir rol ömür boyu mutluluk ve başarı garantisi değil.

“Evhamlı bir insanım”

* Dizide iki kız çocuğunun, kötü kalpli üvey annesisiniz. Gerçek hayatta anneliği düşünüyor musunuz?

“Düşünmüyorum” ya da “İlle olsun” gibi bir duygum yok. Kısmet. Ailece mutlu olacaksak, güzel, sağlıklı, vatana millete hayırlı bir çocuk yapabileceksek olsun.

* Nasıl bir anne olurdunuz?

Evhamlı ve fazla sorumluluk sahibi bir insanım. Organik bir anne olamam herhalde. Çocuklara birey gibi davranılmasına karşıyım. “O buna karar verdi” filan... Üç yaşındaki çocuk, çocuk gibi davranmalı. Büyümüş de küçülmüş bir tip yetiştirmektense çocukluğunu koruyarak yetiştiririm. Adaletli ve mutlu olmasına da özen gösteririm.

'Evde mesleksizim'

* Gülçin Şantırcıoğlu nasıl bir karaktere ve ruha sahip?

Vicdanlıyım. Öteki tarafta, uzak bir yerde olan savaşın kan kokusunu burnum alır. “Dünyada barış olsun, sınırlar kalksın” gibi bir şey olmayacağının farkındayım. O hayalle, bana verilen tek hayatı heba etmek istemiyorum. Sakin bir karaktere sahip olmaya çalışıyorum. Evham yapabilir, bir anda karamsarlığa düşebilirim. Arkadaşlarım iyi bir dost olduğumu söyler. Aileye çok önem veririm. İnsanları anlamaya, dinlemeye çalışırım. Paylaşmayı severim.

* Evinizde, nasıl yaşarsınız?

Yemeğimi kendim yaparım. Nedenini bilmiyorum ama açık bir televizyonu evimde göremezsiniz. Bir film dönebilir kısık sesle. Ve mutlaka müzik çalar evimde. Sakin şeyler dinlerim. Evim benim kalem. Dışarıdaki tempoyu evime yansıtmamaya çalışırım. Evde mesleksizim.

'Gündem sinirimi bozuyor'

* Ülke gündemiyle ilgileniyor musunuz?

Fazlasıyla. Ama artık kendimi korumaya çalışıyorum, çünkü sinirlerim çok bozuluyor. Kadın cinayetlerinden tutun da Soma faciasına kadar yaşananlara çok takılıyor, perişan oluyorum.

* Şiddete, tacize uğruyor olsaydınız ne yapardınız?

Bunu daha rahat dile getirebileceğim bir sosyal sınıfta yaşasam bile yine de çok zor. Sistem baştan bozuk. Dile getirilse, getirdiği için öldürülüyor kadın. Bu konu, ciddi kanunlarla düzeltilmeli.

* Sosyal sorumluluk projelerine destek veriyor musunuz?

Samimiyetine inandığım şeylerde elimden geldiğince varolmaya çalışıyorum.

'O kilolar benim değildi?'

* Şarkıcılık tarafınız da vardı sizin... Bıraktınız mı?

Yok. Şarkı söylemek bırakılabilecek bir şey değil. Doktorluk gibi. Biri kalp krizi geçirirken “Doktorluğu bıraktım” diyemezsiniz. Sahne eğitimi almak istediğim için operayı tercih etmiştim. Müziği tanıyorum, nota biliyorum, sesimin sınırlarının bilincindeyim. Albüm, sahne yok diye müzik hayatımdan çıkmış değil. Yoğunluk yüzünden zaman veremiyorum.

* Zayıflamışsınız. Nasıl kilo verdiniz?

20 kilo filan verdim. Beslenmeme dikkat ettim öncelikle. Kahvaltı yapmaya başladım, bol su ve yeşil çay içtim, paketli ürünleri yemedim, hamur işini kestim. 6-7 ayda kendiliğinden gitti, normal kiloma döndüm. Kafanın rahatlamasıyla, sırtındaki yüklerin hafiflemesiyle, biraz mutlu olmakla ilgili bir durum oldu bence. O kilolar bana ait değildi.