Hocabey'in ardından…

Salı, 02 Mart 2010 - 05:00

Geçen hafta, eğitime, bilime büyük katkı sağlayan Prof. Dr. İhsan Doğramacı’yı kaybettik. Ömrüne çok sayıda başarıyı sığdırabilen İhsan Doğramacı, bilime, eğitime, sağlığa, kültüre, sanata, ekonomiye, ülkemizin tanıtımına yaptığı katkılar ve Türk dünyasına yönelik çalışmalarıyla örnek bir eğitimciydi. Doğramacı, çok tartışılan Yüksek Öğretim Kurumu olan YÖK’ü kurdu. Bugün dünyanın sayılı üniversitelerinden biri olan Hacettepe Tıp Fakültesi’nin kuruluşunda onun imzası var. V

akıf üniversiteleri ilk olarak Doğramacı döneminde ortaya çıktı. Kendisi de bu süreci şöyle anlatıyor: “Ben birinci sınıf insan yetiştirmek için bu işe soyunmaya karar verdim. Herkesi karşıma almam, bir devrim yapmam gerekiyordu. Çünkü devlet sisteminde, devlet mevzuatında özgür bir üniversite kurma imkanı yoktu. Bugün vakıf üniversiteleri özgürdür. Çünkü mütevelli heyetleri kendi kararlarını kendileri verir. Ve bunda ilk örneği ben verdim. Amerika’daki Johns Hopkins ve Stanford gibi en iyi özel üniversiteleri hep aileler kurmuştur. Kaynaklar, zengin ailelerdir. Ama bunu bizde yapabilmek için önce Anayasa’nın değişmesi gerekiyordu. Bu yüzden 1982 Anayasası’na vakıf üniversitesi kurabilmek için gerekli olan iki maddenin konmasını önerdim. 1984’te de üç vakfımız Bilkent’i kurdu.”

İhsan Doğramacı, politik kimliği bakımından pek tartışılan bir isim olmadı. Hep YÖK ve uygulamalarıyla gündeme geldi. 1954 yılında Demokrat Parti’den milletvekili adayı gösterilmesi için teklif geldi ama kabul etmedi.

TBMM, ülkemize yaptığı hizmetleri nedeniyle 2007 yılında Doğramacı’ya Onur Ödülü verdi.

Doğramacı, pek çok akranının aktif çalışma hayatından çekildiği yaşlarında dahi yeni projeler peşinde koştu. Üretkenliği ve çalışkanlığı ile herkese iyi bir örnek oldu. Aslında bu çalışma azmi ile birkaç insan ömrüne sığacak işler gerçekleştirdi. ‘Bu ülkede başarı cezasız kalmaz’ diyen, çatma atasözünün, çatma değil, gerçek bir Türk atasözü olduğunu ispatlayan insandır. Çünkü yapmıştır, sıfırdan eserler inşa etmiştir ve başarılı her Türk gibi hayatı boyunca hakaret yemiştir.

Bilkent Üniversitesi Rektörü olan İhsan Doğramacı’nın oğlu Prof. Dr. Ali Doğramacı, babasının yolundan yürümeye devam edecektir. Bunun ilk örneği Bilkent Üniversitesi’nin adının ‘İhsan Doğramacı Bilkent Üniversitesi’ olarak değiştirilmesi için senatonun verdiği tekliftir.