Hocam... Hocam!

Pazar, 11 Nisan 2010 - 05:00

İkinci defa Bünyamin Gezer’i yazıyorum... Çünkü maçın kaderiyle oynadı. Sayın hocam devlet memuru. Onun terfisiyle birisi oynasa çileden çıkmaz mı? Sözüm ona hak, hukuk, adalet dağıtıcısı. Yine ikinci defa yazıyorum; iyi insan, güzel adam, fevkalede polis, ama kötü hakem. Beşiktaş’a iyi geliyor mu gelmiyor mu orası onun bileceği iş.
Ancak ikinci yarıda önce Cale’nin, 90+1’de de Egemen’in eliyle oynadığı pozisyonlar “Balyoz Hareketi”nde de “Ergenekon” soruşturma kapsamında da penaltı. Gözaltına da gerek yok, direk ihraca girer. Hele Egemen’in pozisyonunda Beşiktaş yedek kulübesi topyekün isyan bayrağını çekti. Hani öylesine dolmuşlardı ki, gidip Somalili korsanların bile hakkından gelebilirlerdi.
Oğuz Sarvan’ı bilmiyorum, ama Bünyamin Gezer’in yerinde olsam hakemliğe devam ettiğim süre içerisinde Beşiktaş maçına çıkmam. Çünkü seyirci artık onu veresiye defterinden sildi. Peşin de satsa bir düdüğüne bile talip olmazlar. Çünkü o düdük doğru üflenmediğinden ötürü değerini yitirmiştir. Maç silik başladı. Hani atan galip biçiminde cereyan etti.
Ona rağmen net pozisyonlar doğdu. Ama maçın en büyük kurtarışlarını Rüştü yaptı. Bu kaleci önce Umut’un, sonra da Egemen’in şutlarını mükemmel reflekslerle önledi.
Beşiktaş kalecisinin takımına verdiği moral ikinci devre üst düzeydeydi. Ama Yusuf’un çıkana kadar Serkan engeline takılması, beklenen performansının çok uzağında oluşu, Fink, Ernst, Bobo ve Holosko’nun son hamlelerdeki geç kalışları Beşiktaş’ı şampiyonluk yarışında geri düşüren faktörlerdi.