Hollywood’da böyle etkinliklere ihtiyaç var

Çarşamba, 25 Ekim 2017 - 12:30

Kerem Akça, 1. Hollywood Türk Filmleri Festivali’ni değerlendirdi
 
KEREM AKÇA / akca.kerem@gmail.com
 
Paramount Tiyatrosu’nda Cuma akşamı açılan 1. Hollywood Türk Filmleri Festivali, Pazar gecesi kısa film ödülleri ile Paramount Sherry Lansing Tiyatrosu’nda sona erdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle düzenlenen etkinlik, Türk sinemasını Hollywood sosyetesine duyurdu. Şüphesiz Hollywood Türk Filmleri Festivali gibi organizasyonların devam etmesi ve gelenekselleşmesi şart.


 
Kapanış günü hareketli geçti
 
Açılış töreninde Büşra Pekin’in bir Amerikalıymışçasına akıcı İngilizcesiyle yaptığı sunuculuk akılda kaldı şüphesiz. Kapanış töreninde de Paramount’ın daha küçük bir salonunda Mehmet Karadeniz’in vasat “Çınar”ının gösterimi vardı. Onun ardından teşekkür plaketleri takdim edildi. ‘Toprak’ ve ‘Sirayet’e sırasıyla Jüri Ödülü ve Halk Ödülü verildi. Açıkçası kısa filmlerden herhangi biri kazanabilirdi.
 
Kapanış günü izlediğim “Troy the Odyssey”, trash (çöp) film üretimiyle bilinen The Asylum’ın B-tipi efektlerinin izini taşıyordu. Tekin Girgin’in Amerikan yapımı ‘Truva’ filmi hiç da iç açıcı sonuçlar vermedi. Ucuz oyunculuklar ve düşük bütçe ile alanında akılda kalacak bir iş değildi. Aksine 500.000 Dolar bütçesiyle Tayland’daki prodüksiyon şartlarını öğrenmek için değerliydi.


 
Festival kapsamında ARRI, Mole Richardson, Chapman/Leonard, Zeiss’ın yanı sıra Türkiye’de stüdyo kuran Midwood’un da workshop’ı yapıldı. Bu sayede de aslında profesyonel olmak isteyen Türklere kültür aşılandı. Ama dört uzun metraj adedinin fazlalaştırılması (yarışmaya gerek yok) önümüzdeki yıllar için ana çıkış noktası olmalı. Bu sayede kaliteli yerli filmler de Hollywood halkıyla, sosyetesiyle buluşma olanağı bulabilir.
 
Böylesi bir etkinlikle iddialı bir Oscar atı adaylık alabilir


 
Altın Küre üyesi ve Hürriyet’in Los Angeles temsilcisi Barbaros Tapan’ın başkanlığındaki festivalin yıllarca ayakta durup Hollywood’da sinemamızın pazarlanmasına ön ayak olması şart. Zira bu sayede bir gün Oscar yarışında iddialı bir filmi daha önü açık hale getirebiliriz. Örneğin ülkemizde ilk 9’a giren “Üç Maymun”un (2008) yönetmeni Nuri Bilge Ceylan’ın “Ahlat Ağacı”, ‘uzun süre problemi’ne takılmazsa önümüzdeki sene böyle bir pazarlama ile daha iyi yerlere gelebilir.

  
 
Paramount Stüdyoları’ndaki bu içeriden nabız yoklama hamlesi önemli ve değerli. “Ayla”nın dün Landmark Sineması’nda söyleşili gösteriminin yapılması, bu gece de Asya Dünyası Filmleri Festivali açılışında başka bir kitleye ulaşacak olması umarım fayda eder. Böylesi lobi çalışmalarının Amerikan dağıtımcısı ile desteklenmesi de yarış için ‘değerli’ hale gelebilirdi elbette. Ama yine de denemekte zarar yok!
 
Yandex.Metrica