Oral Çalışlar

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170725.png

Hrant’ın yokluğunda 11 yıl

Cuma, 19 Ocak 2018 - 05:00

Hrant Dink’in kaybı, toplumsal sarsıntılar yaratmıştı. Bizler ise bir yakın mücadele arkadaşımızı, kardeşimizi yitirmiştik. 2007’de Türkiye, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gergin ortamına hızla yaklaşırken, kargaşa yaratmak isteyen güçler Hrant’ı hedef aldı.

Hrant bu kargaşa, kaos ihtimalini görmüş ve birçok toplantıda bu tehlikeye dikkat çekmişti.

Hrant’ın anısı önünde, geçtiğimiz 11 yılın kısa bir dökümünü ve değerlendirmesini yapmak istiyorum.

Toplum mühendisliği

Hrant da bizler de askeri ve bürokratik vesayete karşı, serbest ve özgür seçimleri kazananların yönetebileceği bir Türkiye’den yanaydık. Demokrasi bütün kurumlarıyla işlemeli; yargı, hukukun temel ilkelerine bağlı kalmalı; asker siyaseti yönlendirmeye kalkmamalıydı. Kürt meselesine diyalog yoluyla çözüm aranmalıydı.

Hrant’ın bu doğrultuda yaptığı konuşmalar, yazdığı yazılar, arşivlerdedir.

Hrant’ın da dikkat çektiği gibi o yıllarda bir “toplum mühendisliği” projesi hayata geçirilmek isteniyordu. Cumhurbaşkanlığı seçimi, AK Parti’ye açılan kapatma davası, gündemi belirliyordu.

Darbe girişimleri

Sonraki yıllarda Gülencilerin ön ayak olduğu 17-15 Aralık (2013) ve 15 Temmuz (2016), siyasetin kimyasını alt üst etti. Geleneksel otoriter devlet alışkanlığı, yeni iktidar içinde filizlenerek büyüdü ve kazanılmış birçok mevzinin kaybını beraberinde getirdi.

Gazetecilere yeniden hapishane yolu göründü. “Fetih ruhu” ayaklandı. Batı düşmanlığı yeniden devlet diline egemen oldu. Çözüm çöpe atıldı. Özgürlüklerin tehlikeli görüldüğü, “devlet her şeydir” diyen kültür yeniden üstünlük kurdu.

Davanın seyri

Dink cinayeti davası, işte bu süreçlerin inişine çıkışına bağlı bir yol izledi. Önce tetikçilerle sınırlı bir yargılama yapıldı. Gülencilerin iktidarla müttefik olduğu, Gülencilerin yargıya yön verdiği dönemde, davada fazla bir ilerleme sağlanamadı.

15 Temmuz sonrasında ise, Gülencilerin cinayetteki rolleri üzerine yeni gelişmeler yaşandı. Trabzon Jandarma Alay Komutanı’na kadar gidildi. Gülenci polis şefleri tutuklandı. İhmallerin, kasıtların bir kısmı ortaya döküldü…

“Kritik nokta”ya yaklaşıldığında, dava durdu. Devlet içindeki cinayeti planlayan “merkez”i sorgulamak gerektiği anda, süreç tıkandı. İktidar devletleştikçe, devletin cinayetteki sorumluluğu konusunda da tutucu bir direnç ortaya çıktı.

İşte böyle sevgili Hrant, gördüğün gibi değişen fazla bir şey yok... Sen yoksun...O dost yüzün, ezber bozan duruşunu çok arıyoruz. Bugün seni Agos’un önünde özlemle anacağız.