HSYK (Haydi Siyasiler Yargıyı Kuşatın)

a
a
Perşembe, 30 Eylül 2010 - 23:24

Bir ‘nostalji türküsü’ tutturalım önce… Gerek Türkiye, gerekse dünya 20. yüzyılın sonları, 21. yüzyılın başları itibariyle, son global krize rağmen artan zenginlik, refah, uyanan ya da tetiklenen milliyetçilik, kaynakların hoyratça kullanılması, bunun sonucunda 3. paylaşım provaları, kara çarkı döndürmeyi sürdüren savaş bahaneleri, alternatifi terör, küçülen yerküre, büyüyen Çin, Hindistan, kendini toparlayan Rusya, bölgesel baş kaldırışlar, yine de devam eden ‘tüketim virüsü’, geliştikçe ürküten teknoloji, fırsat buldukça kendilerini sınır ötelerine atmaya çalışan seyyahlar, ‘menşur’(!) patlaması, vasıfsızlar kadar olmasa da çoğalan nitelikli demografi, şiştikçe şişen eğlence endüstrisi, ‘iletişim çılgınlığı’nın da rüzgârıyla, yarım saatte bir gündem değişikliği yaratıyor. Kapağı açılan ‘arı kovanı’ gibi yüzlerce binlerce haber, ‘küresel köyü’ dolaşmaya başlıyor. 
 
Gazetenin eteği
 
Eskiden bazı günlerde yazı işlerinde herkesin suratından düşen bin parçaydı. Çünkü o gün 1. sayfa neredeyse bomboştu. ‘Katlamanın altı’ (gazetenin katlandığı, bayi de görülmeyen kısım), ‘etek’ diye tabir edilen sayfanın en alt kuşağı, iyi kötü doldurulmuş, ancak bire taşıyacak ya da manşete çekecek haber daha ortalıklarda gözükmemişti…
 
‘Okuyucular için en kötü haber, yazı işleri için en iyi haberdir’ (MAB) Maalesef bu hep böyledir. Son dakika gelen, hele çok ölümlü bir uçak kazası, ya da büyük bir deprem, manşete yetişmiş, yazı işlerinde ise yerini acı bir gülümsemeye(!) bırakmıştır artık…
 
‘Çekmece haberleri’
 
Bir de ‘çekmece haberleri’ vardır, ‘kötü günlerde’(!) kullanmak için. Radyodaki ‘emergency (acil) müziği’ gibi. Bayramlarda, önceleri sadece Gazeteciler Cemiyeti’nin çıkardığı gazete vardı. İçeriği sadece Pazar yazısı niteliğindeydi.13 Haziran 1992 yılı itibariyle, bayramlarda diğer gazetelerin de piyasaya çıkmasında öncülüğü Zafer Ağabey (Mutlu) yaptı.O dönemde önce Dinç Bilgin’in Sabah’ı çıktı. Bunu diğerleri takip etti. Ancak çoğu kez konu sıkıntısı yaşanıyordu o günlerde.
 
Avcı nerde? Mahpus düştü
 
Şeker Bayramı’nda ilk gün şeker fiyatları cart, curt, partililer birbirlerine gitti-geldi, öpüştü, koklaştı, ikinci gün ‘Azrail’in trafik ekipleri’, yine can aldı. Sonra… Sonrası yok… Kurban Bayramı’nda da ‘döner bıçağı’ ya da ‘orakla’ hayvan keserken kendini ‘hacamat’ edenler, otobanda sürekli şerit değiştiren boğalar, kara manda ne oldu? Ağaca çıktı. Ağaç ne oldu? B-2’ye kaçtı. B-2 nerde? Ranta vurdu. Rant nerde? 3.Köprüye geçti. Köprü nerde? Suyun üstünde. Su ne oldu? İnek içti? İnek nerde? Avcı vurdu, Avcı nerde? Mahpus düştü? Mahpus nerde? Bayram ziyaretinde… Diye giden haberler. Sonrası… Yine haşur huşur çekmeceleri karıştırılıp, bulunan haberler… Ya da “Sen şöyle bir şey yapmıştın, nerde o duruyor mu?” diye herkese sorulan sorular…
 
Pensilvanya’da brunch
 
Şimdi öyle mi? Her taraf haber kaynıyor. Her biri de yaz beni diyor:
 
Tophane’deki ‘radikal Yeşilaycılar’, Kemal Kılıçdaroğlu ile ‘haset’ (!) gideren Deniz Baykal (Seçmenle de hasret gidermesin de), İmralı Sahilleri’nde son gelişme, her türlü ‘dalgalanmalara’(!) karşı batmayan ‘çek yat’ yedi kocalı Savarona, Numan Kurtulmuş’un, ‘kadayıfçı hocadan’ kurtuluşu, KPSS (Kopya Pazarlayıp Satma Sınavı), Cemile İpekçi’nin Mardin Kasımiye Medresesi’ndeki muhteşem defilesi, Pensilvanya’daki ‘brunch’, ‘Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürü Hüseyin Düzmez (!)’in tımarhane maceraları, Fatmagül’ün Son durumu, merkezden Silivri’ye tayini çıkan(!), ‘müstakbel’ Ergenekoncu(!) Hanefi Avcı, Ergenekon, Gılgamış’la birleştirilecek mi? HSYK (Haydi Siyasiler Yargıyı Kuşatın) tasarısı, Turgut Özal 'ezeliyle' mi  öldü? ‘Abdullah Gül ‘emanetçi’ mi, yoksa artık ‘selametçi’ mi? Karacaahmet’in oy potansiyeli nedir? Zincirlikuyu’da kararsızlar mı çoğunlukta? Cebeci’de geçersiz oylar neden fazla? ‘Beyaz Türkler’ kirece mi atılacak?
 
Bugünlük bu kadar… Yerim doldu… Yine bizim Mehmet’le (Coşkundeniz) ‘Papaz’ olmayalım. En iyisi ‘dinler arası diyalog’