Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Hukuka uygun olsun dedikçe hukuktan uzaklaşılıyor

Perşembe, 20 Nisan 2017 - 05:00

Anayasa değişikliğine niçin gidilmek istendi? AKP’yi teşvik eden Bahçeli’nin gerekçesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zaten yetkilerini aşıp başkan gibi davrandığı, bu hukuksuz durumu önlemek, illegaliteyi ortadan kaldırmak için hukuku ona uydurmak gibi bir tuhaf durumdu ki, bu bile balığın baştan koktuğunu gösteriyor.

Ardından TBMM’deki görüşmelerde kural dışılıklar, kavgalara rağmen değişiklik ancak referanduma giderek kabul edilebilecek bir oy aldı. Referandumun hukuki zeminde geçmesini beklemek de anlamsızdı.

OHAL koşullarında, iki taraftan birinin ezici baskısı altında geçen propaganda sonrası sandıkları koruruz derken bu kez YSK, önceden hazırlandığı bir kumpasla seçimi geçersiz kılacak bir karar alarak damgasız oy pusulalarını geçerli ilan etti, çanak çömlek patladı!

Buna sadece İstanbul’da 1900 sandıktaki oya yapılan itirazı ekleyin, Anadolu’dan gelen usulsüzlük görüntülerini katın, bütün torbalar açılmadan yapılan balkon konuşmalarını da kenar süsü yapın, geçerli bir seçim sonucundan bahsetmek mümkün mü? İşte bu aşamada iktidar, maçı ben kazandım diyor. Sokağa çıkanlara bakıp, alışırlar diye dalga geçiliyor. Türkiye bir muz cumhuriyeti olarak mı yaşayacak?

Kararı tanımıyorlar

Şimdi CHP, HDP ve MHP’li muhalifler cephesinden kararı tanımıyoruz, uluslararası bütün hukuki yollara başvuracağız açıklamaları geliyor. Ki zaten Hayırcı seçmenin başından beri beklediği tavır da buydu. Ancak CHP’nin içi karışık. Bu ilk geceden beri belli oldu. Kılıçdaroğlu’nun ilk geceki konuşmasıyla salı grup konuşması arasında dağlar kadar fark vardı.

İlk gece yenilgiyi kabul eden Kılıçdaroğlu, salı sabahı itiraz edip kükredi. Çarşamba, Parti sözcüsü Böke, meclisten çekilmekten bahsederken bir saat sonra Grup Başkan vekili Levent Gök, MKYK’da bunu doğru bulmadıklarını açıkladı.

CHP son dakikada gelen YSK’nın bütün itirazları reddetme kararına karşı neyi nereye kadar yapacağına bugünkü toplantılarda karar verecek. Yurttaş ise kendi göbeğini sokakta kendi kesme kararında.

Tutukluluk yazın da sürecek

İçinde suç unsuru olmayan iddianameyi kabul etmelerine mi şaşmalı, yoksa ilk duruşmanın bundan tam 3 ay sonraya verilmesine mi, yoksa o günün özenle 24 Temmuz Basın Bayramı’na denk getirilmesine mi? Yoksa artık bu ülkede hiçbir şeye şaşırmamalı, hukuk, adalet, vicdan, demokrasi gibi ilkeleri, kavramları unutmalı mı?

Bahsettiğim dava, Cumhuriyet Gazetesi yazar ve yöneticilerinin davası. İddianamede ne suç vardı, ne delil! Bir ticaret mahkemesinde görülebilecek türden vakıf yönetiminin el değiştirme kavgasından yararlanıp gazetecileri içeri atma girişimi başarılı. Onları aylardır içeride tutma, tutukluluğun çoktan cezaya dönmesi demek ve üstüne ilk duruşmada salıverilmesi beklenen suçsuz gazetecilere 3 ay sonraya mahkeme günü vermek, bu cezayı uzatmak demek.

Sadece bu duruşma mı? 15 Temmuz darbe girişiminde üstlerinin emir ve kandırmasıyla sokağa çıkarılan ve başları yakılan erler, öğrenciler, çavuşlar 9 aydır tutuklu, yargılanma bekliyor. İlk duruşmaya çıkanlardan bir çoğu serbest kaldı. Bir çoğu ise hâlâ tutuklu. Onlara da aylar sonraya gün verilmiş, bu bütün yazı tutuklu geçirecekleri demek. Bu ülkede vicdan ve insaf mezara girdi demek!

Bayburt, maalesef

Referandumda en yüksek evet verenlerden biri olan Bayburt’tan bahsedişim, bir okurumu üzmüş. Kentini gelişmiş, demokrat buluyor. Ne ki Bayburt’ta eğitim ülke genelinin altında. İşsizlik yüksek. Bütün ekonomik değerler ülke ortalamasının çok altında, Bayburt yoksul ve geri kalmış bir kasaba.

Ve bu sizin suçunuz değil. Sizi böyle bırakanların suçu ama siz onlara en yüksek Evet’le teşekkür ediyorsunuz!
Yandex.Metrica