'İçimdeki oğlan çocuğunu öldürdüm ve Ela doğdu'

Ela dün 16 yaşına kadar yaşadıklarını anlattı. Sıra +16'da... Yani şimdi, bedenindeki erkeği öldürerek Ela'yı nasıl doğurduğunu ve 16 yaşında bir trans bebek sahibi olan annesiyle birlikte Ela'yı nasıl büyüttüklerini anlatacak. Röportajın ilk bölümünün başlığı Simone de Beauvoir'dan bir alıntıydı: "Kadın doğulmaz, kadın olunur." Ela kadın doğmadı ama kadın olarak ölecek. Hayatı Beauvoir'in fikirlerinin kanıtı sanki... Diğer translarınki gibi... 

22 Ekim 2017, Pazar 14:35
'İçimdeki oğlan çocuğunu öldürdüm ve Ela doğdu'

Işıl CİNMEN
isil.cinmen@posta.com.tr
Fotoğraflar: Bahadırhan ERKOÇ


16 yaşına geldin. Sen “ben bir kadınım” cümlesini yüksek sesle söyleme gücünü kendinde buldun. Bunu ilk kime söyledin? 
Samsun'da kağıda o cümleleri yazdıktan sonra İstanbul'a döndüm. O dönem anoreksiktim. Yeme bozukluğum vardı. Yersem erkeksi bir vücudum olacak tedirginliğiyle yemek yemiyordum. O vücudu beslemek istemiyordum. İntihar etmeye çalışıyordum aslında bilinçsizce fakat ölmek istemiyordum. Anneme “Bir psikoloğa gidelim mi lütfen” dedim.

“Ben bir kadınım” cümlesini ilk psikoloğuna mı söyledin?
Evet ama gittiğimiz psikolog homofobik, transfobik çıktı. İlk ben girdim odaya. Kadına kağıdı verdim, okumaya başladı. Tir tir titriyor ve ağlıyordum. Pandora'nın kutusu açılmış gibiydi. Sanki bütün kötülükler içimden çıktı, bir tek umut kaldı geriye. 

İlk cümlesi ne oldu?
Psikolog bana döndü ve “Sence bunu annene söylemeli miyiz? Annen sert bir kadına benziyor” dedi. Annemi çağırdı, mektubu verdi. Annem okudu, bembeyaz kesildi. Suratına bakınca, beni ya reddederse ya istemezse diye endişeye kapıldım.  Psikoloğun ağzından tek cümle çıktı, “Bence erkek olarak kal.” 

"BABA SEN OĞLUNU ÇOK SEVERDİN, BENİ ÇOK SEVEMEDİN GALİBA"

Annen ne dedi?
Hiç konuşmadı ama ben rahatlamış hissediyordum. Çıktık ve Nişantaşı'nda yürüdük. Eve gidince annem, “Önce okulunu bitir, mesleğini eline al sonra cinsiyetini değiştirirsin” dedi. Ama bu kariyer yapmak gibi bir şey değil ki... “Benim hissettiğim bu anne. Ben bir kız olarak, Ela olarak, kendi hissettiğim kimliğimle yaşamak istiyorum" dedim. Her şeyi anlattım, annem çaktırmadan ağladı. Şizofren olduğumu, akıl hastası olduğumu düşündü ve konuyu kapattı.

Ne demek “kapattı”?
Evde hayat normal seyrinde gitti, hiç konuşmamışız gibi... Sonra psikolog psikolog gezmeye başladık. Kafama elektrotlar takıp beynimi erkeğe dönüştüreceğini iddia eden bir psikolog yüzünden kredi kartları bloke olana kadar bu devam etti.

Taktın mı elektrotları? Sen istedin mi erkek olmayı?
Taktım. “Tamam” dedim. Değiştirsin beni bakalım, ben de istemezdim böyle olmak diye düşündüm. Aradan bir buçuk ay geçti. 15 bin lira kredi kartı borcu geldi.

Bu arada baban öğrendi mi?
Babam da annemden öğrenip bana çok soğuk davrandı. Samsun'daydı.

İkili konuşmanız ne zaman oldu?
İnanın o kısmını hatırlamıyorum. Babam tuhaf bir adamdır. Duygularını çok açmaz, irdelemez. Fakat biz, “Benim Çocuğum” filmi için Samsun'a gittiğimizde ben bir konuşma yaptım babamla: “Baba sen oğlunu çok severdin, beni çok sevemedin galiba” dedim. Tuvalete giderken kadınlar tuvaletinin kapısını açtı bana ama bu konuda konuşmadı.



"ANNEM MEMELERİMİ GÖRÜP ŞOK GEÇİRDİ"

Tamam, kredi kartı borcuna dönelim...

O doktoru bıraktık, Caddebostan'da başka bir psikiyatra gittik. Bana bir antidepresan yazdı. Ama ben eczaneden bir hormon ilacı alıp kullanmaya başladım çünkü vücudumun erkeksi gelişmesini istemiyordum. Dışarıdan östrojen almalıyım diye düşünüyordum.

Ama bu çok tehlikeli!
Evet, bunu bilinçsizce yapmam tehlikeliydi ama başka çarem kalmamış gibi hissediyordum. Bir süre sonra göğüslerim büyüdü, kalçalarım çıktı, tenim yumuşadı, vücudum değişmeye başladı. Bir gün alışveriş merkezine gittik. Annem beni zorla erkek bölümüne sokmak istedi, ben de ergen isyanıyla kadın kıyafetlerini denemek istiyordum. Kabine girdim, annem “şunları da dene” diye kıyafet uzatırken memelerimi görüp şok geçirdi. 

Ne yaptı?
Psikiyatrı arayıp “Durum vahim, çocuğun memeleri var!” demiş. O da “O zaman sizi Çapa Devlet Hastanesi'nde Şahika Yüksel'e gönderelim” demiş.

"DURUMU KABULE GEÇİN"

Çapa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahika Yüksel yani…
Evet, o bizim kurtarıcımız. Sorular sordu, “Nasıl hissediyorsun kendini?”, “Tuvaletini nasıl yapıyorsun?” gibi...

Nasıl yapıyordun?
Oturarak yapıyordum. Birkaç soru daha sorduktan sonra “Sen çıkabilirsin, annen gelsin” dedi. 

Büyük an geldi sanırım...
Evet. Annem benim şizofren olduğumu düşündüğünü söylemiş. Şahika Yüksel de şizofren değil, transseksüel olduğumu anlatmış. Net bir biçimde “Durumu kabule geçin” demiş. Annem odadan çıktığında o kadar çok ağladı ki içim parçalandı. Ama bir yandan da çok rahatlamıştım.

Bu arada okul ne durumda?
Bu arada Ata Koleji’nde lise 2’deydim ve artık tamamen feminen davranıyordum. Teneffüste tuvalete gitmezdim, derse girince izin alıp kızlar tuvaletine gidiyordum. Birkaç kız arkadaşıma ve öğretmenime açıldım. 



"NORMLARIMIZA UYMUYOR DEDİLER, AYRILDIM"

Okul durumu nasıl karşılıyordu?
Çok zordu. Müdürün karşısında ağlayarak “Saçımı kestirmek istemiyorum, lütfen kestirmeyin” dedim. “Hayır, o saçları kestireceksin” dediler. Çok üzüldüm ve ağlayarak kendim kestim saçlarımı. Farklı olduğum anlaşıldıktan sonra “bizim normlarımıza uymuyor” diyerek beni istemediler, bu yüzden ayrılmak zorunda kaldım. Liseyi açık liseden bitirdim ve dershaneye gittim.

Annen ve baban dışında ailenin tepkilerini anlatır mısın biraz?
Abim çok açık görüşlüdür, yadırgamadı, hatta bana cesur olduğumu söyledi, o Viyana’da tıp okuyor. Anneannem, “O bir erkek Müslüman olarak doğdu, erkek Müslüman olarak ölecek” diye tepki verdi. Dedem ilk duyduğunda kalp krizi geçirme eşiğine geldi fakat daha sonra annemi arayıp “Çocuğunu kabul edeceğim” demiş. 

Annene dönelim...
Annem adaklar adadı, yatırlara gitti ama zamanla kabule geçti ve kendi deyimi ile “erkek çocuğunu öldürdü ve 16 yaşında bir kız çocuğu dünyaya geldi.” 

Yani bir trans bebek sahibi oldu.
Evet, bana her şeyi öğretti. Genç kızlığa adım atıyorum, baya değişiyorum, saçlarım uzadı, annem ilk sutyenimi aldı. Dershaneye gidip durumu anlattı; neyse ki beni korudular. O dershane yönetimine ve öğretmenlerine çok teşekkür ederim.

"ARKADAŞLARIM ANLAYACAK DİYE ÇOK KORKUYORDUM"

Sonuçta değişimin aynı insanların yanında oluyor. Bu değişimi kaldıramayan olmadı mı?
Zaten kıza benziyordum. Bu yüzden geçiş yumuşak oldu. Ama bir gün otobüste biri bana nefretle “travesti” demişti. Ona çok üzüldüm, ağladım. 

Üniversite sınavlarına bir kadın öğrenci olarak mı girdin?
Evet, Çapa’dan transseksüel olduğuma dair bir raporum vardı ve artık pembe kimlik sahibiydim. Sorun çıkmadı. Bilgi Üniversitesi Sinema Televizyon bölümünü burssuz olarak kazandım. Daha sonra yüzde 30 başarı bursu aldım.

Bilgi, ülkeye kıyasla daha rahat bir ortam sağladı mı sana?
Annem benim Bilgi’ye girmemi özellikle istiyordu çünkü bir üniversite içinde kurulan ilk LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender) Derneği oradaydı. Annem dekana gidip, “Kızım transseksüel, lütfen ona destek olun” dedi.

Arkadaşların anlayacak, duyacak diye korkuyor muydun?
Hepsi benim biyolojik olarak kadın olduğumu sanıyordu. Duyacaklar diye çok korkuyordum. Paranoyak olmuştum. Güzel arkadaşlar edindim. Kıyafet dolabımı değiştirdim, saçlarımı boyadım, etekler aldım. Dünyanın en mutlu insanı bendim.

"AŞIK OLDUM, TRANS OLDUĞUMU BİLMİYORDU"

Aşk?
Hazırlıkta bir erkeğe aşık oldum ama bizim okuldan değildi. Bana sinemaya gitmeyi teklif etti, bende kabul ettim. Çıkmaya başladık. Aşık olmuştum...

Trans olduğunu...
Bilmiyordu. O zaman LGBT haklarını savunan bir aktivist değildim. Evleneceğim, çoluk çocuğa karışacağım diye klasik bir Türk kadını kafası yaşıyordum.

Çocuk doğuramazsın değil mi?
Doğuramam ama evlat edinebilirim. Bir gün beraber televizyon izliyorduk. Gey bir şarkıcı çıktı. Sevgilim, “İbneye bak. Bunları öldürmek, asmak lazım” dedi. Ben ne diyeceğimi şaşırdım, “Ne diyorsun sen, o da insan” falan dedim. Anladım ki bu çocuktan bana hayır yok.

Ne kadar birlikte oldunuz?
6 ay.

Peki, böyle bir bilgiyi saklayarak ona haksızlık yapıyormuşsun gibi hissetmedin mi?
Hayır. Ben kimseye yalan söylemiyorum, kimseyi kandırmıyorum. Ben kimliğim için savaşıyorum. Tabii ki hayatımı paylaşacağım erkeğin beni olduğum gibi sevmesini, kabul etmesini isterim ama bunu söylemek zaman istiyordu. Nitekim de söyledim.

Nasıl?
“Sana bir şey söylemem lazım, bir mektup yazıp yollayacağım” dedim. Saf, duygusal bir mektup yazdım. Bir tırtılın kelebeğe dönüşme hikâyesini yazdım.  Ama cevabı “Ela sen kestirdin mi?” oldu.

"OKULDAKİLER TRANS OLDUĞUMU ÖĞRENİNCE..."

Çirkin bir tepki haklısın ama bir tepki vermesi doğal değil mi? Sonuçta o da kandırılmış hissedebilir…

Bir tepki belki... Ama bu tepki değil. Bu benim yaratılışım; sen nasıl “kestirdin mi?” diye sorabilirsin bana. Bununla kalmadı; bizim okuldan iki arkadaşına söylemiş, onlar da başkalarına... Böylece “Ela travesti” diye okulda yayıldı. Okulda bana tip tip bakmaya, beni yadırgamaya başladılar. Birçok arkadaşım beni Facebook’tan attı. Bir gün yanımda biri diğerine “Bülent Ersoy da kestirmiş” dedi. Utandım, yerin dibine girdim, üzüldüm, hiç bir şey söyleyemedim. 

Öfke?
Öfke zamanla geldi. Bilinçlenmeye başlamam gerektiğini anladım. Mücadele bitmemişti demek ki... Mask İstanbul, KAOS GL gibi gruplara gittim, insanlarla tanıştım. Onlar bana, “Hayır sen okuyacaksın, güçlü olacaksın” dediler. Facebook’tan, Twitter’dan LGBT haberleri paylaşmaya başladım. “Biz de varız ve sizden anormal değiliz”i önce içselleştirdim sonra da tavırlarım ve davranışlarımla gösterdim.



Okul çevresinde bunun etkisi ne oldu?
Benimle dalga geçen insanlar bir daha bana saldıramadılar. Arkadaşlarım da değişmeye, “Ela biz trans nedir bilmiyormuşuz, seninle öğrendik. Sen de bizim gibi kızmışsın. Seninle gurur duyuyoruz, seninleyiz” demeye başladılar. Aslında bana pozitif ayrımcılık yaptılar ve yandaş, yoldaş oldular. İnsan önce kendiyle gurur duyacak ki diğerlerine “Ne diyorsun sen, ben senden farklı değilim. İnsanım” diyebilsin.

Böylece haklarını nasıl savunacağını öğrendin...
Evet, aktivist kimliğimi güçlendirip savaşmaya başladım. Ve daha sonra başka bir erkeğe aşık oldum. Gerçekten çok aşık oldum, çok sevdim. Bir yıl flört ettik.

Biliyor muydu?
Bilmiyordu.

Ne zamana kadar?
Ameliyattan bir gün öncesine kadar... 

Aman tanrım! Nasıl söyledin?
“Sana bir şey söylemem lazım. Ben transseksüel bir kadınım ve yarın ameliyat olacağım” 

Ne dedi?
Ağladı. “Neden daha önce söylemedin? Ben seni seviyorum” dedi. Beni ameliyata girene kadar aradı. Ama sonrası olmadı, bitti. 

Nasıl anlamadı bir yılda? Hiç mi sevişmediniz?
Seks yoktu, sadece ön sevişme vardı ve anlamadı. 

"ORGAZM OLABİLİYORUM"

Ameliyattan sonra kimseyle seviştin mi?

Evet.

O biliyor muydu?
Biliyordu.

Artık hoşlandığın erkeklere trans kadın olduğunu doğrudan söylüyor musun?
Söylüyorum, nereye kadar saklayacağım.

Seviştikten sonra kötü tepki veren oldu mu?
İki kişi ile birlikte oldum. 

Sevişirken kendini nasıl hissediyorsun?
İyi ve mutlu hissediyorum. 

Orgazm olabiliyor musun?
Evet.



"HATIRLATAN OLMADIKÇA TRANS OLDUĞUM AKLIMA GELMİYOR"

Topuklu ayakkabıyla yürümek, etekle rahat etmek gibi kadınsal becerileri edinmen ne kadar sürdü? 
2 yılımı almıştır.

Sabah uyanınca trans olduğun aklına geliyor mu?
Hatırlatan biri olmadığı sürece gelmiyor.

Annenin sana ilk defa “kızım” deyişini hatırlıyor musun?
Hatırlıyorum. Oğlum, çocuğum, kuzum, kızım... Böyle böyle alıştı o.

Çocukluk fotoğraflarına bakınca o oğlan çocuğuna karşı ne hissediyorsun? 
O çocuğu seviyorum. Onun verdiği mücadeleyle gurur duyuyorum, onu içimde hep güzel hatırlıyorum. 16 yaşına kadar mücadele veren oydu, öldü ve beni yarattı.

"TRANS KADIN OLDUĞUMU SAKLAMADAN İŞE KABUL EDİLDİM!"

Trans olanların geçmişlerinde çok büyük bir travma yaşadığı ya da çok sorunlu aileleri olduğu zannedilir. Bu yanlış mı? 
Bu çok büyük ve genel bir yanlış. Trans olmak bir varoluş hali... Benim en büyük şansım annem. Bana o kadar çok sahip çıktı ki... Kolay değil ama ailenin de bu mücadeleyi senin kadar vermesi gerekiyor. Annem kabul sürecinden sonra hep dik durdu, hep beni korudu, herkese karşı savundu. Artık o da bir aktivist. LADEG Aile Grubu’nda, çocukları lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüel olan anne ve babalarla birlikte çalışıyor.

Ne istiyorsunuz?
Herkes gibi sıradan olmak, öyle yaşamak. Sıradan bir eğitim, sıradan bir iş... CV’me 
‘trans kadın’ olduğumu yazdım.

Veee?
Kabul edildim! Benimle mülakat yapan hanım, “Belli olmuyor ki neden yazıyorsun?” diye sordu. Yazıyorum çünkü biz politik bir savaş veriyoruz. Görünür olma savaşı... Çok maskülen bir trans kadın da olabilirdim. O zaman ne olacaktı? “Bir transseksüel kadın olarak burada çalıştı” densin. Arkamdan gelecek çocuklar bilsinler ki: “Ela abla diye biri varmış, sıradan bir işte çalışmış, demek ki biz de yapabiliriz.” Biz yalnız değiliz, yanlış değiliz. Ayrıca mağduru oynamak da istemiyoruz. Güçlüyüz, eğlenceliyiz, birbirimize sarılıyoruz, şefkatliyiz, ağlıyoruz, gülüyoruz, kırılıyoruz, seviniyoruz. İnsanız işte!


Ela Özer: Kadın doğulmaz, kadın olunurEla Özer: Kadın doğulmaz, kadın olunur


 
Yandex.Metrica