İçimizdeki hayvanat bahçesi!

Perşembe, 18 Mart 2010 - 05:00

Geniş Aile (Kanal D) içimizdeki hayvanat bahçesi gibi. Önceki gün sevdiği kızdan tokat yiyince ona kafa atan Türk gençliğiyle tanıştık.
Her ne kadar dizideki ismiyle Kütük diye anılsa da, ben ona içimizdeki sığır demeyi tercih ederim...
Neyse. Dikkatli gözler için dizi artık sadece Cevahir’in ekseninde dönmüyor. Daha doğrusu dizinin en eğlenceli sahneleri lisede yaşananlar.
Zekai ve arkadaşları; hepsi birer Aşk-ı Memnu kıvamına giren gençlik dizilerine tek başına alternatif gibiler... Yeni nesli içinden çıkılmaz bir kaosla resmedeceğimize bu türden “hayvanlıklarla” karikatürize etmek çok daha komik. Gülsün biraz yüzümüz yahu; ne dersiniz?..

Kravatını ben bağlayacağım...
Cüneyt Özdemir önceki akşam beşN birK isimli programında medyanın alayını atlatarak Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın rüşvet meselesinin karşı tarafını çıkardı ekrana... Cüneyt, CNN Türk’te sessiz sedasız ama güçlü habercilik yapıyor. Belki bu yüzden programı yarım saatten iki saatte çıkarıldı. İyi işin hediyesi diyelim... Ah bir de şu kravatını bağlamayı bir becerebilse. Bir akşam üşenmeyip gideceğim Taksim’e. Ve ne kadar kravatı varsa bağlayıp bırakacağım gardırobuna...

TRT Haber bir yanıt kanalı mı?
TRT 2 bugün itibarıyla tarih oluyor. Daha doğrusu TRT Haber oluyor.
Aslında kurumun haberciliğinin tartışıldığı mevcut gündeme bakınca bu yeni kanal basında Taraf gazetesinin etkisini gösterecek gibi geliyor bana. Haber kaynaklarının çok zengin olacağı kesin en azından... Peki kamu kanalı habercilik yapmalı mı? Sanırım bu soruyu netleştirmemiz gerekiyor kafamızda. TRT artık “ajans yıllarının” haberciliğini yapmıyor.
Ve kadrolarını belirlerken çok da ortadan gitmediği kesin. Bana tehlikeli bir silah gibi geliyor TRT Haber, bir gün gelip kurucularını bile vurabilecek, tehlikeli bir silah... Bu arada TRT ana haber sunucusuyken koltuğunu Anda Ayva’ya bırakan Fulin Arıkan da ekrana dönüyor. Yine ana haber koltuğunda ama bu kez hafta sonları. Bu haber de yazının bonusu olsun bari...


En kötü jenerik Samanyolu’nda...
Dizilerdeki en kötü jenerik hangisine ait sizce. Ben hiç düşünmeden Samanyolu (atv) diyorum. Yazıların hepsi üç boyutlu ve uzaklaştıkça dağılıyor...
Hadi oyuncuları az çok tanıyoruz. Ama yönetmen Andaç Haznedaroğlu’nun ismi bile neredeyse okunmuyor. Biliyorum, bu tür kervanlar yolda düzülmez ama o jeneriğe bir el atmak lazım. İşe yüreğini de emeğini de koyanlara ayıp oluyor!

Fox’un kapakları...
Program bölünmelerinden dolayı mağdur olan ve ilk yüz sıralamasına giremeyen ekran işlerini sıklıkla yazıyoruz bu köşede... Kanal D ve Star TV bölünmelere son vererek, programların hakkı neyse onunla taşıyor kendini ilk yüz listesine. Bölmeleri ezber haline getiren diğer kanallarda tık yok...
Hatta “tamam, bak bu kanal da çekidüzen veriyor” dediğimiz logolar bile saldı kendilerini yine. Geçen cumartesi Fox TV bütün boks maçlarını bölerek yayınladı... En fazla yirmi dakikayı bulmayan 10 kadar maç listeyi ablukaya aldı.
Kanal 7’nin ve diğerlerinin rekor bölmelerini de ekleyince listede hak edene yer kalmadı... Rekabet buysa herkes yapsın. Yok değilse; biri bu adaletsizliğe dur desin!


Nejat İşler kodeste...
Ve Nejat İşler karşımızda. Kapalıçarşı (atv) dizisinden ayrıldıktan sonra sinemaya yöneleceğini söyleyen İşler, bir önceki rolünün kırkı çıkmadan bu akşam yine aynı ekranda...
Anlaşıldığı kadarıyla diziden ayrıldığı dönemde söylenen “bu ortak bir karardır” mazereti yalan olmuş... Nejat İşler’in sezon sonu biteceğini bildiğimiz bir diziyle ekrana geri dönmesinin iki sonucu olabilir...
Parmaklıklar Ardında biraz daha uzayacak, bu bir. Nejat İşler, kendisiyle anılan bir kafa oyuncusu bulunmayan dizinin bu eksikliğini önemli ölçüde giderir, bu da iki...


Yeni bir rahatsızlık adı...
Yemekteyiz’de (Show TV) artık yarışmacılardan çok durumlara güler oldum.
Yemek masasında birbirine saydıran tipler, tatlı faslından hemen sonra birlikte göbek atıyorlar...
Şizofreni desem, bu hastalığın mağdurlarına büyük ayıp olacak. Manyaklık desem o terminolojide yeni bir isim bulmak zorunda kalacağım... Durun bir dakika buldum sanırım; Yemekteyiz Sendromu. Evet, her kaşıkta değişen ruh halinin başka bir ismi olamaz. Ne dersiniz ey ruh bilimci büyüklerim?..