'İçimizden biri'

a
a
Pazar, 19 Eylül 2010 - 05:00

“Mahalle Baskısı” kavramının yaratıcısı Prof. Dr. Şerif Mardin diyor ki: “Tayyip Erdoğan’ın seçim kazanmasının en önemli nedeni onun hem sınıf hem din hem de kültür olarak bu ülke insanının çıktığı noktadan çıkıyor olmasıdır.” Şerif Mardin’e katılmamak mümkün değil. Erdoğan’ın en büyük kazancı rakiplerinin hiçbirinin olmadığı kadar 'içimizden biri’ olması… O ortalama bir Türk’ün sahibi olduğu bütün özelliklere sahip... Bazen öyle şeyler yapıyor, öyle sözler söylüyor ki “Olmaz böyle şey” diyorsunuz. Ama bunları o kadar normal bir tavır içinde, o kadar “içimizden biri gibi” yapıyor ki bütün hataları toplumun tahammül kazanında eriyip gidiyor. Halkla ilişkiler uzmanları yeni modeller araya dursun bu “içimizden biri” ikna stratejisi diğer hepsinden daha fazla “güven” yaratıyor ve açık kapatıyor.

[[HAFTAYA]]

Silah ruhsatı

İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ile konuşurken konu silah ruhsatlarına geldi... Vali Bey dedi ki: “MİT’den ya da Emniyet’ten ‘hayati tehlikesi var’ şeklinde bir bilgi gelmediği sürece hiçkimseye silah ruhsatı için onay vermiyorum, vermeyeceğim.” “Hatırı sayılır kişiler araya girse bile mi?” dedim. “Şu ana kadar kimler girdi araya bir bilseniz... Buna rağmen vermedim. Bu saatten sonra da araya kim girerse girsin vermeyeceğim” dedi. Helal olsun Vali Mutlu’ya... İstanbul’da yaşayıp silah ruhsatı almak isteyen ya da başvurusuna yanıt bekleyenlere geçmiş olsun!

HRANT

Hrant Dink’in eşi Rakel Dink anlatıyor: Çıkarken baktım ki orayı (Hrant’ın vurulduğu yeri kast ediyor) sabunla yıkıyorlar. Temizlemeye çalışıyorlar. Sanki temizlenirmiş gibi. Suyla sabunla temizlenir mi dökülmüş kan? Allah’ın sözü diyor ki: İnsanlar sussa kan hakkını arar. Adalet yerine oturmadıkça kanın sesi susmaz. Hiçbir zaman susmaz. Ne şimdi ne gelecekte ne de geçmişteki kanlar... Hiçbiri susmaz! Tuba Çandar’ın kaleminden müthiş bir Hrant Dink biyografisi... Kitabın her sayfası içime damla damla eriyen bir mum gibi işledi. Mutlaka okuyun.

İki kadın bakan arasındaki 5 fark

BİR: Aliye Kavaf “Bir kadın bakanımız daha olsun da kim olsun?” sorusunun cevabıdır. Nimet Çubukçu “Bu işi en iyi kim yapar?” sorusunun...
İKİ: Kadından sorumlu Bakan olan Kavaf’ın ekibinde 1 tane kadın vardır. Nimet Çubukçu’nun ise bütün ekibi (korumaları, özel kalem müdiresi, basın danışmanı, müsteşarı, v.s...) kadınlardan oluşur.
ÜÇ: Bu Aliye Kavaf’ın görüp görebileceği ilk ve son bakanlıktır. Çubukçu’nun yolu ise Çankaya’ya kadar açıktır.
DÖRT: Aliye Kavaf bir yere girdiğinde fark etmeniz zordur. Nimet Çubukçu girdiğinde ise fark etmemeniz zordur.
BEŞ: Aliye Kavaf kolay kolay direkt iletişime geçmez, aracı kullanır. Nimet Çubukçu ise konusuna hakimdir. Kolay kolay aracı kullanmaz, direkt iletişime geçer.

Sinan Çetin çekti Ali Ağaoğlu oynadı

İnşaat, turizm, enerji, son model arabalar derken ‘12 Dev Adam’a yaptığı jestle gündeme oturan Türkiye’nin en ‘popüler’ iş adamı Ali Ağaoğlu reklam yıldızı oldu. Sinan Çetin’in çektiği film önümüzdeki hafta bütün televizyon kanallarında yayınlanmaya başlayacak. Markayı sormayın... Sürprizi kaçırmayacağıma dair söz verdim! Sadece şu kadarını söyleyeyim: Ali Ağaoğlu reklam filminde oynamak için tam 1 milyon dolar almış. Şimdi bu parayı bağışlayacak bir yer arıyormuş.

Onlar konuşurken içim kıyılıyor

-AK Parti Grup Başkanvekili Suat Kılıç: O kadar uzun cümleler kuruyor ki konuşması bittiğinde başında ne söylediğini hatırlamıyorsunuz. Lüzumsuz bir vurgulama ve bastıra bastıra konuşma merakı var. Suat Kılıç konuşurken 23 Nisan şiiri ezberlemiş bir çocuğun performansını seyrediyor gibi hissediyorsunuz.
-CHP İstanbul İl Başkanı Berhan Şimşek:
Geçmişindeki oyunculuk kariyerinden olsa gerek Berhan Bey konuşurken bana hep “rol” yapıyormuş gibi geliyor. Evinde de böyle mi konuşuyor çok merak ediyorum. Hele o “çok önemli şeyler söyleyen adam” ifadesi yok mu! Bitiriyor beni... Berhan Şimşek konuşurken eski bir Türk filmindeki sıkıcı bir sahneyi seyreder gibi hissediyorsunuz.

Kalçadaki dövme üzerine sorular

Ayşe Arman Hürriyet’teki köşesinde kocasının ismi Kıvanç olan bir meslektaşımızın kalçasına “Property of Kıvanç” (Kıvanç’ın malıdır) yazan bir dövme yaptırdığını ballandıra ballandıra anlatmış. Acayip merak ettim: Kalça üzerindeki “Filancanın malıdır” yazısı mülkiyet hakkının kalça ile sınırlı olduğu anlamına mı gelir? Yok öyle değilse ve bu benim fesatlığımsa ‘mühür’ neden popoya denk gelmiştir acaba?