'İdeal kadın ve erkek diye bir şey yoktur'

a
a
Cumartesi, 06 Kasım 2010 - 05:00

Hürriyet Gazetesi’nin yazarı Ahmet Hakan Coşkun aşka nasıl bakar? ‘İdeal kadın prototipi’ var mıdır? Yazı konularını nasıl seçer? En iyi mekanları nerelerdir? Basına konuşmaktan pek de hoşlanmayan Ahmet Hakan, belki inanmayacaksınız ama, bu soruları cevapladı. “Az sözle çok şey anlatmak” dedikleri bu olsa gerek. Röportajı okuyunca bu yorumumuza katılacaksınız.

Aşkın tarifini yapabilir misiniz?

Keşke aşk konusunda konuşmaya meraklı tiplerden biri olsaydım da şimdi sana destansı açıklamalar yapabilseydim. Fakat heyhat! Aşk konusunda tek kelime bile edemiyorum. Korkum şu: Kendimi, aşk hakkında konuşurken yakaladığım zaman mahcubiyet duygusuyla nasıl baş edeceğim? Anlayışla karşılarsın umarım.

Yaşadığınız ilişkilerin medyaya yansıması sizi rahatsız ediyor mu?

Özel hayatımı göz önüne sermek için de gözden uzak tutmak için de çabam yok. Yazılanlara ‘dedikodu’ gözüyle bakılsın desem, fazla şey istemiş mi olurum?

’İdeal kadın’ınız nasıldır?

‘İdeal kadın-erkek’ diye bir şey yoktur. İnsan vardır. O insanla sizin aranızda ‘denk düşmek’ denilecek bir yakınlık olabilir. Herkesin ideali, kendine göredir.

“Yerli dizileri seyretmem”

Köşe yazarlarının dizilerde oynamasını nasıl karşılıyorsunuz?

Oynayanlar var mı bilmem. Varsa da ‘misafir sanatçı’ olarak falan herhalde. Ha, bak şimdi hatırladım: Ali Sirmen meşhur ‘İkinci Bahar’da oynamamış mıydı? Neyse... Benim gibi Türk dizileriyle arası iyi olmayan birine neden teklif gelsin ki? Ayrıca ‘artist gibi’ bir adam falan da değilim. Cevap: Oynamam!

 Yazmaktan özellikle kaçındığınız konulardan bahsedebilir misiniz?

Komplo teorileri, iktisat teorileri, Alaçatı’da bahar, ‘Ben galiba âşık oldum’ türü fazla dışa vurumcu yazılar...

Yolda insanlar “Ahmet Hakan!” diye seslendiklerinde nasıl tepki veriyorsunuz? Hoşunuza gidiyor mu?

Hoşuma gidiyor tabii. Nazik olmaya, kibar davranmaya çalışıyorum. Olumsuz eleştiri aldığımda işim kolay ama övülünce ne yapacağımı bilemiyorum.

 Sevginizi neyle gösterirsiniz? Sevgi mi emek mi diye sormak istiyorum.

Kadir İnanır mı, Tarık Akan mı demek istiyorsun galiba. Tabii ki Ferit. Yani Tarık Akan.

 ‘İyi yemek’ denildiğinde aklınıza ilk gelen mekânlar hangileri?

Sunset’in hem atmosferi, hem yemekleri şahanedir. Borsa’da ne söylersen söyle, boş yoktur... Asmalımescit’te Lokal’in kahvaltısı, Yakup’un muhabbeti iyidir. Bir de Ece’nin Pera’daki mekanında bir anne şefkati vardır.

“Dramatik bir sınıf atlama öyküm yok”

Hürriyet’te yazmaya başladıktan sonra hayatınızda neler değişti?

“Sultanbeyli’de gecekonduda oturuyordum, Hürriyet’te yazmaya başlayınca Nişantaşı’na taşınıverdim” demeyi çok isterdim. Ama böyle dramatik bir sınıf atlama öyküsü, bekleyenleri memnun edecek bir durum söz konusu değil. Hayatım nasılsa öyle devam etti.

Yazıya nasıl hazırlanıyorsunuz?

Özel hazırlık yapmıyorum. Konuları belirleyince ‘beş dakikada Beşiktaş’.

Espresso mu yoksa çayla mı güne başlarsınız?

Türk kahvesiyle; orta, bol köpüklü.

Yazılarınızı daha çok evde mi yoksa kafede mi yazarsınız?

Evde yazıyorum. Eskiden kafelere giderdim ama artık oralar çok kalabalıklaşmaya başladı.

(Bu yazı 30.10.2010 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)