'İğnesiz botoks ve mezolift yapılıyor'

Öğle arası estetik' denilen neştersiz gençleşme yöntemleri sadece botoks, dolgu maddeleri, mezolifting ve lazerle yapılan cilt müdahalelerinden oluşmuyor...

a
a
Cumartesi, 18 Eylül 2010 - 05:00


'İğnesiz botoks ve mezolift yapılıyor'

İğneden korkup botoks ve dolgu maddeleri enjekte ettiremeyenler, mezolifting yaptıramayanlar için yeni gençleştirme teknolojileri var.

25 yıldır çalışmalarını tümüyle bu konuda sürdüren Nesrin Sürer’den bu yöntemlerin neler olduğunu dinledim. Nesrin Sürer, Almanya’da International Cosmetic College Baron von Pechmann adlı okuldan 1982’de mezun olduktan sonra 1986’da Türkiye’ye dönmüş ve bu konudaki bilgilerini burada uygulamaya başlamış.

İsviçre’deki ünlü kliniklerle bağlantılı olarak yenilikleri Türkiye’de uygulayan Nesrin Sürer, kızkardeşi Ezel Hanım’la birlikte Zuhal Olcay, Şerif Sezer gibi birçok ünlü ismi bu yöntemlerle gençleştirmiş...

25 yıldır bu işi yapıyorsunuz. Cilt kalitesi eskiye göre çok farklı mı?

Evet, ciltler eskiye göre çok bozuldu. Kılcal damar, leke, kistik yağlarla uğraşmaya başladık. Ben 13.5 yaşında Almanya’ya gittim, orada o yıllarda hormonlu gıdalar vardı ve ciltleri kılcal damarlı, bozuk, dişleri çürük bir nesil tanıdım. Beslenmelerinden ve iklimden dolayı kuru, hassas cilt yapısına sahiptiler. 1987’de Türkiye’de bu işe başladığımızda burada kılcal damar, leke gibi cilt sorunu, kuru cilt, selülit, obezite yoktu. Bu konuda getirdiğimiz ürünler elimizde kalmıştı. 10 sene sonra ozon tabakasının delinmesiyle leke sorunuyla, hormonlu gıdaların yaygınlaşması ve artmasıyla kılcal damarlı bozuk ve kistik yağlı ciltlerle uğraşmaya başladık. Hava kirliliği, stres de bunlara eklenince ciltler iyice bozuldu. Erken yaşlanmalar görülmeye başladı. Eğer dikkat edilmezse bu sorunlar daha da artacaktır.

Bu sorunlarla nasıl mücadele edebiliriz?

Annelere büyük iş düşüyor. Çocukları hormonlu ve fastfood gıdalardan uzak tutmalılar ve bu konuda eğitmeliler. Yağlı yemek ve kızartmalardan uzak durmalıyız, doğal gıdalarla beslenmeliyiz. Güneşten D vitamini alacak kadar yararlanmalıyız ve doğru güneş koruyucuları kullanmalıyız. Kolalı içecekleri değil taze sıkılmış mevya sularını tercih etmeliyiz. Bol bol su içmeliyiz. Cildimizi temiz tutmalıyız, kullanacağımız kremler için bir uzman yardımı almalıyız. Bunları yapmak bizim elimizde. Böylece cildimizin erken yaşlanmasını da engelleyebiliriz.

Yazı geride bıraktık, yazın edindiğimiz güneş lekelerinden arınıp cildimiz nasıl canlandırılabiliriz?

Yaz bitti, kadınlar şimdilerde ciltlerde aşırı kuruma, yaşlanma ve aşırı lekelenme sorunu yaşıyor. Güneş ürünlerini doğru seçmeyenler, aşırı güneşte kalanlar bu sorunlarla daha çok karşılaşıyor. ‘Pembe Maske’ diye bir maske var; yazın kuruyan, lekelenen, yıpranan cildinizi yeniden sağlıklı duruma getiriyor. Beş haftalık kür halinde uygulanan yöntem, ciltteki su, vitamin ve kolajen eksikliğini tamamlıyor, cildi canlandırıp tazeliyor. Dolayısıyla şimdi ‘pembe maske’ uygulamasının tam zamanı.

Bu maske nedir; içeriğinde neler var?

‘Bio molekül’ içerikli olan pembe maske, kişinin cilt tipi, yaşı ve sorununa uygun olarak hazırlanıyor. Hamur biçiminde tüm yüz ve boyuna sürülüyor. Sürüldükten sonra maskenin ısısı kendiliğinden ‘42’ dereceye yükselip, belli bir süre sonra ‘O’ dereceye düşüyor. Bu ısınma ve düşüş sırasında, pembe maskenin içindeki ihtiyaca göre hazırlanmış olan vitamin, kolajen ve elastin gibi aktif maddeler cilde iyice nüfuz ediyor.

Pembe maskenin içeriği yaşa göre nasıl farklılık gösteriyor? Hangi yaşta hangi içerikler ağırlıklı oluyor?

Genç ciltlerin en büyük sorunu kuruluk veya sivilce oluşumu. Bu da gençlerin özellikle yazın güneşte fazla kalma, fazla makyaj yapma ve yatarken makyajı iyi temizlememe, fastfood beslenme ve su içmeme gibi cilt düşmanı alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Genç ciltler için hazırlanan pembe maskenin içeriğinde de bu nedenle A, C vitamini kompleksleri, yoğun nem deposu olan Q10 ağırlıklı olarak bulunuyor. Bu vitaminler sayesinde yağ salgılaması dengelenir ve sivilce oluşumu azalır.

 Orta ve daha ileri yaşlarda uyguladığınız pembe maskenin içeriğinde neler var?

Doğal olarak orta ve ileri yaş grubunun yorgun olan ciltlerinin tazelenmeye ihtiyacı var. Bu nedenle bu yaş grubuna uyguladığımız pembe maskenin içeriğini de öyle ayarlıyoruz. Yaşla birlikte kolajen eksildiği için cilt esnekliğini kaybeder. Bu nedenle kolajen, Q10, elastin hyalüronik asit etken maddelerini, A, E ve F vitaminlerini, çinko demir ve selenyumu da ekleyerek hazırladığımız pembe maskeyi uyguluyoruz. Böylece iç ve dış derideki yaşlanmayı engellemek, geciktirmek mümkün. İğnesiz mezolifting gibi düşünebilirsiniz bu uygulamayı.

Enjeksiyonla cildin derinliklerine kadar ulaşıyor mezolifting; sizin uygulamanızda da aynı etki oluyor mu?

Kesinlikle oluyor. Bu bahsettiğim maddeler kırışıklıkları azaltırken ciltteki gevşemeleri toparlama özelliğine de sahip. Bahsettiğimiz pembe maskenin yüksek ısı ve soğuma özelliğiyle bu maddeler cildin derinindeki katmanlara ulaşabiliyor. Hatta botoks ilacını da iğnesiz olarak bu yöntemle cilde veriyoruz. Yani iğnesiz mezolift, iğnesiz botoks yapabiliyoruz.

Uygulama ne kadar sürüyor?

30 dakika. İlk uygulamadan sonra bile sonuç görülebiliyor. Cilt hücreleri canlanıyor, cilt fonksiyonları düzenlenmiş oluyor.

Cildin tümüyle iyileşmesi ne kadar zamanda tamamlanıyor?

Beş haftalık kürden sonra cilt yenileniyor, gençleşiyor, yağ ve nem dengesi düzene giriyor.

İğnesiz, neştersiz yöntemlerle kaç yaş gençleşmek mümkün olabiliyor?

15 yaş gençleşmek mümkün oluyor.

Sadece pembe maskeyle bu mümkün olabiliyor mu?

Pembe maske cildi canlandırıp fonksiyonlarını düzenliyor. ‘Meso-Myo- Pratation System’ yöntemiyle de yüz bölgesinde bulunan kırışıklıklar açılıyor. Tek seansta bile büyük fark yaratılıyor.

Bu sistem nasıl işliyor?

Bu sistemle de doğal kozmetik ürünler, düşük voltaj dalgaları ile uygulanan masajla hücrelere ve dokuya yediriliyor. Böylece eksilen kolajen artıyor, cilt onarılıyor. Masaj sayesinde yüz ve boyun kasları kuvvetlendiği için sarkmalar da sıkılaşarak toparlanıyor. Dudak, dudak üstü, göz çevresi ve yanaktaki çizgiler, kırışıklıklar açılıyor. Kısa sürede genç bir görünüm elde ediyorsunuz. Bu teknoloji harikası sistem, Hollywood yıldızlarının kurtarıcısı olarak tanınıyor. Bu sistem, sadece yaşlılık belirtilerini gidermek için değil, erken yaşlanmayı önlemek için de öneriliyor.

Kaç yaşından itibaren uygulanabiliyor?

25 yaş itibariyle cilt yaşlanmasını önlemek ve korumak isteyen, neşter ve iğneyi tercih etmeyen herkese önerilen bir yöntem.

Bu sistem kaç seans öneriliyor?

Yaş ve cilt yapısına göre 6-12 seans arasında uygulanıyor. Kırışık ve sarkmalarda 60 dakikalık tek seansta bile fark görülüyor.

Yaşlanmaya karşı erken tedbir almak gerektiğini söylüyorsunuz; bu tedbirler arasında başka neler var?

Cildin erken yaşlanmasına karşı yeni bir enerji olan ‘Oxy- Energy’, bir anlamda gençlik iksiri. Özel bir cihazla uygulanan serum saf oksijen basıncıyla cilde nüfuz ediyor. Cilt hücrelerini oksijen ile besleyerek kan dolaşımını düzenliyor. Doku oksijenlenince kendini yenileme yeteneği uyarılmış oluyor. Böylece cilt fonksiyonları dengelenerek ciltteki nem, hassasiyet, kılcal damar, leke, kırışma gibi problemler gideriliyor. Üst deri olan epidermis yenileniyor, cilt taze bir görünüme kavuşuyor. Bu uygulamanın ikinci aşamasında da yüz ve boyun kaslarının güçlenmesi, gözeneklerin sıkılaşması için yosun maskesi uyguluyoruz. Bu maske doku liflerinin beslenmesini de sağlıyor. 3 ile 5 haftalık yoğun programın ardından olumlu değişimin sürekliliğini sağlamak için ayda bir kez koruma programı öneriyoruz. İşte tüm bunlar neşter ve iğneyi tercih etmeyen herkes için ideal yöntemler. İnsanın kendini mutlu hissetmesi ve keyifli yaş alması için aynayla barışık olması gerekiyor. Bu da aynaya baktığında kendini iyi bulmasında yatıyor...

3