İki farklı çocuk

Perşembe, 09 Haziran 2011 - 05:00

Kızlarım büyüdükçe karakterlerinin ne kadar birbirinin zıt olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. İlginin sürekli kendi üstünde olmasını isteyen Derin ile sürekli sarmaş dolaş olabilirken, ilgiyi pek de sevmeyen Mavi canı isterse gelip, kendini öptürüp, bizimle oyun oynuyor. Bir anne olarak Mavi’nin bu kadar mesafeli bir çocuk oluşuna içerlemiyor değilim hani. Ama o kendi istediği zaman öyle güzel kucağıma tırmanıp koynuma yatıyor ki, o an dünya dursa ve biz hep böyle kalsak diyorum içimden. Kafasını göğsüme yaslıyor ve öylece duruyoruz bir süre. Nefes almaya bile korkuyorum sıkılıp gitmesin diye. Derin, bu durumu görür görmez hemen yanımızda bitiveriyor tabii. O da kendine bir yer buluyor kucağımda ve gerdanını açarak “Hadi öp” der gibi uzatıyor boynunu annesine .

İki tane bebek olunca hangisini seveceğinizi şaşırıyorsunuz. İkisi de canınız, ikisi de ömrünüz. Fakat bazen markete gitmem gerektiği zamanlar, kapıyorum bir tanesini, atıyorum arabaya ve sadece onunla geziyorum markette. Alışverişimizi yapıyoruz, konuşuyoruz ve evimizin yolunu tutuyoruz. Başka bir gün de diğeriyle gidiyorum alışverişe. İkiz çocuk sahibi olanların bunu mutlaka yapması gerek. Sadece o çocuğunuzla size ait kaliteli zamanlar yaşamanız lazım. Bir gün babası alıp götürüyor birini parka ve ben diğer kızımla evde doya doya oynuyorum. Başka bir zaman da tam tersini yapıyoruz. Hem annenin hem de babanın tek tek ve ayrı zamanlarda ilgilenmesi en doğrusu. Zaten sürekli aynı ortamda ve aynı sevgiyle büyüyor ikizler ama onların da sadece anne ya da babalarıyla baş başa vakit geçirmelerinin en doğrusu olduğunu söylüyor uzmanlar. Eğer ikizleriniz biraz daha büyükse, ayrı ayrı, akrabalarına yatıya yollayabilirsiniz. Sadece anne babanın değil teyze, hala, anneanne, babaanne gibi yakın akrabaların da onlarla tek tek ve ayrı zamanlarda vakit geçirmeleri çok önemli. Kişisel iletişiminiz bu şekilde çok daha kuvvetli olur.


Herkesin yatağı kendine rahattır!

Bu söz son günlerde bizim evin sloganı oldu. Geç kalınmış “yatağa koyunca uyuma” eğitimine başladık. Aslında zararın neresinden dönersek kardır. İki gündür süren eğitimde Derin beni hiç yormazken, Mavi canıma okudu. Ama bugün öğle uykusu için yatırdığımda çok isyan etmeden bir iki şansını denemek suretiyle kıpırdanarak kendi başına uykuya daldı. Mutluluğum tarifsiz sevgili okur. Bir hafta daha onları kendi yataklarında uyumanın ne kadar önemli olduğuna ikna ederek ve yataklarını sevsinler, uykuları geldiğinde yataklarına yönelsinler diye sürekli konuşarak başarımı ölümsüzleştirmeyi düşünüyorum. İnanın ne kadar inatçı olursa olsunlar annenin kararlılığını gören çocuk bir süre sonra sizin kurallarınızla yaşaması gerektiğini anlıyor. Bunun için sizin çok yüce bir sabrınız, çelikten sinirleriniz ve yıkılmaz kararlarınızın olması gerekiyor. Bütün bunların sonunda en fazla bir hafta sonra çocuğunuzun uyku düzeni oturacak.

ADA TURU

Kızlarımı alıp mis gibi yaz havasını adalarda değerlendirmek istedim geçenlerde. Özlediğimiz yaz ayı nihayet geldi ve havalar bunaltıcı bir sıcaklığa ulaşmadan kızlarla Heybeliada’ya gittik. Bütün bir kışın acısını çıkarırcasına açık havanın tadına vardı bizim minikler. Ne egzos dumanı, ne araba gürültüsü ne de bunaltıcı kalabalık vardı. Özgürce yürüdüler ormanda ve elbette faytonla ada turu yaptılar. Fayton o kadar iyi geldi ki, ikisi de uyuyakaldılar adayı gezerken. Hem onlara hem de bana iyi gelen bu seyahatleri çoğaltma kararı aldım günün sonunda. Eve girdiğimde stresten eser yoktu. Bebeklerim de huzurla uykuya daldılar.