İki yabancı...

a
a
Pazar, 25 Temmuz 2010 - 05:00

Gerek Baykal, gerek Sarıgül “Bir nezaket görüşmesiydi” diye açıklama yaptıkları halde, anlam yüklemekte hâlâ niçin ısrarlısınız?
Barışmak, bizim hayatımızdan kalktı mı?
Nezaket diye birşey kalmadı mı?
İnsaniyet öldü mü?
Medeniyet bitti mi?

*

Evet, hepsi bitti. Hayatınızın sonuna kadar dargın kalmalısınız.
Kin ve nefret duygularıyla yaşamalısınız.
Aranızı düzeltecek bir işgüzar çıkarsa, ona da haddini bildirmelisiniz. Öyle mi?
Öyle.
Müziği ve edebiyatı aşk dolu bir ülkenin insanları, bu kadar sevgisiz olabilir mi? Siyasetiyle, ticaretiyle, medyasıyla birlikte bir millet, bu derece husumete gömülebilir mi?

*

Seyfi Oktay, haddini aşmış, çünkü insanlık yapmıştır. Ayıp etmiştir, değil mi? Bir emr-i vâki’yle iki kırgın insanı - ikisini de rencide etmeden - bir araya getirmiştir, fırsatı iyi kullanmış ve gönül köprülerini tazelemiştir.
Bizde böyle abiler azdır. Hatta, böyle abiler artık kalmamıştır. Gün, Brütüslerin günüdür. Hased, fitne ve fesat dönemidir şimdi.

Bu bakımdan Seyfi Oktay’ı yadırgayabilirsiniz. Sizin yerinizde olsam, yuhalarım bile...
Ne biçim komşu bu? Hangi devirden kalma? 

*

Sevgisizliğin büyük resmi işte meydan mitinglerindedir. Bakınız...
Güya referandum kampanyası.
Niçin evet, niçin hayır, bunu tane tane anlatan yok.
Sadece karşılıklı hakaret var. Söyledikleri her laf suç...
Neye güveniyorlar?
- Dokunulmazlıklarına.
Bu kadar çiğ, bu kadar sığ, bu kadar ham, ama bu kadar tenezzülcü bir siyaset varken, Baykal-Sarıgül niçin nezaket sergiliyorlar?
Biz kim, fair-play kim?