Ferhan Kaya Poroy

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170735.ferhan_kaya_poroy_41.png

İki yaş sendromu

Cumartesi, 13 Mart 2010 - 05:00

Günlerden pazar. Derin, Duru ve anneleri bendeniz bir alışveriş merkezinde, alışveriş sonrası yemek molasındayız... Alınanlar üzerine koyu bir sohbet dönerken, bir yandan da etrafımızı kesiyoruz. İki yaşlarında çocuğu olan bir anneye takılıyor gözüm. Hemen yıllar geri sarıyor beynimde. Alışveriş merkezi kabusları, oradan oraya peşinden koşma günleri, hiçbir zaman rahatça yemek yiyememe durumu, sürekli kalkma, her şeyi yarıda bırakma hali... Önüme dönüp şükrederken anne yanımıza yaklaştı. Bir yandan çocuğunu tutmaya çalışırken bir yandan da heyecanla “Ferhan Hanım mısınız siz? Bunlar da Derin ve Duru mu? Ben hep sizi okuyorum. Çocuk hayalleri kurarken özenerek okuyordum, çocuk olduktan sonra ders almak için okumaya başladım, şimdi de hayal kurmak için okuyorum. Ne güzel, kızlarınızla aynı masada oturup yemek yiyebiliyorsunuz, onlarla konuşup anlaşabiliyorsunuz. Benim için bu günler ne kadar uzak!” Her şeyin farkında olan bu sevimli anneyi “Bunlar da geçecek” diye teselli ettim. O da ben de biliyorduk daha çok zamanı olduğunu. Sonra onun bir ricasını yayınlamaya karar verdim: “Lütfen iki yaş sendromu için de yazın”. İşte istek parçasına yanıt...

İki yaş dönemi çocuklarımızın kimlik savaşı verdikleri bir dönem. Ben kimliği bu dönemde gelişiyor ve bunun sonucu olarak da bir savaşa giriyorlar. Önce en olmadık şeyleri kendileri yapmak istiyorlar. Sonra sizin söylediğiniz her şeye ‘HAYIR’ diyorlar. Biz anne-babalar bu dönemin gerçek anlamda nasıl bir dönem olduğunu bilmediğimiz zaman ciddi problemler yaşayabiliyoruz. Peki ne yapalım?

1. Bu dönemde ‘Hayır’ kelimesini kullanmamaya özen göstermeliyiz. Mümkün olduğunca yapılmasını istediğimiz maddeyi pozitif cümlelerle anlatmaya çalışmalıyız. Örneğin duvarı çizen çocuğumuza “Duvarı çizme” demek yerine, “Duvar çizildiği zaman kirlenir. Ben sana kağıt vereyim, oraya çizmeyi deneyebilirsin” demek pozitif bir yaklaşımdır.

2. Çocuğumuza zarar vermeyeceğini düşündüğümüz bazı konularda ısrarcı olmak yerine yapmak istediğini yapmasına izin vermeliyiz. Örneğin yemek yerken önlük takmak istemiyorsa üstünün kirlenmesini göze alarak buna izin verebiliriz.

3. Yasaklar koymak yerine kurallara uyduğu zaman ödüller verip, bunu vurgulamalıyız. Örneğin duvarı çizen çocuğumuzun elinden kalemi almak yerine, kağıda çizdiği zaman “Aferin” demek daha doğru olacaktır.

4. Çocuğumuza alternatifler sunmalıyız. Örneğin kışın mont giymek istemeyen çocuğumuza değişik kıyafet alternatifleri sunarak onu seçmeye yönlendirmeliyiz.

5. Çocuğumuz bir konuda ısrarcı davrandığı zaman onu başka bir şeye yönlendirmeye çalışmalıyız. İlgisini çekeceğimiz başka bir konu üreterek o tarafa yönlendirmeliyiz.

6. Çocuğumuzun bu döneminde konuların çekişme alanına dönmesine izin vermemeliyiz. Kendisine zarar vermediğini düşündüğümüz tüm konularda mümkün olduğunca uzlaşmacı bir tavır sergilemeliyiz. Ona gerçekten zarar vereceğini düşündüğümüz konularda ısrarcı davranabiliriz. Örneğin caddede elimizi bırakmak isteyen çocuğumuza, bunun mümkün olamayacağını ve tehlikeli olduğunu söylemeliyiz. Bu konuda sözle “Hayır, elimi bırakamazsın” desteklemeleri yapabiliriz.

7. İstediği şeyi neden yapamayacağınızı basit bir şekilde açıklayın ve bu açıklamayı yaparken mutlaka bu durumdan dolayı ne kadar üzgün olduğunuzu belirtin. Onun istediği şeyi sizin de istediğinizi ama koşulların buna izin vermediğini söyleyin. Duygularını paylaştığinızı bilmek onu hem rahatlatacaktır hem de sizin ona karşı sürekli engeller koyan bir düşman olarak görmesini engelleyecektir.