İktidar Hrant Dink'in onurundan daha mı kıymetli be Ali abi?

a
a
Cuma, 03 Eylül 2010 - 05:00

Herkes bilir ki; Hrant Dink için en çok gözyaşı dökenlerin başında dostu Ali Bayramoğlu gelir. Hanefi Avcı’nın, Hrant Dink cinayetini de yorumladığı kitabıyla ilgili olarak Ali Bayramoğlu’nun Aksiyon Dergisi’ndeki yazısı beni şaşırttı. Ali Bayramoğlu, Hanefi Avcı’nın kitabını 12 Eylül’de yapılacak referandumu etkilemeyi amaçlayan bir hamle olarak yorumluyor. Hanefi Avcı’nın, Hrant Dink cinayeti konusundaki yaklaşımını eleştirirken şöyle yazıyor: “Bu dava sona yaklaşırken aynı oranda can sıkıcı vesilelerle kullanılıyor... Dink dosyası etrafındaki Ankara polis grubu ile İstanbul polis grubu arasında sürtüşme ve kavga, bir tür cemaat yanlısı ve karşıtı polisler kavgası olarak takdim ediliyor. Tek taraflı bilgilerle yazılan kitaplar, Dink davasında Ergenekon’u aklayarak ‘hükümet-cemaat’ ikilisi olarak tasnif edilen bir grubu suçluyor. Ve bu kitaplar, bugün ‘Kafes’ gibi davalarda yargılanan sanık askerlerin başucu kitabı haline gelmiş durumda”.

Bayramoğlu’nun hataları

Ali Bayramoğlu’nun, Hanefi Avcı’nın amacı hakkındaki tespiti hatalı. Hanefi Avcı, Fethullahçılar’ın hukuksuzluklarının, Ali Bayramoğlu’nun da peşinde olduğu ‘demokratikleşmeyi’ bozacağını, engelleyeceğini savunuyor. Olaylar üst üste gelince Ali Bayramoğlu’nun bazı şeyleri karıştırdığını görüyorum. Dink cinayetiyle ilgili çözümlemeleri de bunu gösteriyor. Birincisi: Dink cinayeti etrafında İstanbul Polisi-Ankara Polisi çatışması veya cemaat yanlısı-cemaat karşıtı polis yok. Cinayette sorumluluğu olan ve olmayan polis var. Ali Bayramoğlu da biliyor ki; bu işin içindeki polislerin hepsi Fethullah Gülen cemaatiyle bağlantılı. Şu ana kadar gelinen nokta da ortada. Ali Bayramoğlu, Hanefi Avcı’ya saldırırken dostu Hrant Dink’in ölümünden sorumlu polisleri koruduğunun belki de farkında değil!

Kafes davasındaki kitap benim

Kafes davasında yargılanan askerlerin elinde olan, benim yazdığım ‘Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları’ kitabıdır. O kitap MİT, polis, jandarma ayrımı yapmadan devletin tüm güvenlik kurumlarının cinayetteki sorumluluklarını ortaya koyar. O kitapta, Dink cinayeti sanıklarıyla Ergenekon sanıkları arasındaki ilişkiyi gösteren şema yer alır. Ve o şema, Dink cinayetinden sonra polis tarafından hazırlanmış, Dink Ailesi’ne de ulaştırılmıştır. Ama ben kitapta yer verene kadar o şema Ali Bayramoğlu’nun elinde duruyordu. Ben o kitapta, Ergenekon savcılarından bile ileri giderek cinayetle Ergenekon arasındaki bağlantıyı anlatmaya çalıştım. Aradan 2 yıl geçti, bugün Dink cinayetinin büyük bir ‘konsorsiyum’ projesi olduğu anlaşıldı. Ve o konsorsiyumun üyeleri arasında sizin korumak istediğiniz kişilerin de olduğu ortaya çıktı.

Kemal’in hakkını yediniz

Ali Bayramoğlu, Aksiyon’daki yazısında hükümetin, Hrant Dink ve ailesinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) açtığı davaya karşı gönderdiği çirkin savunma hakkında Dink’in kemiklerini sızlatacak bir yorum yapıyor: “10 aydır Dink dosyasında duran AİHM’deki devlet savunması, nedense en kritik zamanda dosyadan çıkarılıyor ve basına veriliyor. Bu yolla hükümet, Dink cinayetinde tekrar hedefe konmaya çalışılıyor” diyor. Yazısında savunmayı eleştireceğine, haberi ortaya çıkaran Vatan Gazetesi’nden Kemal Göktaş’ı zan altında bırakıyor. Kemal’in haberi yazmasını tıpkı Hanefi Avcı’nın kitap yazması gibi referandum sürecine bağlıyor ve muhabir arkadaşımızı ‘hükümeti hedefe koymakla’ suçluyor. Pes be Ali Abi! Kemal’i en iyi tanıyanlardan biri de sizsiniz. Yazdığı Dink cinayetiyle ilgili kitabın önsözünü kaleme almadınız mı? O kitapla ilgili olarak “Pırıltılı, ahlaklı ve vicdanlı bir gazeteci kitabını elinizde tutuyorsunuz” cümleleri size ait değil mi?

Ayrıca hükümetin çirkin savunmasının 10 aydır AİHM’deki dosyada durduğunu biliyordunuz da neden ortaya çıkarıp yazmadınız? O şemalar gibi neden elinizde tuttunuz? Dink’in katledilmesinin arkasındaki jandarma-polis-MİT’çi-Ergenekoncu-siyasetçi konsorsiyumu mahkemeye çıkmadan adalet, ‘demokrasi’ olur mu Ali Abi? Ya da şöyle sorayım: İktidar, hayatı elinden alınan Hrant Dink’in kırılan onurundan daha mı kıymetli be Ali Abi?”