'İktisat okudum ama para hesabı bilmiyorum'

a
a
Pazar, 19 Eylül 2010 - 05:00


'İktisat okudum ama para hesabı bilmiyorum'

Ayna Grubu 14 yıldır hayatımızda. ‘Gittiğin Yağmurla Gel’, ‘Çayımın Şekeri’, müziği Şeyh Şamil’e ait olan ‘Ceylan’ pek çoğumuzun hatırladığı Ayna şarkılarının klasiklerinden. Grup üyeleri sürekli değişmiş ama buna rağmen 14 yılda, 2 bin 500 konser vermişler. Grubun kurucusu Erhan Güleryüz ise ‘Ayna’ deyince aklımıza gelen fotoğrafın değişmeyen yüzü. Gözlüksüz ne televizyona çıkıyor, ne de konser veriyor. Erhan Güleryüz’ü yakından görmediyseniz yolda gözlüksüz karşılaştığınızda tanıyamazsınız. 12 yıldır Beyoğlu’nun tarihi binası Suriye Pasajı’nda yaşayan Erhan Güleryüz “Sahnede karton bir karakterim. Şöhreti sadece sahneye çıkınca kullanıyorum. Dışarıda gözlüksüz tanınmamak benim için avantaj. Şöhreti sırtımda taşımak istemem” diyor.

Merve Özaytekin

mozaytekin@posta.com.tr

Albümünüz ‘Asmalımescit’i yapmak için neden bu kadar zaman beklediniz? Neredeyse bir nesil sizi unuttu...

4.5 yıl albüm yapamadık. Klavyecimiz Orçun Çolak ve bas gitaristimiz Can Ergenler askerdeydi. TRT’de ‘Ayna’dan Yansıyanlar’ adlı bir program yaptık, konserler verdik. Stüdyo çalışmasında savsaklama oldu. Gruba bugüne kadar 27 kişi katılmış ve ayrılmış. Aslolan siz misiniz? Performans gruplarının sorunları yolda başlar. Ayna 14 yılda 2 bin 5 yüz defa konser verdi. İstanbul’dan ayrılıp 6 ay dönmüyoruz. Sürece tahammül edemeyenler oldu.

Gruptan bu kadar kişinin çıkması hayranlarınızı kaybetmenize neden olmadı mı?

Hayır. Önemli olan şarkıların sahnede seslendirilmesi. Çünkü grubun da şarkıların da sahibi artık konserlerde şarkıyı ezbere söyleyenler. Ama çekirdek grup olarak kalanlar kaldı. Şimdi Orçun Çolak, Can Ergenler, Bülent Akbay ve Can Güney’leyiz.

İnsanlar ikili gibi algılandığınız grup arkadaşınız Cemil Özeren’i aramıyor mu?

Görsel anlamda arıyorlar. Cemil çok iyi sahne performansı olan bir arkadaşımızdı. Başka bir müzik grubuyla devam etmek istedi. Başarılı oldu.

Sanki siz biraz daha ön planda olmak istiyorsunuz?

Müzik tek başına yapıldığında insanı komik duruma düşürebilir. Ben grup müziğine inanıyorum. Ben şarkı yazıyorum, şiirle, edebiyatla, öyküyle ilgileniyorum. O yüzden iyi bir ekibe ihtiyacım var.

Kaç gözlüğünüz var?

Yüzü geçti.

Gözlüklerinizin hepsi marka mı?

Sahnede yoğun bir ışık altındayız. Bu nedenle marka olmasına dikkat ediyorum.

Allah aşkına sizi gözlüksüz görenler tanıyor mu?

Hayır. Öyle bir avantajım var.

Neden avantaj?

Çünkü şöhret büyük hastalık ve hatta delilik. Eminim ünlülerin hepsinde davranış bozukluğu var. Ben öyle değilim çünkü şöhretli bir adam değilim. Şöhreti sadece sahneye çıkınca kullanıyorum. Sahnede iki saat, gözlüklü bir karton karakter oluyorum. Ünlü birinin sokaktan alabileceği sadece sahte bir iki iltifat, çok popüler değilse de acınası bir bakış olur!

Neden Beyoğlu-Asmalımescit’teki Suriye Pasajı’nda yaşıyorsunuz?

12 yıldır Asmalımescit’te, yaşıyorum. Kendi çalışmalarımız için kullandığımız stüdyomuz Rüzgar Yapım da burada. İstiklal Caddesi’nden günde bir buçuk milyon hafta sonu 3 milyon kişi geçiyor. Büyük çoğunluğu turist. Burada bir tur atsanız tüm dünyanın elektriğini alırsınız. Dünyada yaşayan 7 buçuk milyar kişinin nasıl bir ruh hali varsa, bu caddede yürüyünce anlarsınız.

Asmalımescit’e neden bu kadar bağlısınız?

Asmalımescit’te binaların üst katlarında başka hayatlar yaşanıyor. Ülkemizin ve dünyanın sayılı ressamları, tiyatrocuları, heykeltıraşları, yazarları, şairleri burada yaşamış. Onlar bu semtin vazgeçilmez tatları. Bu kadar sanatçının burada yaşaması rastlantı olamaz. Asmalımescit’te ayrı bir enerji var. Suriye Pasajı’nın tarihini biliyor musunuz? Tam olarak bilmiyorum. Asansörün ilk kez kullanıldığı, Vitali Hakko’nun başlattığı Beyoğlu’nu güzelleştirme çalışmalarında çevresi onarılan ilk bina Suriye Pasajı.

Bir dönem arabesk müzik yapmayı denemişsiniz. Nedir bunun hikayesi?

İlk zamanlar Ayna’nın stüdyoya girmesi için paraya ihtiyaç vardı. Melih Kibar sevdiğimiz bir ağabeyimizdi. Stüdyosunda da çok iyi kayıt yapılıyordu. Paramızı karşılamak için ‘Meçhul Şarkıcı’ isimli arabesk bir albüm yaptık, tuttu.

Fazıl Say’ın arabesk müzik için yaptığı sert yorumlara ne diyorsunuz?

Konuşmak istemiyorum. Fazıl Say’ı dinlerim, severim. Dünya çapında tanınmış klasik bir müzisyen. Gerekli sayıda haberi çıktı. Bunun promosyon için yapıldığını düşünmüyorum. Ama sonuçta iyi promosyon oldu. Bildiğimiz bir şey var ki klasik müzisyenlerinden de her an küfür çıkabilir, yargılayamayız.

Maddi bakımdan şimdi de zorlanıyor musunuz?

Konserlere devam ediyoruz. Şanslı bir grubuz. Sahneye çıktığımızda üç-dört saat ezbere söylenen şarkılarımız var.

Paranızı neye harcıyorsunuz?

Hiç para mevhumum yok. Satın alacağım şeyin ne kadar olduğunu bile bilmem.

O zaman kredi kartlarıyla başınız dertte!

Bir zamanlar evet. Her Türk genci gibi ben de kredi kartı kullandım. Gereğinden fazla harcama yapınca yıllar önce bütün kredi kartlarımı kırıp attım. Ne kazanmayı ne de harcamayı biliyorum açıkçası.

Arkanızı kim toparlıyor bu durumda?

Ağabeyim Sinan Güleryüz sağolsun. İktisat fakültesi mezunuyum güya!

Çok mu melankoliksiniz?

Hayır, ama biraz hassasım. Bu da yaşla geldi. Çaresiz olduğum günler oluyor. Ama hiçbir zaman umudumu yitirmiyorum. Herkes gibi...

Şiir kitaplarınız var. Şair misiniz?

Şairliğin mütevazı bir sıfat olduğunu düşünmüyorum. Şair adam şairdir. Ben şair değilim. Yazdıklarım da şiircik. 10 yılda 3 kitabım, şimdi de‘Asmalımescit’ albümüyle ‘Pera’da Yağmur’ adlı şiir kitabım çıktı.

Romantik misiniz?

Her insan kadar. Romantizm de içinde hep hüzünlüdür. Çünkü aşk başlamışsa, bitecektir. O yüzden aşk da benim için hüzünlüdür.

Şiir yazmanız için aşık mı olmanız gerek?

Evet, aşksız olmaz! Sanatın neredeyse yüzde 90’ı aşk.

Sık sık aşık oluyor musunuz?

Hayır. Öyle bir ruh halim yok. Çünkü bana göre aşk yorucu. Aşık olduğumda da tutkulu aşk yaşarım. Aşkın bıraktığı duygu zaten kalıcı.

İlişkide ilk adım sizden mi gelir?

İlk adımı hiçbir zaman atamadım, utangaç bir adamım...