Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

İlhan Abi! Hepimiz bir numarayız!

Perşembe, 24 Haziran 2010 - 05:00

İlhan Selçuk’u ebediyete uğurlamaya ‘bir numara’lar geldi! Rahmi Koç’tan Uğur Dündar’a, Fazıl Say’dan Tarık Akan’a, Genco Erkal’a bir numaralar. İlhan Selçuk, sabaha karşı saat dörtte evi basılıp gözaltına alındığı ve günlerce, saatlerce sorgulandığında 80 yaşını geçmişti. Onu sözde terör örgütü ‘Ergenekon’un bir numarası olmak’, ‘ihtilal yapmaya kalkmak’, bunun için ‘kendi gazetesine bomba atmak’la suçluyorlardı. İlhan Selçuk, sorgu ve nezarethane günlerinden sonra serbest kaldı ama davası sürüyordu. 12 Mart’ta tutuklanmıştı. 12 Eylül’de tutuklanmıştı. Hapis yatmış, yargılanmış, işkence görmüştü. Bunların hepsine dayanmıştı ama 2008 Mart’ında artık dayanamamıştı! Yaklaşık bir yıldır ölmeye yattığı yatağından kalkamadı, arkasında sevenlerini, okurlarını, inananlarını gözü yaşlı bırakıp gitti. Selçuk’u uğurlama törenine katılan binlerce kişi için İlhan Selçuk neden bu kadar önemli?

Neden bu kadar seviliyordu?

Gazeteci: İlhan Selçuk benim için her şeyden önce duayen bir gazeteciydi. Mizah dergileriyle başladığı mesleğinde Cumhuriyet Gazetesi’ne geçerek 48 yıldır yöneticilik ve gazetecilik yapan Selçuk, Türkiye’de ilk kez, bir aile gazetesi olan Cumhuriyet’i kurumsallaştırmış, çalışan ve okurlarının ortak olduğu bir vakfa emanet etmişti.

Köşe yazarı: Bu ülkede pek çok genç, onun yazılarıyla olgunlaştı. Pek çok aydın güne onun köşe yazılarıyla başladı. Kendini solda tanımlayan, hümanist olan herkes, eksenini ona bakarak tayin etti. En zor ve karmaşık konular onun kaleminden açıklık kazandı, okurun ufkunu aydınlattı.

Yazar: İlhan Selçuk, kitaplarında bir döneme açıklık getirdi. Bir yol haritası çizdi. Okurları için bağımlılık yaratan bir yazar oldu.

Düşün adamı: İlhan Selçuk, yarım asırdan uzun yaşamında, aydınlanmacı felsefenin önderi oldu. Kemalist, hümanist, laik, devrimci cumhuriyetçi olarak çizdiği çizgisini, uğradığı bütün baskılara ve zorluklara karşın değiştirmedi, şaşmadı, şaşırtmadı. İşte bunun için gerek sivil, gerek askeri, baskıcı tüm iktidarların hedefi oldu. Onu susturmak için hapse attılar, işkence yaptılar, baskı yaptılar, sorguladılar, damgaladılar. Sonunda öldürdüler! İlhan Selçuk, bir demokrasi şehididir. Devrim şehididir, basın şehididir!

Görkemli İlhan Selçuk veda töreni

İlhan Selçuk’u ebedi istirahat yeri Hacıbektaş’a uğurlarken Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen veda töreninde meslektaşları, yazarlar, sendikacılar, gazeteciler konuştu. Fazıl Say’ın bir piyano dinletisiyle renklendirdiği veda törenini büyük bir kalabalık izlerken Mustafa Balbay’ın Silivri Cezaevi’nden yolladığı mektubu ayakta alkışlandı. Kalabalık daha sonra Cumhuriyet Gazetesi’ne kadar cenazeye yürüyerek eşlik etti. Gazze kurbanlarını Taksim’de karşılamaya gidenlerle karşılaştırıldığında çok farklı bir kalabalıktı bu: ellerinde yeşil cihat değil, kırmızı beyaz Türk bayrakları vardı. Cüppe, potur, çarşaf yerine, kot pantolon giymiş başı açık kadın ve erkeklerden oluşuyordu. Kalabalığın alnında Arapça yazılı kırmızı bantlar yoktu, kadın ve erkek “AKP iktidarından hesap sorulacak” diye slogan atıyordu. İlhan Abi, görünen o ki bedelini canınla ödediğin devrimci duruşun, eğilmeyen, bükülmeyen kişiliğinle bize miras bıraktığın fikirlerin ve meslek etiğin yaşayacak. Cumhuriyet Gazetesi de. Hatta belki sana layık olmak için daha da serpilip büyüyecek, okurları daha da artacak. Çünkü o sadece bir gazete değil, bir ekol, bir fikir klübü. Demem o ki İlhan Abi, “Gözün arkada kalmasın”. Belki çoğunlukta değiliz ama güçlüyüz. Güzel günler var gelecek, en güzeli daha yaşanmadı! Hacı Bektaş’a hürmetler, Turhan Abi’ye selam söyle, İlhan Abi!