İlhan Cihaner: Hesaplaşmamız daha başlamadı

Adana'ya Cumhuriyet Savcısı olarak tayin edilen Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, makamında basın mensuplarının sorularını yanıtladı

a
a
Pazartesi, 08 Kasım 2010 - 20:29


İlhan Cihaner: Hesaplaşmamız daha başlamadı

Makamında basın toplantısı düzenleyen Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, ‘başsavcı’ ünvanının rütbe yada bürokratik anlamda bir koltuk olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Başsavcılık makamının, yasa gereği birlikte çalışan savcıların içerisinde ‘eşitler arasında birinci’ statüsünde olduğunu söyleyen Cihaner, şöyle devam etti:“Bizim onurla taşıdığımız en büyük unvan Cumhuriyet savcılığıdır. Cumhuriyet savcısının rütbesi olmaz. Kimse bana rütbe vermedi şimdiye kadar. Hiç kimse de alamaz. O anlamda tenzili rütbe lafı çok yanlış. Çok çirkin bir laf. Esas ünvanımız Cumhuriyet savcısıdır. Savcının eğrisi doğrusu olmaz. Bunlar çirkin yakıştırmalardır. En onur duyularak taşınacak ünvan, Cumhuriyet savcısı ünvanıdır. O ünvanı da taşıyoruz.

Cumhuriyet savcısının görevi de yasaların verdiği çerçevede, suç ve suçlulukla mücadeledir. Bunu gittiğimiz yerde de elbette yapacağız. Onun için özellikle belli bir kesimin böyle bıyık altından da gülerek yaptığı o yakıştırmalar çok yakışıksız ahlak dışı etik dışı yakıştırmalardır.”

‘ÇİFTE STANDART VAR’

Yine yapılan atamayı eleştiren ve ‘çifte standart uygulandığını savunan Cihaner, şunları söyledi:

“Kurul ve bakanlık kaynakları, bir takım atamaları meşrulaştırırken, görev sürelerine ve taleplere bakıldığını ısrarla söylüyor. Oysa benim görev sürem dolmuş değil, atama talebim de yok. Eğer hakkımdaki soruşturma ya da dava gerekçe gösteriliyorsa, o dava nedeni ile henüz benden savunma dahi istenmiş değil.

Dolayısı ile kurula yeni atanan üyelerin bu soruşturmayı gerekçe göstererek böyle bir atama yapmaları - çok anlamsız olur. Bırakın o dosyayı, kararnameyi bile incelemeleri mümkün değil. Bir takım atamalar ile ilgili olarak çifte standart var. Hakkımda ceza soruşturması henüz esasa bile girilemedi. Talep edilen deliller toplanamadı. Hangi mahkemede görüleceği yeni belli oldu. Yani eğer kriter soruşturmaysa hakkında soruşturma olan başka kişiler de var. İkinci husus, şu anda kurulda bulunan bir çok üyenin, isimlerini şimdilik söylemek istemiyorum, benimle ilgili olarak daha önce yapmış oldukları taraflı açıklamalar var.

Bu üyelerin her şeyden önce etik olarak benimle ilgili karara katılmamaları gerekirdi. Onların yerine yedek üyelerin katılması gerekirdi. Yani taraf olduğunu belli etmiş, aleyhime bir takım üstelik hukuk dışı, bazılarının ki yargıyı etkileme olarak değerlendirilebilecek bir takım açıklama yapmış üyeler var. Şimdi bu üyeler kalkıp benim hakkımda atama tasarrufunda bulundular. Bunun anayasanın öngördüğü bağımsızlık, tarafsızlık koşullarını karşılayamayacağı açık. O nedenle bu kararnameyi ve atamayı uygunsuz buluyorum.”

‘ÜLKEMİZİN TEK İZİNLİ KAMERİYESİ’

Basın mensuplarının, “Adana'ya gidecek misiniz? İstifa mı edeceksiniz?” sorularına İlhan Cihaner, Adana'ya giderek göreve başlayacağını, istifa etmesinin söz konusu olmayacağını söyledi, “Ancak yasal yollara başvuracağım” dedi.

Hakkında açılan disiplin soruşturmasının çok uzun süre kurul gündemine alınmadığını, bunu ‘yeni kurulun oluşması beklendi’ şekliyle yorumladığını anlatan Cihaner, ‘kameriye davası’yla ilgili tüm iddianın çürütüldüğünü söyledi. Adliye lojmanlarının bahçesine yaptırdığı kameriyenin ülkenin tek izinli kameriyesi olduğunu vurgulayan Cihaner, tanık olarak meslektaşının dinlenmediğini, sahte belgeyi ‘imzala’ diyenin kim olduğu konusunun soruşturulmadığını öne sürdü.

Örgüt üyeliğiyle ilgili disiplin soruşturmasını ‘absürt, akıl dışı’ olarak nitelendiren Cihaner, yaşadığı süreçte hiçbir zaman yılgınlığa kapılmadığını söyledi. Yaptığı yeni bir soruşturma konusunda sır vermeyen Cihaner, atamayla ilgili bir tebligatın ulaşmadığını, gelirse 15 gün içerisinde yeni görev yerine gideceğini, istifa etmeyeceğini bir kez daha vurguladı.

‘EFENDİYE KIZIP UŞAĞI DÖVMEM’

Bir başka gazetecinin “Erzincan sizin için ne ifade ediyor?” sorusuna ise İlhan Cihaner, Erzincan'ın birlikte yaşama kültürü bakımından birçok kente örnek olabilecek bir geçmişe sahip olduğunu, nüfüsa göre de oldukça huzurlu sayıldığını bildirdi.

Ergenekon suçlamasına yol açan İsmail Ağa cemaatiyle ilgili soruşturmayı bugün yine aynı şekilde yapacağını anlatan Cihaner, geçmişe yönelik olarak hiçbir konuda pişmanlık duymadığını ifade etti. Yaptıklarının hukuka uygun olduğunu, yasaların yapmayı emrettiği soruşturmalar olduğunu vurgulayan Cihaner, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Keşke olmasaydı dediğimiz şeyler bize karşı yapılan hukuksuz işlemlerdir. Hukuk içerisinde bunun hesabını da her bir unsurdan, her bir aktörden soracağız. O ayrı. Ama benim Erzincan’a ya da yaptıklarıma dair ‘keşke olmasaydı’ diyebileceğim, benim irademden kaynaklanan hiçbir hareketim yok. Bunlar Erzincan’da başımıza geldi diye Erzincan ya da Erzincanlılar'a karşı bir kin yada olumsuz duygu besleyecek kadar ilkel biri değilim. Erzincan’da bu süreçte rol alanlarla ilgili, ‘efendiye kızıp, uşağı dövmem.’ Hesaplaşmamız daha başlamadı. Başlamadı ki bitsin.

Erzurum’daki yargılamanın ilk gününde hatta suçlananların savcılık sorgularında soruşturmayı yapanlardan, yalvararak, ‘lütfen’ diyerek talep ettikleri deliller var. Bunları ‘toplayın’ dedik. Hala ne Erzurum’daki, ne de bizi yargılayan mekanizmada bunların toplanmasını sağlayabilmiş değiliz. Oysa oradaki suçlamaların tamamını çürütecek, çok basit deliller var. Yani hukuk içindeki hesaplaşma başlamış olsun.”

‘CEP HUKUKÇULARI’NA ÇATTI

Ergenekon'un Erzincan ayağına ait Yargıtay 11'inci Ceza Dairesi'nde görülen davada diğer şüphelilerin de tahliyelerinin uygun olup olmadığıyla ilgili bir soruya cevap veren Cihaner, özellikle medyaya çıkan ve ünvanlarının başında ‘eski’ olan bazı hukukçuları ‘cep hukukçusu’ olarak nitelendirdi.

Bunların ‘cep kitapları’ serisinden yayınlanmış yasalara bakıp, yorumlar yaptıklarını ve kamuoyunda inanılmaz bilgi kirliliği yarattıklarını savundu. 24 Aralık'ta yapılacak yargılama hakkında hiçbir öngörüsü bulunmadığını ifade eden Cihaner, henüz dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye ulaşmadığını bildirdi. Hiçbir ülkede çok tutuklama ile çok dava ile demokrasi olmadığını, intiharların bıyık altından gülünerek verilmediğini anlatan Cihaner, hukukçular ve basının tercihini hep özgürlükten, eşitlikten yana kullanmaları gerektiğini hatırlattı.

Cihaner, “Ama bizde inanılmaz bir gözü dönmüşlük, nerede ise ağızlarından salya saçacak şekilde bir takım ölümle, bir takım tutuklamalar kutsanır hale geldi. Çünkü insanlar şöyle düşünüyor. Terör örgütü üyesi olmakla suçlanan bir adam nasıl başsavcı olur. Oysa o suçlamanın nasıl temelsiz olduğu bu konuyla doğrudan ilgili. Onun için başlangıçta diyorum ki, atamayı gerçekleştirenler tarafından savunmamız alınmadığı gibi o dosyalar onlar tarafından da incelenmemiştir. Baktığımızda akla, mantığa, kronolojiye, coğrafyaya ters, gizli tanık ifadelerinin hiç kesintiye uğratılmadan bire bir iddianamaye alındığını görüyorsunuz. Onlarca insanın yaptığı savunmadan sadece bir cümle ile bahsediliyor. ’Şüpheliler suçlamaları reddetmişlerdir” diye konuştu.

‘SİYASETİ BAŞKALARI DÜŞÜNÜR’

Siyaseti düşünüp düşünmediği sorusuna Cihaner, dokunulmazlık zırhına kavuşmak için siyasete girmeyeceğini bildirdi. Bundan kurtulması gerekenlerin başkaları olacağını bildiren Cihaner, “Şimdi bir kehanette bulunayım. Bu süreçte rol alan bir çok insanın, çok uzak memleketlere kaçacaklarını şimdiden size söyleyebilirim. Bundan başkaları kurtulacak ben niye kurtulayım? Ben burada saldırıya, açık bir hukuksuzluğa uğramış bir insanım. Bunların hesabını sorunca, bunun zamanı gelecek tabii ki başkaları kaçacak, başkaları kurtulmaya çalışacak. O anlamda o dediğiniz şeylere sığınacak başka insanlar çıkacaktır. Ama siyaset sizin kafanızda ne kadar yer ediyorsa benim kafamda da o kadar yer ediyor. Koşulları vardır, olur olmaz. Kafamda bir şey yapmış değilim” dedi.

Recep DEMİRCİ/ERZİNCAN / DHA

3