İlk çocuk

a
a
Cumartesi, 11 Eylül 2010 - 05:00

Ailelerin en büyük travması ilk çocuk. Gözlem değil, araştırma sonucu! Boşanmaların önemli bir bölümü ilk çocuğun doğumundan sonra gerçekleşiyor; kanıtlanmış, ispatlanmış. Önce saçma geliyor kulağa. Çünkü ilk çocuklar genelde planlanarak, istenerek yapılıyor; ilk heves, ilk gözağrısı oluyor. Sadece anne baba için değil anneanneler, babaanneler, dedeler için de büyük sevinç, mutluluk kaynağı oluyor. Ama o pespembe mutluluk hali çocuğun doğup sorumlulukların genç çiftin üzerine yüklenmesiyle değişiyor.

Uykusuz geceler, değişen yaşam tarzı, ilk kez rastlanan ve aslında çok basit olmasına rağmen tamamen tecrübesizlikten kaynaklanan bilinmeyenler zinciri, bunun yanı sıra artan giderler ve sorumluluklar çiftleri zorlamaya ve evliliklerini test etmeye başlıyor. İkinci çocuklarda ise bu sorunların hiçbiri yaşanmıyor. Neler yaşayacağının bilincinde olan aile, bir de birinci çocukta kazandığı bakım tecrübesinin verdiği rahatlıkla ikinci bebeği anında aileye adapte ediyor. Sofrayı yeniden kurmuyor anlayacağınız, sadece bir tabak daha ekliyor.

Çocuk açısından bakıldığında da durum değişik. Genelde birinci çocukların, daha stresli, daha şımarık, daha beceriksiz olmalarının nedeni de bu işte. Tecrübesizce çocuğun üzerine titreyip, buldumcuk olmuşcasına her istediği yapılınca çocuk da haliyle şımarıyor. Ama ikinci, “Nasıl olsa yer, üzerine gitme”, “Ateşi mi var, biraz bekleyelim. Hemen de doktora gitmeye gerek yok” “Yemeğini kendi yiyebilir” gibi rahat duygular içinde büyüyünce o da ailenin rahatlığını alıp sakin bir çocuk oluveriyor. Herkes için aynı olmasa da genelde yaşanan tablo bu. Bu yazıyı birinci çocuğun zorluklarını yaşadıktan “İkinci mi? Asla!” diyenlere ithaf ediyorum. Şu sıralar etrafımda sıklıkla görüyorum da! Herkesin bayramını kutluyorum.