İlk defa gerçek aşk evliliği yaptım!

Pazar, 04 Temmuz 2010 - 05:00

İlk defa gerçek aşk evliliği yaptım!

Aşkın, bir kadını nasıl değiştirdiğini, Yeşim’le buluştuğumuzda, bir kez daha anladım... “Hayatımda ilk defa aşk evliliği yaptım” derken, gözlerinin içindeki ışığı görmenizi isterdim... İçindeki huzur ve mutluluk her şeyine yansımıştı... Kendi olmuştu, özüne kavuşmuştu sanki... Rahatlamıştı... Heyecanla anne olmak istediğini söyledi... Yeni projelerini anlattı... Yaşama, sevgi ve umutla sarılmış, geçmişi çoktan geride bırakmış, gelecek için ümitle koşturan bir kadın artık Yeşim Salkım. Dobralığı ise hiç değişmemiş... Sevgili İzzet Çapa’nın muhteşem Circus’unda buluştuk onunla. İnandıklarını, doğrularını çekinmeden paylaştı bizimle...

Oya Germen

oyagermen@hotmail.com

Gözlerin bir başka parlıyor. Yeni projelerinin heyecanı mı?

Evet, tatlı bir telaş içerisindeyim. 2 yeni albüme girdim; bir tanesi 12-13 şarkılık best of, 20 senem doldu çünkü. Bir tanesi de Fikret Şenes albümü. Fikret Şenes’in aşk defteri yani bugüne kadar yaptığı bütün çalışmalar. Ama ikincisi, insanların çok fazla bilmediği, ‘Fikret Şenes’in defterinden aşk’ diye 16 şarkılık bir proje.

Fikret Hanım’ın yeri doldurulamaz. Yaşadığı müthiş aşkın meyveleri, nefis tatlar bırakıyor hepimizde...

Çok büyük bir aşk gerçekten. O şarkıları, şimdi daha başka dinlemeye başladım. Çünkü o şarkıları ben öyle dinlemiyordum, öyle hissetmiyordum ama şimdi çok daha farklı geliyor, inanılmaz şarkılar. Ajda Hanım’la ön plana çıkmış şarkılar var ve Ayten Alpman, Semiha Yankı, Ayla Algan, Sevda Karaca tarafından da şarkıları okunmuş. Ajda Hanım’dan sonra en çok ben okumuşum Fikret Hanım’ın şarkılarını. Bir vefa albümü olmasını, hem de ne kadar değerli bir kadın olduğunu, genç jenerasyonun fark etmesini çok istiyorum.

Bu albüm ne zaman çıkıyor?

Best of’umu çıkartacağım önce. İkinci bayrama da, Fikret Hanım’la yapacağımız çalışmayı. Bir tane klip çektim onun şarkısı ‘Sana Doğru’ya.

Müziğin dışında bir şey yapmayı düşünmüyor musun?

Bir sinema filmi projesi okuyorum. Temmuzda başlayacak, daha henüz tam netleşmedi. Bir macera filminde, bir çocuğu olan anneyi oynayacağım. Mafyanın içinde bir kadın. Sadece kızı için yaşayan, kızının hayatı için kendi hayatını feda etmeyi göze alan bir anne. Bu yaz, sahne sanatçıları açısından biraz sönük mü geçiyor, bana mı öyle geliyor? Evet yaz çok hareketli geçmiyor. Normalde herkes sahnelere çıkıyor ama eskisi gibi değil. Ekonomik koşullar bazı insanları çok etkilemiş durumda.

Senin herkes tarafından çok ilgi çeken bir hayatın oldu.

Bir benim ilgimi çekmiyor!

İnsanlar neden bu kadar çok başkalarının hayatlarıyla ilgililer?

Bu biraz da eğitim ve kültürle alakalı. Kendi hayatlarındaki sıkıntılarını çok konuşmak istemeyen toplumlar, başka insanların hayatları ve sıkıntılarıyla ilgilenir. Türkiye aslında gelişimini tam tamamlamamış bir ülke. Onun için başkalarının hayatlarıyla çok daha fazla ilgiliyiz. Kendi derdimizi ve sıkıntımızı bir nebze unutmak için...

Alara Uzan’ın yaşadıklarının sana çok benzediğini söyledin, kıyamet koptu. Cem Uzan dava mı açtı sahiden?

Evet öyle bir durum var.

Neden bu sert tepki?

Valla hiç ilgilenmiyorum, avukatlarım ilgileniyor. İnanır mısın gazete de okumuyorum.

Sen kendi hayatında ne yaşadıysan onu anlatmadın mı?

Gerçekten de hiç ilgilenmiyorum onlarla, çünkü önümde çok güzel bir gelecek var. Eğer her şeyiyle ilgilenmeye çalışırsam, yapacağım işleri ertelemiş olurum. Kırk yaşındayım ve yirmi yaşında bir kız annesiyim. Herkesin kendi dertleriyle uğraşması gerekiyor. Onun da kendi derdiyle, kendi sorunlarını çözmeye gitmesi lazım.

Güzel bir kadınsın, kısa dönemde birçok şey yaşadın. Hayatı ve kendini nasıl sorguluyorsun?

On yıl öncesine baktığımda onar onar gidiyorum hayatımda. Mesela on yıl önceye baktığımda hayatımda çok doğru kararlar almışım. Ondan on yıl önce geriye döndüğüm zaman da gene hayatımda güzel kararlar almışım. Mesela kızımı dünyaya getirmişim yirmi yaşında.

Babası sahiden hiç bakmadı mı çocuğuna?

Daha yeni başladı Gizem babasıyla görüşmeye. Şu anda aralarında bir bağ kuruluyor, bu çok kolay olmadı. Benim için de, kızım için de...

Senden gerçekleri duymak istiyorum bu röportajda.

Çok fazla doğru da; çok doğru olmuyor bu ülkede. Bunları alıyorlar ve başka şekilde kullanıyorlar. Doğruları öğrenmeleri için, hayatımı bir kitap haline getirdim. Kızıma vasiyet ettim, bana bir şey olunca çıkarak kitabımı. Oradan en doğruları duyacaklar zaten.

Neden öldükten sonra?

Ne söylediklerini duymak istemiyorum onların.

Kitabın içeriğinden başlıklar verir misin?

Bana yapılan haksızlıklar, aile hayatımda yaşadığım üzüntüler. Genç bir kızın hayatının nasıl başladığını, nerelere geldiğini, nasıl dibe vurduğunu, sonra nasıl yukarıya çıktığını, tekrar nasıl dibe vurduğunu. Kitap diliyle okununca belki beni anlamaları kolaylaşır.

Yaşarken anlaşılır olmak, daha güzel değil mi?

Öldükten sonra sana ne faydası var? Hayattayken yapmam çünkü herkes öldükten sonra kıymetlenir. Hiç kimsenin hayattayken kıymeti bilinmiyor. Bu dünyada da, Avrupa’da da böyle; sen yaşarken senin kıymetini hiç kimse bilmiyor.

Yazdıklarının tepki görmesinden korkuyor olabilir misin?

Hiç öyle bir korkum yok. Sadece bu benim kendi adıma aldığım bir karar. Herkesi oturdum uzaktan seyrediyorum. Kendi yaşadıklarıma bakıyorum. Yaşadıklarımın en derinini o kadar çok insanın bilme hakkı olmadığını düşünüyorum. Ama ben öldükten sonra insanların bir şey bilmeye hakkı var.

Kızının söylediği gibi; bir şeyi istediğin zaman mutlaka ona sahip olur musun?

Kadınların erkeklerden çok daha güçlü olduğunu düşünüyorum. Biz her türlü şart altında belki çok yıkılmış durabiliriz fakat bu anlıktır, belki birkaç ay ya da bir yıldır. Ama bir erkeğin, toparlanması çok zordur. Bunu babamda da gördüm, arkadaşlarımın eşlerinde de gördüm, kendi yaşadığım hayatta da.

Eski eşlerin senden sonra zor mu toparlandılar?

Çok ilgilenmedim ama yaşadığım deneyimlerden bunu söyleyebilirim. Kadınlar fırsat kollayayım da, bu insanı ya da bu erkeği nasıl yaralarım demez.

Erkekler fırsat kovalar mı demek istiyorsun?

Evet, erkekler fırsat düşkünü olarak yaşıyorlar. Ellerine küçücük bir fırsat geçtiğinde, çok iyi kullanıyorlar, kendilerince tabii... Ama farkında değillerki aslında sonradan yol, su olarak onlara geri dönecek. Ben kadının ne kadar güçlü olduğunu, annemde de gördüm. Annem de yaklaşık 27 sene sonra babamdan boşandı. Bir ev kadını olarak, iki evladıyla, dimdik ayakta nasıl durduğunu gördüm.

Senin ailenin kadınları nasıldır?

Ben kadınların güçlü olduğu bir ailede büyüdüm. Onlardan yalan söylememeyi, olduğumdan farklı durmamayı öğrendim. Çünkü aslını inkâr eden haramzadeymiş. Ben bundan 20 sene önce ay ne kadar asildim diye hayata başlamadım. Hepimizin gördüğü ve yaşadığı şeyler var. 20 sene sonra üzerindeki iki çul değişen veya evliliğiyle statü değiştiren kadının, nasıl değiştiğini de gördüm ben.

Kenan Erçetingöz’ün yazdığı, yarı maymun, yarı kurt kadın yazısını okudun mu?

İmza atarken, kocasının nimetlerinden faydalanırken, kadın gibi kadın. Ayrılığa gelince para isteyen, mahremiyeti ortaya döken kadın. Kadın, belki evlenirken gerçekten samimi, o evliliği gerçekleştirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor. Çünkü toplum onu oraya getiriyor. Toplum baskısını unutmamak lazım ama o kadının ayrıldığı zaman canı yanıyor. Ve dünyadaki hiçbir yaralı hayvan, yaralı bir kadından daha tehlikeli değildir. Bir kadını yaralı bıraktığın zaman da, kadın pençelerini çıkartıyor.

İntikam almak, güçlü olduğunu mu gösteriyor?

Tabii ki intikam alacak, en doğal hakkı.

İntikam alacağım diye, özel hayatın ortaya dökülmesi çirkin değil mi?

Konuşması gerektiği yerde konuşacak, eğer gerçekten o evlilikte sahte bir şeyler görmüşse ve biz bunu farklı biliyorsak, konuşmalı, anlatmalı.

Mahremiyet diye bir şey kalmamalı mı?

Çok üzüldüğüm insanlar oluyor, çünkü içinde ne yaşadığını bilmeden, magazin sayfalarında onlar hakkında yazıyorlar.

Sanat dünyasından bir kadın evlenince, evinin kadını oldu deniliyor. Evlenmeden önce, sokak kadını mıydı?

Biz şarkı söyleyen, sinema filmi çeken, tiyatro yapan, yani çok uçta gördükleri bir kesimiz. Bilmiyorlar ki, bizler aslında bu toplumun içinde yaşayanlardan çok daha normaliz. Bu mesleğin dışındaki insanlar çok daha uçlarda yaşıyorlar. Ben de bunu, TV programlarından öğrendim. Lütfen önce herkes, aynada kendine baksın, sonra etrafına baksın.

Yaşadıklarını değerlendirirken, objektif ve adil olarak bakabilir misin kendine?

Her zaman baktım ve ben çok zor bir insanım.

İnsanlar gerçeklerle yüzleşmek istemezler, senin hayatında oluyor mu böyle şeyler?

Yaşadıkça ders alıyoruz. Öğrenmek bitmiyor, ben 80 yaşına gelsem bugün de bir şey öğrendim derim. O yüzden devamlı bir şeyler öğreneceğim.

‘Zorum’ dedin, neden?

Zor bir insanım derken, yaşadıklarım beni katılaştırdı. Yaşama erken başlamış ve mücadelesini sokakta vermiş bir insan olmak kolay değil. Ekmek parasını 20 yaşında kazanmaya başlamış bir kadın olmak, bir çocuk sahibi olmanın yükü. Bir erkek kardeşin sorumluluğu, onu geleceğe hazırlamak kolay bir şey değil. O yüzden de beni biraz katı yaptı. Koruma kalkanlarım fazladır benim. Ben evdeyken çok daha sevecen, komik, kalkanlarını tamamen indirmiş, kendini karşı tarafa tamamen gösterebilen bir insanken, ekran karşısına geçtiğim zaman bir anda koruma kalkanlarımı geliştiriyorum.

Vaktiyle, medyada güç sahibi olan biriyle evlendin, etrafındaki insanlar ayrıldıktan sonra da yanında mıydı?

Yok hayır. Şöyle söyleyeyim son on senedir çok yalnız yaşıyorum ve çevremdeki çoğu insanı eledim. O dönem ve sonrasında çok ağlattılar beni. Eşim dostum biliyor... Çok ilaç kullandım, kendimi toplayabilmek adına çok zor günler geçirdim. Hiçbir şey dışarıdan göründüğü gibi değildi; sustum ve bazı konularda susmaya devam ediyorum.

O kadar maddi imkanlara sahip olduğun dönemde mi daha mutluydun, şimdi mi? Şimdi çok mutluyum, bugüne kadar verdiğim kararların da sonuna kadar arkasındayım. Yine olsa, aynısını yapardım, hayatımın en doğru kararını vermişim.

Son evliliğin, seni çok huzurlu bir kadın yapmış...

Çok şükür, çok iyi bir ilişkimiz var, 3,5 senedir beraberiz. Bizim aile yapımız çok benziyor, baba dediğim Hakan’ın babası var, çok iyi bir insan. Annesi, annemle çok iyi arkadaş, çok uyumlular, biri bir şeye kızdığında diğeri de kızıyor. Eşim de çok anlayışlı bir insan. Benden 7 yaş küçük ama bana çok şey öğretiyor. Dur bakalım sakin ol, bekle, sabırlı ol, her şey bir şekilde yoluna girecek diyerek.

Aşk evliliği mi?

Evet, ilk defa aşk evliliği yaptım. Daha öncekilerde sevgi, mantık vardı ama aşk evliliği başkaymış. Ben baştan aşık oldum ama o bana daha sonra aşık olmuş. “Seni tanıdıkça daha da artıyor aşkım” diyor...

Çocuk düşünüyor musun?

Yapacağım, önüme de takıp dolaşacağım. Kendini tazelenmiş, yenilenmiş hissediyorsun. 40 yaşından sonra olurmuş kadınlarda. Doğrusu, kendimi 20 yaşında hissediyorum. 58 yaşında kadın doğurdu Amerika’da. Doğum, kadını çok yeniliyor, hücrelerini tazeliyor. Önümüzdeki sene doğuracağım.

Sanat dünyasında dostluk olmuyor mu?

Yok, rekabetin olduğu yerde dostluk olmaz. Görüşürsün, yemek yersin, sırlarını bilirsin ama bak o insanlara, her sene kavgalarını duyarsın. Bir de danışıklı dövüşlü bir iş var biliyorsun, kavgalı gibi gösterip de aslında olmayanlar.

Kim onlar?

Gülben’le Hülya Avşar bence hiç kavga etmediler!