İmdat, siber saldırı

a
a
Pazar, 14 Kasım 2010 - 05:00

Bir saat içinde 2 bin kadar elektronik mektup alırsanız ne yaparsınız? Üç gündür siber saldırı altındayım ve kafayı yemek üzereyim! Çıldırdım. Meğer sanal dünyadaki saldırı çok vahimmiş. Elektronik posta kutuma dünyanın her yerinden binlerce mail yağıyor. Ama baktığınız zaman sanki hepsi Microsoft exc.’dan geliyormuş gibi. İçinde “Yollamak istediğiniz mektup teslim edilemedi, bir daha denenmeyecek” yazıyor. Hem başıma bundan sonra gelebilecek belaları önlemek hem de sizi uyarmak adına yazıyorum, olay şöyle gelişti: Posta kutuma Microsoft’tan gelen mektupta “Kotanızı aşıyorsunuz, kota arttımı yapacağız, kişisel bilgilerinizi kontrol edelim” deniliyor ve birkaç harf verilerek bunun güvenlik alanına yazılması isteniyor.

[[HAFTAYA]]

Genelde bu tür kişisel bilgilerimi isteyen mektupları anında silerim. Bu kez gerçekten de kotam çabuk dolduğundan tongaya düşüp söyleneni yapıyor ve gönderiyorum. Bir kaç saat sonra da posta kutum dolup taşmaya başlıyor. Silmeye yetişemiyorum. Gazetemizin teknik servisi bilgisayarı açıp kapamamı söylüyor önce. Nafile. Silmeye yetişemiyorum. Junk maile atıyorum, her birinin içinde başka isimler var, işe yaramıyor. Çok zekice bir saldırı. Sonunda hesabımın kimlik bilgilerini değiştirerek mektup bombardımanını durdurmayı başardılar. Ama bu kez de benim hesabım kullanılarak sağa sola atılmış ve güvenlik kalkanını yarıp girebilmiş olanlardan abuk subuk yanıtlar gelmeye başladı. Muhtemelen bir şeyler alıp bir iki piyangoya katılmış olmalıyım. Allah vere de başım belaya girmese! Uyarıyorum, hiç kimseye kimlik bilgilerinizi, şifrenizi vermeyin. İki: benden bir mesaj aldınızsa inanmayın. Üç, bu ara bana bir mesaj yolladınızsa silinmiş olabilir, özür dilerim!

Harry Potter siyasi mi olmuş?

Pek yakında gösterilmeye başlayacak Harry Potter’ın son macerasını gazeteci ayrıcalığıyla önceden izledim. Benim oğlum nasıl büyüyüp delikanlı olduysa Harry de büyümüş tabii ve sanki maceraları da çocukça değil daha siyasi olmuş gibi geldi bana! Hani ben mi koşullandım da bütün olanı biteni buna yoruyorum diyeceğim ama değil. Filmi birlikte izlediğim bir iki arkadaşım da bana katıldı. Son macerada büyücüler ve olmayanlar ayrışmış. Ortalık hain kaynıyor. İhbarlar, ihanetler, iz sürmeler, fişlemeler, öldürmeler gırla gidiyor. Hele bir iki sahne var, anam anam burası Türkiye mi diyesim geldi: Bakan değişiyor ilk konuşması, bütün personelin geçmişine ve icabına bakılacağı üzerine! Bir korku imparatorluğu yaratılıyor ve hele şöyle bir replik var ki muhteşem: “Bu hainler biz ve onların birlikte yaşayabileceğimizi, hatta sevişebileceğimizi söylüyor, yok edilmeleri lazım” türünden bir şey. Aklıma Laz fıkrası geldi: Bizim laz ABD’ye gitmiş, eski zamanlar. Bakmış ki zencilere kötü davranıyorlar. Bundan sonra demiş, siyah beyaz ayırımı yok, hepiniz yeşilsiniz! Peki demişler, otobüste nasıl oturacağız, eskiden siyahlar arkada, beyazlar önde otururdu? Bizimki düşünmüş: açık yeşiller önde, koyu yeşiller arkada demiş! Davit Yates’in yönetmenliğini yaptığı son film hayli uzun ama ben sıkılmadan izledim, çoğu yerde de boş bulunup hoplayıp zıpladım! Bir de üç boyutlu olsaymış, tadından yenmezmiş! Tatili değerlendirin derim.

Aman dikkat, kesmeyin, uçmayın!

Bilmem farkında mısınız, bu yaz hiç tatil yapmadım, yazılarıma hiç ara vermedim. Onun için göğsümü gere gere bu uzun bayram tatilinde sizden izin istiyorum. Aslında bunun nedeni biraz da tatilde yazacak bir şey olmamasından. Orasını burasını kesen acemi kasaplar ve kan gölüne dönecek yollarla trafik kazaları dışında kayda değer bir şey olmayacaktır! Malum, çok güçlü ekonomi olduk, on gün çalışmasak ne olur? Hayat duracak derken şaka etmiyorum, bundan önceki yıllarda da hep böyle oldu, hayat gerçekten duruyor. Zaten iki gündür İstanbul’da veba salgını çıkmış da şehir karantinaya girecekmiş gibi kaçıyor herkes, 15 milyonluk kentte kıpırdayamayacak olanlar dışında herkes bir yere gidiyor, parası olan gezmeye, olmayan köyüne! Ben, canını kurtarmak için kaçan, bacağından sürüklenen, acı çekerek öldürülen hayvan haberlerine tahammülüm olmadığı için gidiyorum, yoksa bayramlarda o turist kalabalığına girmekten hiç hoşlanmam. Uzun lafın kısası, hepinize iyi bayramlar. Kurban keseceğim diye bir yerinizi kesmeyin, tatile gideceğim diye yollarda canınızı da bırakmayın...