İmkansız Canım Ailem

Perşembe, 19 Kasım 2009 - 05:00

Sözü uzatmaya gerek yok. Canım Ailem’i (atv) izlemeyi özlemişim. Ama belli ki o beni özlememiş. Hikaye bıraktığım gibi özensiz durdu, bütün gece karşımda...
Bir yeni tip girmiş diziye. Adı Aziz. Anladığım kadarıyla sahibine ulaşmayan mektupların mağduru. “Sahip” de Meliha. Eski bir gönül kırıklığı var adamımızda. Ve elbette yeni bir imkansız aşk modeli...
Çok yakında dizinin şarkılarında büyük bir değişim yaşanacak. Belki de Uğur Yücel’in bir önceki dizisinden hatırladığımız şu melodi koyacak son noktayı. “Sen imkansızsın/ sensizlik imkansız/ aşk imkansız...”
Ve son bir not. Tüm tıkanmışlığına rağmen, senaryo hala samimi oyunculuklarla ayakta duruyor. Aziz bu anlamda yakışmamış diziye. Adana şivesiyle Karadeniz şivesini karışık konuşuyor. Bu da imkansızzzz

Namuslu’ya selam var!
Geniş Aile (Kanal D) salı gecesinin zirvesini bırakmıyor. İyi bir yol bulmuş senaristler. Her bölüm bir hikayeden oluştuğu için sıkıntı yaşanacak diye bekliyordum oysa...
Bu bölümün hikayesi, 90’ların ünlü filmi Namuslu’dan esinlenmiş. Hani Şener Şen’in namuslu bir mutemedi canlandırdığı. Namuslu olduğuna inandıramıyordu kimseyi. O da intikamını mahalleyi dolandırarak alıyordu...
Cevahir de aynı şeyi yaptı. Loto gargarasından altıyı bulamadığına inandıramadı kimseyi. “Sen şu parayı al, elin bollaşınca geri ödersin” diyen 300 Spartalı mahalle sakinine gereğini yaptı.
Güzeldi dizi. Diyaloglar mizah dergisi tadındaydı. Her hafta bir Leman, Penguen, Uykusuz hızıyla gidiyor Geniş Aile. Selam olsun!

EKRANIN EN İYİLERİ
Sıra salı gecesinde. Yine bir dolu dizi vardı ekranda. Salının ana teması aileler. Bir de yakın tarih dersleri var Show TV’de. Genelde ekran sıcak.
Ama en sıcaklarına selam etmek lazım ekranın. Sevgiyle selamlıyoruz beşini de...
İlker Ayrık (Mürsel/ Geniş Aile), Ufuk Özkan (Cevahir/ Geniş Aile), İlker Aksum (Halim/ Canım Ailem), Melis Birkan (Cemile/ Bu Kalp Seni Unutur mu) ve Yeşim Ceren Bozoğlu (Sevim/ Geniş Aile).

Daha da gelmezler!
Ajda Pekkan ve Sezen Aksu’yu, TRT Müzik kanalının galasında (TRT 1’den canlı yayınlandı) ekrandan izlerken müthiş bir rahatsızlık duydum. İki dev sahnedeki ışık düzeni yüzünden korku filmlerinden fırlamış gibiydi... Estetik izlerinden tutun da kifayetsiz makyaja kadar bütün açıklar kabak gibi ortadaydı. Ajda Pekkan’ın sıklıkla unuttuğu şarkı sözlerini de ekleyin üzerine. Birkaç şarkıda ikili detone oluşlarını da gözden kaçırmadıysanız; vay halinize...
Sanırım çok uzun bir süre tekrar bir arada olmayacak iki dev sanatçı. En azından TRT ekranlarının koşullarıyla. Kesin!

Ağlak insanlar görüyorum
Nereye çevirsem gözümü, ağlak insanlar görüyorum. Hani Bruce Willis’in öldüğünü anlamayan adamı oynadığı 6. His filminin fragmanı gibi oldu; “Ölü insanlar görüyorum” der ya oradaki çocuk. Öyle işte...
Başta Unutulmaz olmak üzere, Yaprak Dökümü, Samanyolu, Aşk Bir Hayal, Ezel ve bir sürü Türk dizisi. Hepsinin tanıtımında gözü yaşlı adam ya da kadınlar var.
Ama sanırım en çok ağlayan erkek makbul bu dönem. Göz ucundan yaş sarkan koca adamlar sıkı reytinglere imza atıyorlar. Birimizin içi patlayana kadar sürecek bu ıstırap.
Ne diyordu Kayahan; “Allah’ım, neydi günahım?”...

Samimi bir gaf...
Mehmet Ali Erbil yeni formatıyla (Birimiz Hepimiz İçin/Star TV) daha rahat. Aslında Aileler Yarışıyor olarak biliyoruz bu formatı. Önce Erol Evgin, ardından Beyaz, son olarak da Demet Akbağ sunmuşlardı...
Şimdi Mali sürüyor saltanatını. Ama hisli ve de içli adam Erbil. Kendinden önce yarışmayı sunan bu üçlüye önce selam etti, ardından da “rahmetle” andı hepsini. Son zamanların en samimi gafıydı. Çünkü gerçekten ağzından kaçtı... Alayına Allah uzun ömür versin diyelim...

İKİ ANA MESAJ VARDI
Papatyam (Star TV), yarı Rus Gelin yarı da Ali Tezel’e Sorun kıvamında yürüdü yoluna. Eve gelen bir Rus hizmetçinin aileyi böldüğüne şahit olduk. Doğrusu budur. Kaçak bakıcı çalıştıran her ailede benzer bir sürtüşmeye tanıklık ettim ben...
Hatta çok yakın bir arkadaşımın babası, eşini boşayıp bakıcıyı almaya kalkıştı. Aile faciasını müzakerelerle önlemiştik. Neyse...
Gecede iki önemli mesaj vardı. Birincisi, Türkiye’de ciddi oranda kaçak iş gücü var. İşsizliğin önemli nedenlerinden biri de bu. İkincisi, kaçak iş gücüyle “kaçamak” yapmak, aile sağlığına zararlıdır.