İMKB, kriz öncesine döndü şimdi sıra reel kesimde

Salı, 27 Temmuz 2010 - 05:00

Krizin en ağır olduğu günlerde borsaların eski güzel günlerine ne zaman döneceğine yönelik yapılan değerlendirmeleri sizlere aktarmıştım. ABD’de yapılan anketlere dayalı analizlerde, Dow Jones’un, ancak 2013-2016 tarihlerinde, Ekim 2007’deki zirvesine ulaşabileceği ileri sürülüyordu.

Türkiye için de bizim uzmanların tahminleri pek farklı değildi. 2009’da endeksin 33-35 bini bulacağı, en yüksek düzey olan 58 binler için ise uzun yıllar bekleyeceği dile getiriliyordu. Ancak, reel ekonomideki bozulmayı ‘önceden’ satan borsalar, ‘düzelmeyi’ de önceden almaya başladılar. Ancak, bu geri geliş dönemlerinde ülkelerin ‘hikayeleri’ farklılaşmaya başladı.

Beklenenden erken oldu

Yazılan farklı hikayeler ve geleceğe yönelik beklentiler, borsaların kriz öncesi ‘yüksek’ düzeylere dönme süresini de kısalttı. Uzunca süre Dow Jones, DAX (Almanya), Bovespa (Brezilya) gibi borsalarla paralel giden İMKB, son aylarda izlediği seyir sayesinde tüm zamanların en yüksek düzeyi olan 60 bini seans içinde gördü, geçen hafta içinde de ‘tarihi’ kapanışını gerçekleştirdi.

Banka kârları, not artırım beklentisi, ‘sıfır’ faiz ve gelişmekte olan ülkelere ilgi nedeniyle yükselen İMKB, bu performansıyla ‘kriz öncesini’ yakalayan az sayıda borsadan biri oldu.

18 borsanın performansı

Tabloda 18 ayrı borsa endeksini görüyorsunuz. Bunlardan biri Türkiye olmak üzere 2’sinde, kriz öncesi en yüksek düzey yakalanmış. Türkiye’ye benzeyen gelişmekte olan ülkeler borsalarının ise farkı kapatmaya epey yolları var. Borsanın bu kadar iyi performans göstermesi, aslına bakarsanız, bize Türkiye’nin krizden az hasarlı çıktığı mesajını da veriyor.

‘Teğet geçme’ olmasa bile banka ve şirketlerin kârlılığı ve ekonominin potansiyeli, yabancıları hisse almaya itiyor, bu da borsayı yukarı taşıyor. Böylelikle borsa ve faiz kriz öncesine döndü. Şimdi sıra üretim, ihracat ve işsizlik rakamlarında... Borsanın eski düzeylerine dönmesini, ekonominin normale dönmesi olarak algılayanlar var. Evet, borsa ve faizin normalleşmesi önemli... Ancak, gerçek normalleşme, büyümenin başlaması, ihracatın canlanması ve yeniden işe alımların artmasıyla olacak.

İşsizliği çözmek olanaksız mı?

Okyanusun iki yakasından, bir gün arayla, aynı konuda iki açıklama geldi. Birini Başbakan Tayyip Erdoğan yaptı. Başbakan dedi ki “Dünyanın hiçbir yerinde her üniversiteliye iş olanağı yoktur. İşsizlikten bütün ülkeler yakınıyor.” Ardından da ekledi: “Ben göreve geldiğimde yüzde 10.3 işsizlik vardı. Dünyanın en gelişmiş ülkesi olan ABD’yi söylüyorum... Amerika’da işsizlik rakamlarını verdim. Onlar da yüzde 10’lara yaklaştılar. Niye çözemediler? Arkadaşlar gerçekleri görelim, milleti aldatmayalım.” Özetle Başbakan, ‘O kadar da kolay değil’ mesajını veriyor.

Bernanke de Başbakan gibi

Okyanusun öte yakasında konuşan ise ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke idi. O da geçen hafta şunları söyledi: “İşsizlikle mücadele beklenenden daha fazla zaman alabilir. 2012’nin sonuna kadar işsizlik ancak yüzde 7’lere kadar gerileyebilir.” Şu anda ABD’de işsizlik yüzde 9.5 düzeyinde seyrediyor. Oysa, kriz öncesinde yüzde 5.5 idi. Aslında iki lider de zor olanı yaptılar ve açık mesaj verdiler... İşsizlik, içinde bulunduğumuz koşullarda çok kolay baş edilecek bir sorun değil. Özellikle de Türkiye için... Çünkü:

Türkiye’ye özgü koşullar

- Türkiye, 2002-2007 arasında hızlı büyüme döneminde bile bu sorunu aşamadı. 2007 sonunda oran yüzde 9.5 gibi yüksek düzeylerdeydi.

- Kriz bunun üstüne karabasan gibi çöktü, hem büyüme rakamını aşağıya çekti hem de yeni işsizler yarattı. Şimdi önümüzdeki 5 yılda hem işini kaybedenlere hem de yeni iş gücüne katılanlara iş bulmak gerekecek.

- ‘Potansiyel büyüme’ burada kilit kavram olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin bu yıl ve gelecek 5 yılda yüzde 5-8 arasında oranı tutturması gerekiyor ki bu zor görünüyor.

- Bazı ülkelerde işsizlik belli oranlarda vardı. Yüzde 3-5 gibi oranlardan, yüzde 8-10 aralığına çıkışlar oldu. Ancak, krizle birlikte arttı. Geç de olsa krizin etkilerinin geçmesiyle bu ülkelerde oran azalacak. Türkiye’nin işi daha zor gibi görünüyor.

İyi zamanlarda da olmadı

- Başbakan bu zorluğu açıkça söyledi. En son nisan verileri açıklanmıştı. Birkaç ay sonrasında mevsim etkisiyle yüzde 10 oranı da görülebilir. Fakat yeterli değil.

- Türkiye’nin en azından 1990’lardaki yüzde 6’lar düzeyine dönmesi, istihdam yaratacak ihracat ve yatırım politikalarını desteklemesi gerekiyor. Başbakan’ın haklı olduğu noktalar, eksik belirttiği noktalar var. Birincisi, muhalefetin açık ve ayağı yere basan politikalar ortaya koyması gerekiyor. İkincisi, hükümet de dünyadaki iyi uygulamaları izleyip, uyarlanıp uyarlanamayacağına bakmalı... Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) rakamlarına baktım. Çek Cumhuriyeti, Kore, Meksika, hatta Polonya... Bu ülkelerde oranlar düşük... Belki kopyalanacak, esinlenecek uygulamaları vardır... İşsizliği çözmek çok zor... Ama ‘Olmuyor, biliyorsanız söyleyin’ yaklaşımıyla da mesafe almak mümkün olmayabilir.